Çocuklara asla küsmeyiniz!

23 Nisan 2018 Pazartesi | 12:25
Kemal Akkan Batman

Tüm Dünya çocuklarının 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

Bugün 44 yaşında olan bir KKTC vatandaşı, buraların eğitim sisteminin eseridir. Kişiliğinin doğuştan gelmeyen; karakter, yetenek ve tutum gibi yanları informal ve formal eğitimin ürünüdür. Çevremiz genel olarak KKTC’li kişiliklerin oluşmasını sağladı.

Sağladı sağlamasına ancak toplumsal kişilik tartışılır noktada. Yetişkin pek çok bireyin çocukluk davranışlarını sergilediği görülmektedir. Aslında bu durum psikolojide ‘savunma mekanizması’ olarak kabul edilir.

Savunma mekanizması kavramını psikoloji literatüründe ilk kez Freud’un kullandığı kabul edilir. Savunma mekanizması; insanın bilinçdışında varolduğu halde bilinçli dünyasının onaylamayacağı duygularıyla yüzleşmek ve anksiyeteye girmemek için kullandığı, neden bulma ve yadsıma gibi davranışlardır *.

Birey yaşadığı kaygı, anksiyete veya acıdan kaçınmak için çabalayıp üstesinden gelemediği durumlarda, ikinci bir çıkış yolu olarak savunma mekanizmalarına başvurur. Savunma mekanizmalarına çok ender başvurmak iyidir; kişiyi acıdan kurtarır; ancak sürekli başvurmak, gerçekler dünyasından kopup hayal dünyasında yaşamaya başlamaktır.

Etrafımızdaki kişiliklerde özellikle ‘gerileme savunma mekanizması’ sıkça görülmektedir. Gerileme mekanizması, kişinin erişmiş olduğu gelişim düzeyine göre daha ilkel olan davranış basamaklarına dönmesiyle belirlenir. Klasik örnek yeni evli bir genç kadının kocasıyla çıkan ilk anlaşmazlıkta annesinin evine dönmesi ya da eşine ‘küsmesidir’. Yetişkin bireyin problem yaşadığı kişiye ‘küsmesi’ aynı zamanda bir iletişimsizlik örneğidir.

Gelişmiş toplumlar ile gelişmekte olan veya geri kalmış toplumlar arasındaki farklar sadece mükemmel kenteleşme değildir; sosyal ve psikolojik kökenli davranışlardaki farklılıklardır da aynı zamanda.

Gelişmiş toplumlarda bireyler problem yaşadığı eşine, çocuğuna, arkadaşına küsmez; çünkü yetişkin birey küstüğünde çocukluğundaki ilkel davranışa döndüğünü yani ‘gerileme mekanizması’ sergilediğini bilir.

Ancak buralarda anneler, babalar, öğretmenler kısaca yetişkinler ‘çocuklara’, ‘öğrencilere’ küser. İletişime geçip ortaya çıkan problemi çözmek yerine küser ve içine kapanıp, çocuğun bunun nedenini anlamasını bekler. Çocuk anlama zamanını uzattığındaysa iletişimsizlik ortamı oluşur.

Daha da kötü olan çocuk da ‘küsme’ davranışını yetişkinlerden öğrenmiş olur. İleride içine düştüğü ve psikolojisinde kaygı, acı, endişe yaratan durumdan kurtulmak için ‘gerileme mekanizması olarak ‘küsme’ davranışını sergiler.

Gerileme mekanizması gelişimin ilerlemiş dönemlerinde ve kişinin dengeleşiminin bozulduğu durumlarda ortaya çıkar; ancak yukarıda belirtildiği gibi öğrenilir. Savunma mekanizmaları öğrenilen davranışlardır; gerileme mekanizması da öğrenilir. Anne, baba, öğretmeninden gördüğü küsme davranışını öğrenen çocuk, büyürken o da küsmeye başlar. Sonrasında da yetişkin olduğu zaman küsme gerileme mekanizmasını sürekli kullanmaya başlar. Acı, kaygı veya endişe yaratan problemi çözmek için karşıdaki kişi ile iletişim kurup, onu anlamak en doğru yoldur. Küsmekse çocukluğa geri dönmektir.

Gerileme mekanizması olan küsme değişik biçimleriyle  toplumda görülür. Şimdilerde anne, baba, öğretmen ya da herhangi bir yetişkinin küsmesi yanında; iletişimlerinde başarısız olan yetişkinler sosyal medyadan arkadaşlarını silme ya da bloklama, onun bulunduğu ortamlara girmeme gibi davranışlar sergilerler.

Bu tür davranışlar iletişimde başarısızlıktır. Çocuklara asla küsmemek gerekir. Bazı araştırmacılar küsmeyi bir tür pasif- saldırgan bir davranış olarak betimler**. Çocuklara öğretilir ve toplumsal kişilikler zarar görür. İletişimsizlik toplumda hakim olur. Lütfen çocuklara küsüp, onlara küsmeyi öğretmeyiniz.

*Prof. Dr. Engin Gençtan (1988). Psikanaliz ve Sonrası (3. Baskı). İstanbul: Remzi Kitapevi.

**https://www.sabah.com.tr/yazarlar/cumartesi/bsemerci/2011/07/09/ben-sana-kustum