Köşe Yazarları

Çıplak gerçekler


 

Bu aralık iki kitabı birden okuyorum.

Gündüz “Çıplak Gerçekler”, gece “Halim Çileli’nin Fevkalade Serüvenleri.”

Çıplak Gerçekler Hasibe Vehbi Şahoğlu tarafından kaleme alınmış,

Diğeri Zeki Erkut dostumuzun…

Doğrusu,

Günün yorgunluğunu Halim Çileli ile atlatıyor,

Onun serüvenleri asında uykuya dalıyorum…

İki değerli arkadaşımızı da kitaplarından ötürü kutluyoruz…

Şu Kıbrıslı Türkler var ya.

Korkulur.

Uçak yapıp köyden şehere gelmeyi düşünmüşlerdi.

İnanılmaz…

1963’te olaylar patlak verince yollar kapatılır; barikatlar kurulur.

Artık köyden kasabadan şehere gelmek yasak.

Köyüne gitmek isteyen gidemez,

Köyden şehere gelmek isteyen gelemez.

Her yer karanlık,

Her yerde endişe kol gezmekte.

Öyle günler…

“Çıplak Gerçekler” adlı kitapta o günlere dair ilginç olaylar yer alıyor.

Volkan örgütünün içinde yer alan ve bazı eylemelere katıldığını belirten Özer Şahaoğlu, anlatılanlardan anlaşıldığına göre Beyköy ve Yeniceköy’de kısılır,

Bir türlü köyden Lefkoşa’ya gidemez…

Buna ne çare bulurlar dersiniz?

Uçak yapmak…

Yollar kapalı ya,

Olaylar patlak verdi ya,

Uçak yapıp şehere gidecekler…

Şahoğlu ile birlikte arkadaşları kolları sıvarlar.

Oradan buradan malzeme toparlamaya çalışırlar.

Denildiğine göre Şahoğlu,

İngiltere’de bulunduğu sırada amatör uçak yapımcılarını izlemiş,

Bu işten anlıyor.

Mora’dan, şuradan buradan motor arayışları sürer,

Kimi zaman buldukları motorlar yapacakları uçaktan da ağır gelir.

Sonunda bir vosvos motorunda karar verirler ve işe koyulurlar.

Köydeki teknisyenleri de yanlarına alarak uçağı işler hale getirirler…

Bu tayyare uçacak…

Yaptıkları uçağın fotoğrafı da var kitapta.

Uçak Beyköy’de yapılır,

Yeniceköy’de uçuşa hazır hale getirilir.

Rota Lefkoşa…

Devam edelim:

2-3 harman yeri düzleştirilip denemeler yapılır.

Her şey yolunda ama beklenmedik bir şey olacak.

Şahoğlu durumu şöyle anlatır:

“…Denemeler bitince artık Lefkoşa’ya uçmaya hazırdık.

Telsizle haber verdik ’geliyoruz’ diye.

Lefkoşa Sancaktarlığı Kırnı havaalanına inmemizi istedi.

Tam uçuşa geçiyordum, kuyruk, karpuz büyüklüğünde bir taşa çarptı, burnu yere gömüldü ve orası burası kırıldı.

Uçağımız hiç uçmadı ama ben 150 metre kadar uçtum.

Hevesimiz kursağımızda kaldı.

Aslında şimdi düşünüyorum da eğer köylünün hepsi yardım edip taşları toplasaydı uçuşu başarabilirdik.”

Böyle dönemlerden de geçti toplum…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı