KıbrısManşet

Çevre örgütlerinden 28 maddelik ‘manifesto’


Çevre Örgütleri, Yeşil Barış Hareketi, ÇEKOVA ve Boğaztepe Kültür ve Çevre Koruma Derneği, “Ülkemizdeki son yangın felaketleri” ile ilgili hazırladığı bir “Manifesto” yayımladı

“Bu acıyı bir daha yaşamamalıyız” başlığıyla yayımlanan manifesto şu şekilde;

Yıllardır söylediklerimizin haklı çıkmasına üzülmekten artık bıktık!…
Yönetsel zafiyetlerden kaynaklanan yangınlar bugüne kadar yaşadığımız yangınlar
içinde en önemli yeri tutmaktadır.
Yangınların nedeni her ne olursa olsun, çok ciddi eksikliklerimiz ve/veya
yetersizliklerimiz vardır.
Orman yangınları %95 insan kaynaklıdır.
Yangın sorunlarına çözümleri, nedenlerinin üstüne kararlılıkla giderek üretebiliriz.
Bizler, ülkemizde faaliyet gösteren en köklü çevre örgütleri, Yeşil Barış Hareketi, ÇEKOVA ve
Boğaztepe Kültür ve Çevre Koruma Derneği, ülkemizin yeşil kayıplarına dur diyor, bizlere bu
acıyı yaşatan, en az 8-10 asırlık kültür mirasımızı yok eden, çocuklarımızın geleceğini
karartanları kınıyoruz.

“Seyirci kalmak istemiyoruz”

Yıllardır söylediklerimizin haklı çıkmasına üzülmekten bıktık, seyirci kalmak istemiyoruz. Bu
doğrultuda, yaşadığımız yangın felaketleri ile ilgili saptamalarımızı ve atılması gereken adımları
kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.

Biz takipçisi olacağız, ortak evimiz için halkımızın da takipçi
olmasını istiyoruz. Bu amaçla yaptığımız çalışmayı, bu felaketlere nokta koyacak yaklaşımlarla,
artık bir miladı yakalamak ve ülkemizin doğasını kurtarmanın anahtarı olarak hazırladık.

Orman yangınları %95 insan kaynaklıdır. İnsan hatalarından, ihmallerinden, yanlışlarından,
arızalı araçlardan, doğru güzergâhlarda çekilmeyen ya da bakımı yapılmayan enerji hatları ve
trafolar yüzünden, ya da kasıtlı kundaklamalarla oluşmaktadır.

Ancak yangının nedeni her ne olursa olsun, yangın sorunları çok ciddi eksikliklerimiz ve/veya yetersizliklerimizden dolayı çözümlenmeden sürekli ve giderek daha yıkıcı bir biçimde yine karşımıza çıkmaktadır.

Bu acı deneyimlerden ders alıp “eylem planları” üretmediğimiz sürece, kaybetmeye devam
edeceğimiz aşikârdır. Bunların tamamını kontrol altına almak, hiç değilse azaltmak, etkisini
daraltmak yine bizim ellerimizdedir. Yangın sorunlarına çözümleri, ancak yukarıda saydığımız
başlıklarla tek tek ele alarak karalılıkla nedenlerinin üstüne giderek üretebiliriz.

En başta saymadan edemeyiz, yönetsel zafiyetlerden kaynaklanan yangınlar bugüne kadar
yaşadığımız yangınlar içinde en önemli yeri tutmaktadır. Organize olma, programlı çalışma ve
zamanında hareket etmede eksiklikler ve ihmaller çoğalmakta, davranışlarda sorumluluk duygusu giderek azalmaktadır.

Gerek Orman Dairesi, gerekse Belediyeler, Karayolları v.b. resmi kurumlar her yıl düzenli olarak yapmaları gereken temizlik işlerini yetki çatışmaları içinde gerektiği gibi yerine getirmedikleri görülüyor. Denetim ve gözetim ise sıfıra yaklaşmaktadır.

Bireysel kaynaklı yangınların grafiğinin de, geçtiğimiz yıllara göre her yıl giderek artmakta
olduğu çok dikkat çekicidir. Yangınlara müdahaleye yönelik teknik yeterliliğimiz ve personel
miktarı grafiği, özellikle itfaiye örgütümüz açısından içler acısıdır ve hızla aşağıya doğru
gitmektedir.

1980’li yılların başında, o zamanki nüfusa göre yapılandırılan itfaiye teşkilatı 7
şubeye 282 kadro ile tanımlanmışken bugün, birkaç kat artan nüfusa rağmen, yaz aylarında 11
şubede 217 personelle yanıt vermeye çalışmaktadır. Ülkemizde atıkların geri dönüşümüne
yönelik henüz kararlı bir politika oluşturulamaması da, gerek seyir halindeki araçlardan atılan,
gerekse piknik alanlarında etrafa dökülüp saçılarak, toplanmadan terk edilen atıklar da çeşitli
yangınların diğer sebepleri arasında yer almaktadır.

Yine bu doğrultuda, hiçbiri yasal olmayan ve tamamen ilkel biçimde çalıştırılan yüze yakın atık depolama alanları da birçok yangının başlamasına ve yaşanmasına neden olmaktadır. Tütün ürünlerinin tüketimini düzenleyen
yasanın da “hakkı ile uygulanmamasına” bağlı olarak araçlardan sorumsuzca ve akılsızca atılan sigaraların neden olduğu yangınlar da bireysel yangın nedenleri arasında açık ara birinci sırada yer almaktadır.

Bu bağlamda, Çevre yönetiminin güçsüz yapılanmasından dolayı bu sorunlar yumağında çözümlere paydaş olmaması büyük bir eksikliktir. Ülkemizde özellikle orman yangınlarına yönelik hiçbir sivil örgütlenme olmaması, ilgili STÖ’lerin birikimlerinden yararlanılmaması, insanlarımızın bu soruna paydaş yapılmaması başka önemli bir zafiyettir.

Toplumumuzda yaşanan ekonomik, politik, psikolojik, sosyolojik, kişisel ve/veya siyasi sürtüşmelere dayanan çeşitli sosyal bunalımların da giderek hatırı sayılır oranda artması, bu konu üzerinde de ciddiyetle durulmasını, çözümler üretilmesini gerektirmektedir. “Ormanların”, “Çevrenin” ve “Tarım Ürünlerinin” yangınlardan korunması için alınabilecek somut önlemler için özet öneriler:

1. İtfaiye teşkilatı, güncel nüfusa ve hizmet noktalarına göre yeniden yapılandırılmalı,
personel sayısı artırılmalıdır.

2. Yıllardır envanterde bulunan ve artık iş göremez durumda olan itfaiye araçları ile
donanımları elden çıkarılarak, tüm ihtiyacı karşılayacak kadar, günümüz
teknolojisine ve ülkemizin arazi yapısına göre en uygun araçlar ile donanımlar
alınmalıdır.

3. Yangınla ilgili önlemler, hazırlıklar ve donanımların sağlanması bir rutine bağlanarak,
görev tanımları ile kimlerin hangi görevlerde olacağı, sorumluların kim olacağı
netleştirilmelidir. Orman Dairesi personelinin tanımlı sorumlulukların yapmak üzere
harekete geçmek için siyasilerin kararına tabi olmadan, otomatik olarak, işlerinin
gereklerini uygulamaya geçebilmelidirler.

4. Araçlarda sigara içilmesi kesinlikle yasaklanmalı buna rağmen içip izmaritini dışarıya
atanların cezası en az 3 kat olmalı ve bu uygulama titizlikle denetlenmelidir. Bu
konuda ciddiyetle çalışacak bir takip ve ihbar sistemi oluşturulmalıdır. Motorlu
araçlardan çöp ve sigara atılmasını önlemek için verilecek cezalar yol kenarlarına
dikilecek tabelalarda belirtilmelidir.

5. Yangınların oluşması ve verdiği zararların azaltılabilmesi için yolların 2 tarafında ve
hendeklerinde bulunan otlar, zamanlama iyi ayarlanarak, yeşil haldeyken,
kurumadan, otlar tohum bırakmadan gerektiği şekilde titizlikle temizlenmelidir.
Yasalarda yetki karmaşası çözümlenerek, Kara Yolları’nın, belediyelerin ve köy
muhtarlarının işbirliği ile çalışması sağlanmalıdır.

6. Yapılacak yasal düzenlemelerle, cam şişelerin depozit yolu ile geri dönüşüme
yönlendirilmesi atılan ve kırılan camların yangın sebebi olmasını azaltacaktır.

7. Yol kenarlarında bulunan ormanlar, Orman Dairesi tarafından ve yol kenarında
ekinleri veya ağaçları olan çiftçiler de kendi tarlalarının kenarlarını, en geç Nisan ayı
sonunda, otlar ve ekinler kurumadan, kalem/anız kalmayacak biçimde, traktörle en
az iki defa sürmeleri sağlanmalıdır.

8. Anız veya derelerdeki bitkilerin yakılmasından vazgeçilmeli, bunun için Çevre,
Orman ve Tarım yasalarında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

6. Birçok ülkede olduğu gibi, elektrik enerjisi nakil hatları ısıl genleşme, rüzgâr ve
yıldırım etkisine karşı önlem olarak yer altından geçirilmeli, trafoların bulunduğu
yerler ve çevresi beton olmalı, etrafında ot ve ağaç bulunmamalıdır.

7. Piknik ihtiyaçları için belirlenen alanlarında, güvenlik sorumlusu ve yangın söndürme
donanımları bulundurulması zorunlu olmalıdır.

8. Belirlenen piknik alanları dışında, ormanlarda veya tarım arazilerinde ateşli piknik
yapılmamalıdır. İlgili belediye ve/veya park görevlisinin bulunmadığı orman veya
piknik alanlarında ateşli piknik yapılmamalıdır.

9. Bu kurallar, ayni şekilde, av mevsiminde ava açılan bölgelerde avcılar için de geçerli
olmalıdır.

10. Çöp ve moloz atık alanları orman alanlarından uzak bölgelerde yasal düzenlemelerle
nizami biçimde oluşturulmalıdır. Ateş alma potansiyeli dolayısıyla, özel, tüzel kişiler
ve yerel yönetimler veya başka herhangi birileri bu alanlarda atık biriktirmemelidirler.

11. Ormanlık bölgelerdeki her yerleşim yerinde, herhangi bir yangın durumunda,
özellikle, itfaiye gelinceye kadar gerekli müdahalenin yapılabilmesi için, muhtar başta
olmak üzere, gönüllü yangın ve söndürme personeli eğitilmeli, her yıl düzenli
tatbikatlar yapılmalıdır.
Özellikle, yangının ilk safhasında müdahalede gerekeli alet ve malzemelerin, bu
gönüllü personelin kullanımı için hazır bulunması sağlanmalıdır.

12. Yangına karşı görev yapacak arazöz sürücüleri ve ek orman işçileri gibi mevsimlik
geçici personel seçilirken; bu kişilerin, yeteneklerinin yanı sıra, üstlenecekleri görev
için inançlı, gereken davranış disiplinine uyabilecek sağlam kişilik yapısına sahip
olmaları aranmalıdır. Belirli bir eğitime tabi olacak bu personele aldıkları eğitimde
başarılı olduklarını belgeleyen sertifikalar verilmelidir. Bir sonraki yılda ihtiyaç
halinde, sertifikalı tecrübeli elemanlara öncelik sağlanmalıdır.

13. Gözetleme kuleleri 7/24 saat hizmet verebilecek şekilde derhal devreye sokulmalı,
eksik kuleler en kısa zamanda tamamlanmalıdır.

14. Kameralı otomatik gözetleme sistemi de en erken zamanda işler vaziyette devreye
sokulmalıdır.

15. Yangına karşı her an müdahale edebilecek donanıma sahip en az bir helikopter ve
bu konuda eğitimli personelin ülkemize kazandırılması gerekmektedir.

16. Orman Dairesi’nin mesleki bilgiye sahip personeli ve gerekli teçhizatı günün
koşullarına göre artırılmalıdır.

17. Özel Çevre Koruma Bölgelerinde yeni itfaiye merkezleri oluşturulmalı, var olan civar
itfaiye merkezleri de yeniden yapılandırılmalıdır.

18. TOMA gibi düz yol araçları yerine uzun menzilli arazi tipi araçların alınması tercih
edilmelidir.

19. Orman ve genel olarak çevreyi korumak için tüm deniz kıyı şeritleri ve mevcut sulak
alanlar/göller ve dereler “Mutlak Korumu Bölgesi” ilan edilmelidir.

20. Mevcut “Özel Çevre Koruma Bölgeleri” ve “Mutlak Deniz Kıyı Koruma Bölgeleri”nde,
katiyetle ateş yakmak veya yangına neden olabilecek hiçbir faaliyetlerde
bulunulmamalıdır.

21. Koruma alanları sadece tabela çakılarak değil, bütün tehditleri dikkate alıp ortadan
kaldıracak, çağdaş normlara uygu biçimde korumaya alınmalıdır.

22. Orman ve çevrenin korunması için Çevre ve Orman Yasalarında öngörülen cezalar
daha caydırıcı hale getirilmeli ve titizlikle uygulanmalıdır.

23. Yaptırımlara uymayanlara yönelik olarak cezai müeyyideler uygulanmalıdır.

24. Kundaklama cezalarında etkili bir ağırlaştırma düzenlenmeli, bu konudaki ihbarlara
ödül verilmelidir.

25. Çevre yönetimi tamamen bağımsız bir oluşum olarak yeniden kurgulanmalı ve
Ormanlar, Koruma Alanları, Sulak Alanlar ve Kıyılar bu birime bağlanmalıdır. Bu
oluşum tamamlanıncaya kadar ise, Çevre yönetimi bir bakanlığın herhangi bir dairesi
olmaktan çıkarılıp, ayrı bir Çevre Bakanlığı olarak faaliyete geçmelidir.

26. Oluşumu yasa ile düzenlenmiş olmasına rağmen sonradan kaldırılan, çevre
faaliyetleri sürdüren sivil toplum örgütleri dâhil, çevreye ilişkin bütün paydaşların yer
aldığı “Çevre Danışma Kurulu” yeniden faaliyete geçirilmelidir.

27. 2021 yılının “Orman ve Çevrenin Korunması Yılı” olarak ilan edilmesi ve ülkemizde
olması gerektiği gibi, dünya normlarına uygun olarak, %30 gerçek orman alanı
oluşturma hedefi ile ağaç dikimlerine ağırlık verilmelidir.

28. Ülkemizde, küresel ısınmanın özellikle yaz aylarında aşırı sıcaklara neden olmasına
bağlı artan yangın risklerini dikkate alarak, yeni ağaçlandırılacak alanlarda çok yanıcı
olan çam ağaçlarına alternatif, doğamıza uygun başka türler seçilmelidir.
Unutulmaması gerekir ki, devletin görevi “Eko-sistemimizi oluşturan ormanları ve
genel olarak çevreyi, ülkemizin doğal ve kültürel zenginlerini sadece yangınlara
karşı korumakla kalmamaktadır. “Turizm” ve “Kalkınma” kisvesi altında betonlarla
işgal edilen kıyılarını da içeren sahilleri, dereleri, dağlarımızı, tarımsal arazileri
korumak ve geliştirmek de Anayasanın 40’ncı maddesi uyarınca özel ve tüzel
kişilerle en başta DEVLETİN ASLİ GÖREVİDİR.

Saygılarımızla,

Yeşil Barış Hareketi
ÇEKOVA
Boğaztepe Kültür ve Çevre Koruma Derneği


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı