“CTP eleştirileri dikkate almıyor”

18 Ağustos 2014 Pazartesi | 13:23

“HATALAR YAPILDI”: Ülkede kökleşmiş bir sistem bulunduğunu anlatan Hüseyin Celal, bu sistem içinde CTP’nin istediği değişimi hayata geçiremediğine ve bazı hatalar yaptığına işaret etti. Celal, “Biz muhalefetteyken daha çok değişim yaptık” diye konuştu

“ELEŞTİRİLER DİKKATE ALINMIYOR”: Belli dönemlerde parti kurucusu olarak bazı eleştiriler yaptığını söyleyen Hüseyin Celal, bunların tabanda kabul edildiğini ancak yönetim kadrolarında yeterince dikkate alınmadığını söyleyerek sitemde bulundu

PARTİ İÇİ KAVGALAR: Hüseyin Celal, parti içi kavgaların geçmişte de yaşandığını ancak şimdiki kadar çok konuşulmadığını anlattı. Parti içi iktidar kavgalarının seçim kaybettirmeye sanıldığı kadar etkisi olmadığının altını çizen Hüseyin Celal, “Bu biraz da kaybedenlerin, kaybetme duygusu ile söylediği şeylerdir” dedi

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ: Cumhurbaşkanlığı’na aday gösterme konusunda bir tartışma yaratmanın gereksiz olduğunu söyleyen Celal, “CTP’nin politikalarını en iyi şekilde temsil edecek ve uygulayacak kişi aday gösterilmelidir” dedi. Celal, bunun da Mehmet Ali Talat olduğunu söyledi

Baykan Gürses ÖZDAĞ
CTP’nin yaşayan tek kurucu üyesi Hüseyin Celal, CTP’nin kuruluşundan bugüne hedeflerini hayata geçirmede bazı sıkıntılar yaşadığını söyleyerek, “Biz muhalefetteyken daha çok değişim yaptık” ifadelerini kullandı.
Celal, CTP’nin sistemde değişiklikler yapmak istemesine rağmen zaman zaman sisteme ayak uydurup hatalar yaptığına vurgu yaptı. Parti içi kavgalar konusuna da değinen Hüseyin Celal, bu kavgaların geçmişte de yaşandığını ancak şimdiki kadar çok konuşulmadığını anlattı. Parti içi iktidar kavgalarının seçim kaybettirmeye sanıldığı kadar etkisi olmadığının altını çizen Hüseyin Celal, “Bu biraz da kaybedenlerin, kaybetme duygusu ile söylediği şeylerdir. Bu seçimde de öyle oldu. Baktığınızda belediye başkanlıklarını birilerinin aleyhlerinde çalışması neticesi kaybettiklerini düşünmüyorum” diye konuştu.
2015 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde CTP’nin kimi ne şekilde aday göstereceği tartışmalarına da değinen Hüseyin Celal, bu konuda tartışma yapılmasının son derece gereksiz olduğuna vurgu yaparak, partinin Cumhurbaşkanı adayının Mehmet Ali Talat olması gerektiğinin altını çizdi.

“İstediğimiz kadar değişiklik yapamadık”
Soru: CTP’nin kuruluşundan bugüne hedeflerini hayata geçirebildiğini düşünüyor musunuz? Daha demokratik, daha iyi bir yönetim şekli için verilen mücadelede ne kadar başarı sağlanabildi?
Celal:
Konu istekten ziyade, ülkenin objektif şartlarıdır. Bu toplumun bir siyasi geçmişi yoktu, siyasi organizasyonu yoktu 1970’li yıllara kadar… Ondan önce derneklerle yönetilmiş bir toplumdu. Bir toplumun büyük bir değişim geçirmesi, kısa bir sürede olmuyor. İstediğimiz kadar değişlik, ya da istenen kadar değişiklik yapamadık. Ama yine de geçmişle bugün arasında da çok büyük farklar vardır. Bunda 1974’ün de etkisi vardır. Biz muhalefette bu ülkeyi daha çok değiştirdik. Ezeli, ama umut ederim ki ebedi kaynağımız olmaz, insan kaynaklarımız bu ülkede kıttır.

“Nitelikli insanlara ihtiyacımız var”
Soru: Bunu CTP için söylemiyorsunuz ama değil mi?
Celal:
Hayır. Genel olarak söylüyorum. O değişim için çok nitelikli insanlara ihtiyacımız vardır. Bu nitelikli insanlar da bürokraside olmalıdır. Bilgi ve zeka özürlü bir bürokrasimiz vardır. Gerçekten özürlü… Hiçbir hareket yapması, hiçbir karar alması, bunu sağlıklı şekle çevirmeye müsait olmayan bir bürokrasimiz var.

“CTP’nin de hataları oldu…”
Soru: Bürokratik düzene ilişkin yaptığınız bu eleştiri konusunda CTP’nin değişim girişimi olmadı mı? Kökleşmiş bu yapıyı değiştirmek ne kadar mümkün müydü?
Celal:
Evet. Kökleşmiş bir yapı var. Toplum ister mi istemez mi buna bakmak lazım. Bir Anayasa değişikliği olayı yaşadık, orada iyi bazı öneriler reddedildi. Bir başlangıçtı, arkası gelirdi. Ama biz maalesef bunu değerlendiremedik. Bürokrasi siyasetçinin beynidir. Eğer, bürokrasi her adımda size engel çıkarıyorsa çok da adım atmanız mümkün değildir. Statüko bürokraside kemikleşmiştir. Kamu Hizmeti Komisyonumuz var. Devletin kalıcı kadrolarına yapılacak atamaların bu komisyon tarafından yapılması gerekiyor. Ama inceleyin, bugüne kadar alınan memurların birçoğunda bunu büyük iddia ile söylüyorum, 2-3 kişinin dudakları arasından çıkmıştır. Bunlar da Kamu Hizmeti Komisyonu üyeleri değildir, siyasilerdir. Dönemin siyasileridir. CTP’ye gelene kadar bu kadrolar kemikleşmişti. Ama göre iş olayı, bürokrasimizi mahvetti. Bunun bir Lefkoşa Türk Belediyesi örneği var. Buraya lüzumsuz yere yüzlerce kişi alınmış. Biz de bir hata yaptık ve bazılarını kadroladık.

“Biz de sisteme kendimizi kaptırdık”
Soru: Bu yapıyı değiştirme vaadinde bulunan CTP ne yaptı?
Celal:
Karşımızda şöyle bir sorun vardı. CTP’liler biz iktidara gelene kadar horlandılar. İktidara gelince de “sıra bizde” demeye başladılar. Çok belirli insanlar için bunu kabul edebilirdim. Biraz buna kendimizi kaptırdık. Bakın, Mehmet Ali Talat, o gidişe dur diyen insanlardan birisiydi. Bunun için de bazı yerlerden hala tepki görmektedir.
Talat, işin kuralına göre yapılmasını istemiştir hep. Bu da eleştirilmesine neden oldu. Yapmaya çalıştık, yapmayanlar da oldu. Partilileri istihdam etmenin mutlaka gerekli olduğunu söyleyenler vardır. Çok küçük bir kesim için, o dönemlerde mağdur olmuş olan, zaten kaç CTP’liydik ki o zaman… Bunları alalım dedim ama çok yaygınlaşmıştı ve bu sistemi bozmaktan başka bir şey yapmadık.

“Yaptığım eleştirileri taban alıyor, ama yönetim almıyor”
Soru: Bir parti kurucusu olarak yaptığınız eleştiriler dikkate alınıyor mu?
Celal:
Danışmıyorlar. Kadrolar ve örgüt içinde olursa görüşlerimizi memnuniyetle anlatırız. Böyle bir mekanizma yok. Eleştirilerimi Taban alıyor. Üst kademelerde çok fazla dikkate alındığını düşünmüyorum.
Biz hükümete geldiğimizde, arkadaşlarımız öyle yoğunlaşıyor ki parti yönetimini unutuyorlar. Bu da sorunlarımızdan biridir. Parti yönetimi ikinci plana itiliyor.

“Bizim parti 1970’te kurulduğu gibidir”
Soru: Bunun için bir öneriniz var mı?
Celal:
Genel sekretere daha geniş yetkiler verilebilir. Başkan ile Başbakan ayrı kişiler olabilir. Denemek lazım. Genel sekreterlik tam anlamıyla çalışsa, belki de hiçbir değişikliğe gerek bile kalmaz. Sorunlar ortaya konulmuyor sanırım. Parti de ona göre örgütlenmiş değildir. Bir genel sekreter de değil sadece olması gereken, uzmanlardan oluşan bir ekibi olmalı. Daha canlı bir mekanizma gerekiyor. Bizim parti 1970’te kurulduğu gibidir. Aslında bütün partiler böyledir.

“Geçmişte de seçim kaybettirme yarışı oldu, ancak…”
Soru: Son seçimlerde ortaya çıkan sonuçlara bağlı olarak, ilginç tartışmalar yaşanıyor. CTP içinde bazı kişilerin ya da grupların seçim kaybettirmeye yönelik bir girişim içinde olduğu söyleniyor. Bu geçmişte oldu mu? Siz buna tanıklık ettiniz mi?
Celal:
Tanıklık ettim, evet. Oldu. Ama o zaman, Facebook, Twitter yoktu, bu kadar çok televizyon ve radyo yoktu. Bu nedenle bu kadar çok konuşuluyor. Konuşulmasına olanak sağlayan ortam değişmiştir. Mesele, gene aynı noktaya gelir. Adaylarımızı seçerken, niteliklerine göre seçmeliyiz. Seçmeni de ona göre kötü örneklerini göstererek eğitmek gerekiyor. Bu neticede politik bir eğitim olayıdır. Çok sevildiği için milletvekili yapmamak lazım. Partilerin de seçtikleri milletvekili, bakanlar ve bütün bürokratlarını ne yaptı diye karne oluşturması gerekir.

“Belediye başkanları birilerinin aleyhte çalışması ile kaybetmedi”
Soru: Parti içi iktidar kavgalarının, partinin başarısız olmasını sağlamaya yönelik olduğu doğru mu?
Celal:
O kadar etkisi olduğuna inanmıyorum. Son seçimde de belli kişileri kaybettirebilirsiniz, seçim sisteminin kötülüğüdür bu aslında. Bu seçim sistemi ile belirli kişileri devamlı dışlayarak kaybettirmesi mümkündür.
Bu biraz da kaybedenlerin, kaybetme duygusu ile söylediği şeylerdir. Bu seçimde de öyle oldu. Baktığınızda Belediye Başkanlıklarını birilerinin aleyhlerinde çalışması neticesi kaybettiklerini düşünmüyorum. Rakamlar onu göstermiyor.
Örneğin Sonay Adem ve Ferdi Sabit Soyer’in, Oktay Kayalp’e seçim kaybettirdiği söyleniyor. 2000 oy fark var. Hiçbir kişi bu işi aşikâr şekilde yapsa bile, böyle bir fark yaratamaz.

Soru: Özellikle yerel seçim sonucuna bağlı olarak ortaya konulan iddialar, sadece Mağusa ile sınırlı değil. Girne’deki sonuçlar için de benzer iddialar var. Sizce bunlar yeterli düzeyde parti içinde tartışıldı mı?
Celal:
Eminim ki tartışılıyor. Kendi ifadelerinde de bu vardır. Mağusa’da bizim dışımızda bir şeyler değişti ve seçimi kazandılar. Daha önce de kaybedebilirdik. Daha önceki seçimleri de kaybedebilirdik. DP ile UBP’nin ayrı ayrı seçime girmeleri bize yarıyordu. Bir de, tabii ki hep söylenen bir şey vardır ki, bu da ihtimaldir, yüz eskimiş olabilir.

Soru: Yani seçim sonuçlarının “iktidar kavgası” nedeniyle değişmediği görüşündesiniz… Doğru mu?
Celal:
Bu sonuç onların sonucu değildir. Belki bazı yerlerde küçük bir miktar olmuş olabilir ama önemli derecede değildir. Bu kadar kavga etmeyi gerektirecek bir olay yoktur. Birbirlerini sevmeyebilirler. Bu kadar büyümüş bir parti içinde birbirimizi sevmek zorunda değiliz. Önemli olan partinin değerleri doğrultusunda çalışmaktır.
Gene tartışmayı oraya getirirsek, partinin değerlerine uygun olarak çalışmak konusunda herkesin yükümlülüğü vardır. Partiyi ve ülkeyi ileri götürme yükümlülüğü vardır. Bu kriterleri koyduğumuz anda ortada bir kavga sebebi kalmayacaktır. Ve adaylarımız da ona göre seçeceğiz, seçtikten sonra da susacağız. Orada da disiplin işlemini gündeme getirmek zorundayız.

Soru: Bu mekanizma istenilen düzeyde işletiliyor mu?
Celal:
Yok. Şimdiye kadar işlemedi. Ama bundan sonra işlemesi gerekecek. Bu tür kavgalara girenlerin kendilerinin parti kamuoyunda da kaybettiklerini söylerim. Bir pasifleşme sonucu da doğurabilir. Kendi kendilerini de pasif durumda bulabilirler.

Soru: Bu tartışmaların daha çok “eski kuşak” arasında olduğu gözleniyor.
Celal:
Bilinen isimler oldukları içindir. Partinin önde gelen kadrolarında oldukları içindir. Oysa daha başka kademelerde de olur, ama bu kadar ses getirmez. Bu arkadaşların da o eski geleneği devam ettirerek, sineye çekmeleri gerekirdi. Bazı şeyleri büyütmemeleri gerekirdi.
Kendileri büyütmese bile, aileler büyütebilir. Onlara da dur demeleri gerekirdi. Gençlerin de eskilerin birikiminden istifade etmesi gerekmektedir.
Bizim en büyük eksikliğimiz, ilk yıllarda o deneyimdi. Zaman zaman da büyük hatalar da yaptık. Ben, Genel Başkan Yardımcısıydım, Naci Talat Genel Sekreterdi, Özker Özgür de Genel Başkandı. En büyüğümüz Özker Özgür’dü. Ben parti kurucusu olduğumda 26 yaşımdaydım. Başkan Yardımcısı olduğumda da 29 yaşındaydım. Naci Talat da öyleydi.
Özker Özgür de bizden birkaç yaş büyüktü. Bir partinin ancak gençlik kollarında çalışabilecek durumdaydık, ancak partinin en üstüydük. Çok zor ve tehlikeli koşullarda çalışıyorduk. Üç kişiyi söyledim ama geride olan kadrolar da öyleydi.

***
“Bence Talat”
Soru: Şimdi de partinin Cumhurbaşkanlığı’na kimi aday göstereceği tartışmaları yaşanıyor. Bu süreçte CTP nasıl bir değerlendirme yapmalıdır size göre?
Celal:
CTP’nin politikalarını en iyi şekilde temsil edecek ve uygulayacak kişiyi seçeceğiz elbette. Bizim aslında böyle bir sorunumuz olmaması gerekirdi. Çünkü sınav yapmıyoruz. Mehmet Ali Talat, doğal Cumhurbaşkanı adayıdır.
Çünkü çok kaliteli bir politik geçmişi vardır. Bakan olarak, Başbakan ve Başbakan Yardımcısı olarak… Ve tabii Cumhurbaşkanı olarak… Bu niteliklere sahip bir insan bana göre etrafta yoktur. İleride olur mu, elbette olabilir.
Ama bu aşamada Talat’ın dışında birisini düşünemem. Kendisi beyefendiliğinden “adayım” diyerek ortaya çıkmıyor. “Partim gösterirse adayım” diyor. Ama “gösterirse” olmamalıdır. Bana göre hiç düşünülmemesi gereken bir konudur. Bulanık bir ortam vardır, bulanık su yaratılmaya çalışılıyor. Bulanık su bize yaramaz. Açık ve net şekilde bunu yapmalıyız. Cumhurbaşkanlığı seçiminin propagandası başlamıştır. Açıkça CTP’lilere filana oy verin biçimde mesajlar da veriliyor. Bugün Talat’ın görüşmeleri ne kadar ileri götürdüğü ortaya çıkıyor. Aday olmak isteyenler de varsa, partiye müracaat etsinler. Partide Talat yönünden bir sorun olacağını düşünmüyorum.

“Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda tartışma gereksiz”
Soru: Sayın Talat’ın bu yönde bazı sitemleri oldu.
Celal:
Hayır, oylamaya girmeyecek. Oturup bir kurul karar verecek. Biri karar verecek. Müracaat kabul ediyorum gibi bir durum da asla olmamalı. Eğer, müracaat etmek isteyen varsa, ona da hayır diyemeyiz.
Ama bana göre tartışmaya bile gerek yoktur. Bu konudaki efsah bir kişide vardır. O da Talat’tır.

“Biz çok kolay adam harcıyoruz”
Soru: Talat’a karşı parti içinde bir çekince mi var?
Celal:
Bana göre yoktur. Belirli kişilerde olabilir. Biz çok kolay adam harcıyoruz. Çok kolayca insanların üstünü çiziyoruz.