Köşe Yazarları

ÇOCUCUKLAR ÖLÜYOR VE BİZ SEYREDİYORUZ


Gecenin ilerleyen saatleriydi. Hava oldukça sıcaktı. Sivri sinekler her tarafımızı nakışlamış bir vaziyette evde eşimle balkonda oturuyorduk.

Sıcak, sinek, ter, hamamböcekleri, her haftasonumuzu işgal eden düğünler ve de insanların şikayet ettiği her türlü olumsuzluğa rağmen bizim en sevdiğimiz mevsimdeydik. Plansızlığın içindeki dinginlik, koşuşturmacanın azalması, delice yarışların oturduğu, durduğu, masmavi denizle kucaklaştığımız, sevdiklerimize daha çok zaman ayırdığımız, bol sohbetli, bol içecekli, muhabbetli mevsim demekti bizim için bu mevsim. Doğduğumuz mevsimdi.

Gecede cır cır böceklerinin korosuna, telimizdeki “gademici” baykuşumuzun sesi eşlik ediyordu. Sokak hayvanlarının mutlu yaşadığı mahallemizde, köpekler, kediler karınları doymuş bir vaziyette çokan istirahata çekilmişler, arada mahallede yürüyüş yapan insanlar geçince kimlik kontrolü yapıp yeniden uykularına dalıyorlardı.

Bahçemizdeki yasemin baygın kokularını getiriyordu evimizin ta içine. Kıbrıs’tı işte, aşktı, sevdaydı.  Gecenin saatleri ilerliyordu. Evde sakinlik ve sessizlik kol geziyordu. Oğullarımızın parkta arkadaşları ile buluştuğu saatlerdi bunlar. Onlar gidince ev boşalıyor, sessizlik büyük bir boşluk olarak balkonumuzu yokluyordu.

Okuduğum kitaptan başımı kaldırdım ve telefonuma yöneldim. Gecenin içinde oğullarımı yoklayacaktım. İyi misiniz, nerdesiniz, ne yapıyorsunuz, ne zaman geleceksiniz, kiminlesiniz… soruları onları sıkardı çok zaman, bilirdim. Annelerinin daha az aramasını, daha az yoklamasını isterlerdi belli ki.  Büyük oğlum 17 yaşında. Artık çocuklukla, gençlik arasındaki o ince çizgiyi yaşıyorduk birilikte. Çocukların en zor çağlarıdır bunlar, yaşayanlar bilirler. Onları parka ben bırakmıştım. Henüz daha araba sürmüyordu. Bunu bizzat biz istiyorduk da. Hayatının kıymetini bilmesini, gençlikte bazı şeylerin şaka gibi geldiğini, gençlik hatalarının bazen geriye dönüşü olmayan hatalara gebe olduğunu biliyorduk.

Cep telefonuma bir haber düşmüştü. İnönü kavşağında bir kaza olmuştu. Arabayı 17 yaşında genç bir çocuk kullanıyordu ve aynı kazada 15 yaşındaki yeğeni ölmüştü. İsim ya da bilgi yoktu haberde. Gelişmeler az sonraydı.  İçime ateş düşmüştü. Oğlumu aradım, cevap vermedi. Ya parkta bir arkadaşına uydularsa, ya birisi arabayı almışsa, ya ya ya… anında onlarca kötü şey kurguladım kafamda. Bu yaşlarda evladı olan her anne baba ayni şeyleri yaşar. Kusura bakmasın kimsenin kimseden de farkı yoktur. Bu tehlikeler içinde büyür evlatlarımız. Köy yolları kamyonet, traktör, araba süren genç çocuk dolu çünkü.

Biraz sonra oğluma ulaştım. Evet şanslıydım. Benim oğlum köydeki parkta arkadaşları ve yeğenleri ile birlikteydi. Sesim ağlamaklı, “dikkatli olun oğlum, başka yere gitmeyin” dedim. Oğlum o ses tonunun içinde neler olduğunu sanırım tam bilemedi.

Küçük telefon ekranına geri döndüm. Kimbilir şimdi hangi evlere ateş düşmüştü. Kimbilir yine kimin hayatı sönmüştü. Allahım ne büyük bir acıydı bu yaşanan. Vefat eden o gencecik evlat, ailesi, hayatı, hayalleri sönmüştü.  Diğer tarafta da  yeğeninin ölümüne sebep olan bir çocuk hayat boyunca ödeyemeyeceği bir bedel ve vicdan azabıyla yaşayacaktı. Aileleri bekleyen yangın çok büyüktü. Ne çok şey söylendi, ne çok şey yazıldı.  Aileler suçlandı, hedef gösterildi. Oysa nerden baksanız bir aile dramı çıkar bu genç hatalarının ardından. Hangimiz büyük konuşabiliriz? Hangimiz bize olmaz diyebilriz? Bizim birbirimizden farkımız mı var ki bu adada? Kapana kısılmış, borç harç içinde ne oldum delisi olmuş bir halk suçlu değil mi? Devletin sistemi çökmüş, gencinin, çocuğunun yaşaması için, geleceği için, eğitimi, öğretimi için kılını kıpırdatmayan bir yapıda arabayı kullanan ve babasız büyüyen bir çocuğu mu suçlayacağız, yoksa evde bekleyen annesini mi?  Yollarımız dökülüyor, güvensiz, ölüm saçıyor. Vatandaş trafikte polisi sadece ceza yazan olarak görüyor. Bunun için ciddi adımlar atılmıyor. Gençlerimiz, çocuklarımız erken büyüyor, sınavların içinde karakterlerine yatırımı kimse düşünmüyor. Yetkinlik, entellektürl kazanımlar kimsenin umrunda değil. Peki bu çocuklar mı suçlu?

Eğer aynı hayatı sürüp daha az bedel ödemezsiniz belki üzerinden çok kolay yorum yapabilirsiniz. Ama bu çocuklar bizim çocuklarımız. Yollarda ucuzca ölenler bizim çocuklarımız. Katil yerine konulan , mahkemelere çıkanlar da bizimkiler. Oysa ki onlar masum.

15 yaşındaki çocuğa ağladığım kadar, atletciğinde kan izleriyle polisin arkasında gizlenen ve mahkeme boyunca ağlamaktan bitap olan evlada da o kadar ağladım. Ağlamak sonucu değiştirir mi? Elbette hayır.

Gece ilerliyordu. Yerimde oturamadım. O küçücük telefon ekranında, kara haber tez yayılır misali, ölenin ve kazayı yapan çocuğun kimlik bilgileri dökülmeye başladı çarşaf çarşaf. Teldeki baykuş derin gözleriyle bana bakmaya devam ediyordu.

Çocuklar ölüyordu vebiz sadece gözyaşı döküp seyrediyorduk…

 

Zamana Asılı Satırlar:

Yaş 17. Küçük bir çılgınlık yapmak istedi bedeli ağır oldu! bu yazıları yazıp paylaşmak bile onu çok rencide edecektir. Onun o tazecik kalbi bu yükü kaldırmaya ne denli elverişli? bir evlat daha kaybetmemek için pisikolojik, dostane ve güçlü bir aile desteği gerekmez mi? Nedir bu resimler? Nedir bu ağır ithamlar? Reklam mı yapıyorsunuz bir avuç çocukların hayatlarıyla oynayarak? O öldürmek istediğim mi? Ölene kadar yaşayacağı bir vicdan azabı olmayacak mı? Her sürücü isteyerek mi öldürür? 17 yaşında bir çocuk! Adı üzerinde çocuk! Özellikle köylerde binlerce çocuk ailelerine destek için traktör, motor, kamyonet jeep gibi araçlar kullanır. Önemli olan ailelerin ve polisin daha çok denetleyip özellikle sürat konularında ve sonuçlarının ne olacağına dair bilinçlendirmeleri gerekmektedir! Kendi yeğenini, kendi arkadaşını öldürür mü? Allah hiç kimseye can almak ve bu şekilde evlat kaybetmekle sınamasın! Bu gibi olaylar basına alet olmasın! Bu olay ve haberlerden sonra çocuğun ne yapabileceğinin hesabını yapabiliyormusunuz?

İbrahim Özduran

————————————-

17 yaşındaki çocukları askere alan bir sistemin, 17 yaşında araba sürüp kaza yapan bir çocuğu sorgulama hakkı yoktur… Dürüst olun, hangimiz 16-17 yaşlarında araba sürmedik ki…???
Sistemi sorgulayın siz, ne diyor KKTC yasaları…??? “İnsan” öldürmek için ehli yaş 17, “Keklik” öldürmek için ehli yaş 22…

Mahmut Anayasa

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı