Denizyıldızı

30
Ahmet Okan

Aylardan Aralık, sene 2017, günlerden Pazar, başımızın üstünde masmavi bir gök parçası, eskiden neyseydi şimdi de o. Zeytin, harnup ve akasya ağaçlarına düşen güneş dallarda yapraklarda parçalanmakta, bu kış güneşine, bu ayaklarınızın atlıda tembel yatan toprağa, bu cemilelerin hâlâ ve ısrarla veren sürgünlerine baktıkça mevsimleri şaşırmak budur, aylardan aralık değil sanki mayıs, gözleriniz kahverengi lakin nereye baksa yeşil bakmakta…

Bir dağ yürüyüşündesiniz, keçi yolları tercih edilir, çam ağaçları ile birlikte yürür gibi, telaşsız bir yürüyüş, şehir gürültülerinden uzak, daha önce hiç böyle görmemiştiniz, patika nereye çıkacak bilinmemekte, ki en güzeli bu, karşıda durgun birbirine çatılmış gibi duran gök ve deniz, budur memleketiniz…

Vakit gündüzdür ama her taraf gece sessizliğinde, Aralık’ın ilk rüzgarlarında sahipsiz yamaçlar ürpermekte, yüzünüz serin, avcılardan kaçmış bir tavşan gizlendiği yerde endişeli, karga sesleri ele veriyor sizi, yürüyüp gördükçe ta dağların tepesinde bir kaya parçasında fosilleşmiş denizyıldızı şaşırtır sizi, ister istemez düşünürsünüz dünyanın nereden nereye geldiğini…

Dağlar ve denizler şarkı ve türkü gibidir, her an kendi müziğinde ağaçlar, kurtlar böcekler ve köpüklü dalgalar, bir dağ parçasında gezinirken gailesiz o müziği işitirsiniz, içinize dökülürken nağmeleri yüreğinizde ve her yerinizde bir ferahlık, bir aydınlık, ne bileyim anlatılmaz pek, özgürlük dedikleri şeydir işte…

Böyle bir Aralık ayında, sabah nemi hâlâ ağaçların yapraklarında, ayaklarınız yabani otlarda yeşile bulanmış, karşıda Akdeniz ve deniz kıyılarına yuvarlanan yamaçlar, hiç bilmediğiniz görmediğiniz dağ kovuklarında biraz dinlenerek, elinizde bir şimşir ve şinya dalını rehber belleyerek… diyeceğim her şeyden uzak yürümek, nereye çıkarsa çıksın bu yol, çünkü nihayetinde memleket…

Bu yazı kısa olsun, böyle bir mevsimde, böyle bir günde, güneşi sırtlamışken omuzlarım ve güneş sanki senmişsin gibi ve patikalar beni beklerken, her şeyden uzak, şehirden, sokaklardan, araba ve seçim gürültülerinden, habersiz, gazetesiz, radyosuz… sadece yürümek isterim… uyarsa sen de gel saçların dağınık kalsın ben toplarım dağlarda, ve rast gelirse deniz yıldızını bir daha görmek, şarkısını içimde bir daha dinlemek isterim…