Köşe YazarlarıSürmanşet

Çok kültürlü eğitim KKTC için şart!






Kıbrıs Adası bulunduğu coğrafya nedeniyle yüzyıllar buyunca çokça göç almıştır. Göç bir nevi Kıbrıs Adası’nın kaderi oldu. Kıbrıs Adası sonuçta ‘Kıbrıs Cumhuriyet’ ve ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ olarak.

KKTC, Kıbrıs Adası’ının yüzyıllardır aldığı göçlerin oluşturduğu demografik yapa nedeniyle ‘farklılıklar’ içermektedir. Söz konusu farklılıklar nasıl ciddiye alınacak? Bu soruya bilimsel araştırmalar temelinde bir cevap verilmesi ve gerekli önlemlerin alınması, çağdaş toplum olma yolunda atılması gereken en büyük adım olacaktır. Bu amaçla da çok kültürlü eğitim sistemi yapılandırılmaya başlanmalıdır.

KKTC İstatistik Kurumu’nun yayımladığı 2019 İstatistik yıllığında ne yazık ki nüfus ile ilgili bölümde KKTC vatandaşı olmayanların sayısı yok, biz bulamadık*. Ancak 2011 yılına ait istatistiklerde genel nüfus 286.257, KKTC vatandaşı olmayanlar ise toplam 95.763’tür (Devlet Planlama Örgütü, 2017; Akt. Çağrı, Külcü, Gürşimşek, 2018). KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı İstatistik Yıllığına göre KKTC vatandaşı öğrenci sayısı 68%, TC vatandaşı 26% ve 3. Ülke 6%’dir**.

Bu oranlar bir toplum için farklılıklar bağlamında ciddidir. Bir toplumdaki öğrencilerin yüzde 68’nin yerli olması, farklı ülkelerden gelen yüzde 32 ile farklı kültürel özellikleri barındırdığına işaret eder. Hatta 68%’nin de kendi içerisindeki farklılar da dikkate alındığında, çok kültürlülük kendisini daha da derin hissettirmektedir. Çünkü çok kültürlülük kavramı geniş kültürel özelliklere işaret eder.

Örneğin Ramsey (2018) çok kültürlülük kavramını geniş bir anlamda kullanmakta ve ırk, ekonomik sınıf, tüketimcilik, kültür, dil, toplumsal cinsiyet, cinsel kimlikler ve yönelimler, yeterlilikler ve yetersizlikler ile doğal dünyayla olan ilişkilere vurgu yapmaktadır***.

Çok kültürlü eğitimi kavramını ise Banks & Banks (2013) ‘Aynı zamanda okulları ve diğer eğitim kurumlarını değiştirmeye çalışan bir reform hareketi olarak görür ve böylece tüm sosyal sınıf, cinsiyet, ırk, dil ve kültürel gruplardan öğrencilerin eşit öğrenme fırsatına sahip olmalarının sağlanması çabaları olduğunu belirtir. Ayrıca çok önemli bir de vurgu yaparlar ki ‘çok kültürlü eğitimin, sadece eğitim ve öğretim programlarında yapılacak değişiklikleri içermediğini aynı zamanda bütün okul veya eğitim ortamında değişiklikleri içerdiğine dikkat çeker.

Ancak KKTC’de çok kültürlü eğitim ile ilgili yapılan çalışmalarda hala çok kültürlü eğitim ile ilgili kalıp yargılara (sterotip) sahip genel bir yapı olduğu ortaya konmuştur. Örneğin Beidoğlu, Batman ve Köklü (2019)’nün Girne ilçesinden 9 sınıf öğretmeni ile yaptıkları nitel araştırmada, öğretmenlerin çok kültürlü eğitim ile ilgili sınırlı ve yetersiz bilgileri olduğunu ve çok kültürlü eğitimden anladıkları ‘dil çeşitliliği’ olduğunu belirttiler****. Bu sonuç çok kültürlü eğitimin dil çeşitliliği veya iki dillilik olduğu, gibi sınırlı bir kalıp yargıdır.

Çağrı, Külcü ve Gürşimşek (2018) KKTC’de konu ile ilgili veri bulunmadığı konusuna vurgu yapmaktadırlar ki bu durum çok kültürlü eğitime geçiş için önemli bir hareket noktasıdır. Araştırmacılar ‘Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Çok kültürlülük Algılarının İncelenmesi’ adlı çalışmalarında; Öğretmen adaylarının mezun oldukları lise türü, yaşamlarını en uzun süre geçirdikleri yer ve üniversitede aldıkları eğitimi yeterli bulma düzeyleri ile ilerideki sınıflarında kültürel çeşitlilikten doğan problemler ile başa çıkma yeterliliğine ilişkin görüşleri çok kültürlülük algı puanlarında farklılaşmalara yol açtığı, bulgusunda da ulaşmışlardır.

Çiçek (2018) de ‘Okul Öncesi Eğitim Kurumlarındaki Türkçe Bilmeyen 3-6 Yaş Çocuklarının Karşılaştıkları Sorunlar Hakkında Öğretmen Görüşleri’ adlı çalışmasında: KKTC’deki okul öncesi eğitim kurumlarının, donanımları, eğitim ve öğretim programları, öğretmenlerin yeterlilikleri ve ailelerin algısının çok kültürlü eğitim açısından geliştirilmelidir.  Çok kültürlü eğitim ortamında ortaya çıkan iletişim problemlerinde en önemli faktörün göçmen çocuklarla ortak dilde buluşamama sunucun ulaşmıştır.

KKTC demografik yapısı yukarıdaki çarpıcı sayılarla da ortaya konduğu gibi çok farklı kültürden gelenleri içermektedir. Öte yandan KKTC’ yapılan araştırmalar da bu konuda henüz işin başında olunduğu ve eğitim paydaşlarının çok kültürlülüğü kalıp yargılar seviyesinde algılamaları, ayrıca sosyal tabakalar arasındaki eğitimsel eşitsizlikler, özellikle alt sosyal tabakalardan gelen çocuklar için yukarı doğru sosyal hareketliliğin engellenmiş olması, kadın toplumsal cinsiyet rolünün çağdaş role yeterli düzeyde yaklaşmamış olması, farklı cinsiyet ve cinsel yönelimlere sahip bireylerin varlığı ve yeterli düzeyde kabullenilmemiş olmaları, doğal dünyanın hunharca tüketilmesine katkı sağlanmış olması, çok kültürlülüğün buralarda doğması için yeterli nedenlerdir.

Eşitlik temelinde ve her türlü farklılığı kucaklayıcı, insan hakları ve evrensel temeller için, çok kültürlü eğitime KKTC muhtaçtır; çağdaşlık da bunu gerektirmektedir. Bu konu tartışmaya değer, devam edeceğiz.

*http://www.stat.gov.ct.tr/IST-YIL-2019.aspx

**http://eohd.mebnet.net/sites/default/files/2019-2020%20MEKB%20IstatistikYilligi.pdf

***Ramsey, Patricia G. (2018). Çocuklar için çok kültürlü eğitim (Çev. Edi. Prof. Dr. Tülin Güler Yıldız). Ankara: Anı Yayıncılık.

****Beidoğlu. M., Köklü, S., & Batman, K. A. (2019). Classroom Teachers’ Perceptions of Multicultural Education in North Cyprus. 49th Annual Meeting ISEP: Educational Planning That Works: Challenges and Ideas from Around the Globe. Lisbon, Portugal

 







Başa dön tuşu