Köşe Yazarları

Çavuşoğlu, Akıncı’ya hem onurlu çıkış yolunu hem de aklın yolunu gösterdi


Rum Liderin gevşek federasyon ve AB çatısı altında iki devletli çözümü görüşebileceklerini, Crans Montana’da kendi isteğiyle yapılan gayrı resmi görüşmede Çavuşoğlu’na söylediği son 3-4 aydır dillendiriliyor.

Kıbrıs’tan ziyaret için giden siyasilere ve yakın çevresinde Kıbrıs konusu açıldığında, Çavuşoğlu’nun da Anastasiades ile bu diyaloğunu ifade ettiği artık bir sır değil.

Bu konunun bir boyutudur.

En son geçtiğimiz Aralık ayında yaptığı basın toplantısında Akıncı bu iki devletli çözüm önerisini yapıp yapmadığını açık açık Anastasiades’e sorduğunu söyledi. Aldığı cevabın da ‘’hayır’’ olduğunu ekledi.

Bu da fotoğrafın diğer boyutudur.

Belli ki anlatılmaz yaşanır cinsten bir sıkıntı var diyalogta.

Belli ki Anastasiades’de kafasındakileri açık yüreklilikle Akıncı ile paylaşmakta güvensizlik ve tarihe iz bırakacak şekilde siyasi bedel ödeme korkusu var.

Anastasiades’in yakın çevresi Kıbrıs Türk siyasetinde federasyon çözümü dışında başka çözüm modellerini konuşabileceğimiz liberal dünya görüşüne sahip muhatap bulamıyoruz diye de yorumda bulunduğu da söyleniyor.

Bu açılımı yapmasının diğer bir nedeni de elini ne olur ne olmaz diye esnek tutmak adına olmuş olabilir.
Ya da geçen hafta da yazdığım gibi benim tahminim gaz şirketlerini motive etmek amacı ile bu öneriyi ortaya attı ve yalnızca Çavuşoğlu ile paylaşmayı doğru buldu.

Alkol ile de arası iyi olan ‘’Limasol’lunun’’ kafasında dolaşan tilkilerin haddi hesabı yoktur.

Bu ya da başka sebeplerden dolayı Anastasiades, Çavuşoğlu’na söylediğini Akıncı’ya söylemedi ya da söyleyemiyor.

Belli ki ya sondajın sonucuna göre ya da Kıbrıs Türk tarafından da benzeri bir adım gelirse ortaya çıkacak olan görüntüye göre dilinin açılıp açılmaması kararını vermeyi tercih ediyor.

Kim bilir belki de Çavuşoğlu ile bu konuda mutabık bile kaldılar.

‘’Ben Başkanlık seçimlerden sonra risk alıp bu öneriyi dillendirerek ilk adımı atacağım gerisini Akıncı aracılığıyla senin getirmen lazım.’’

Çavuşoğlu da Crans Montana öncesinde ‘’bu son şanstır’’ diyen Akıncı’nın sözünü güvence olarak ele alarak Anastasiades ile bu diyaloğu yapabileceğini ve sonrasını da Akıncı ile devam ettirebileceğini düşünerek kafasında plan yapmış olabilir.

Akıncı’nın sonrasında geri adım atmasını ve federasyonu bir kez daha denemek lazım demesini Çavuşoğlu beklemiyordu.

Geçen yıl aralarında da bundan dolayı sert bir tartışmanın çıktığı ve bundan dolayı da bir soğukluk olduğu da ortada.

Özet olarak Çavuşoğlu’nun kafasındaki senaryonun bir ayağı en azından geçici olarak rölantiye alındığı görüntüsü hakim oldu. İşin arama ve sondaj yapma ayağı devam etti.

Denizde sondaj devam ettiği ve bazı siyasi adımların sondaj ile ilgili bulgular gelmeden yapılması düşünüldüğü için zaman da önemli bir değişken olarak baskı yaratıyor.

Akıncı’nın savunduğu çözüm modelinin arkasında bambaşka sebeplerden dolayı duran AB var.

Bir de iki ayrı devlet olursa üslerin statüsü ne olur diye düşünen İngiltere var.

Ankara’da bazı AB ülkesi elçilikleri nezdinde yapılan gayrı resmi temaslarda AB çatısı altında iki devletli çözüm konusunda ikna edilebileceği umudu olduğu görüldü. AB son tahlilde ikna edilebilir ama AB’den çıkıp çıkmayacağı belli olmayan İngilize dikkat.

Doğru ya da yanlış, eksik ya da fazla Anastasiades Çavuşoğlu ile konuşula gelen federasyon alternatifi dışındaki iki alternatif açılımına Akıncı, CTP ve Akel karşı çıktı. Birbirinden farklı sebeplerden dolayı AB ve İngiltere de buna karşı duruyor.

Belli ki öncelik ‘’ille de anlaşma ve barış’’ değilmiş.

‘’İlle de Kıbrıslılık esasında ve ille de merkezi güçlü federasyona dayalı anlaşmaymış’’ barışa giden tek yol.

Çavuşoğlu Cuma günkü temaslarında tekrar Federasyonu müzakere etmek için artık iki devletli veya gevşek federasyon çözüm modellerinin de çerçevesini çizip içini doldurmak gerekli olduğunun altını çizdi.

Federasyonu opsiyon olarak kaldırmadı ama Akıncı dahil tüm parti liderlerine diğer iki alternatifi de artık karşı çıkmadan hep birlikte dillendirmek gerekir dedi. Federasyona bile gidecek yolun bu yöndeki ortak yaklaşımdan geçtiğini ifade etti.

Burada takip edilmesi gereken de Akıncı ve Erhürman’ın, Çavuşoğlu’nun Federasyon tezini tamamen saf dışı bırakmayan ama buna ön koşul olarak diğer çözüm modellerini de şekillendirme konusunda önyargısız yaklaşma talebine nasıl yaklaşacaklarıdır.

Bu hem Kıbrıs sorununun yönünü hem de iç siyasetteki Türkiye’nin alacağı pozisyonu belirleyici olacaktır.

Çavuşoğlu diplomatik bir dille Akıncı’ya siyasi hayatını devam ettirmek istiyorsa hem onurlu çıkış yolunu ama daha da önemlisi aklın yolunu göstermiş oldu.

Daha ne yapsın?

Çavuşoğlu bu yazının konusu değil ama kamuoyuna da yansımasını istediği şeffaf ve makul yaklaşımı ile Akıncı’nın elinden seçimlerde oy almak için yegâne sığınacağı algı hazinesi olan ‘’ağaya’’ karşı mücadele eden ‘’efe’’ rolünü de çalmış oldu.

Bakalım Akıncı ‘’ille de federasyon’’ yeminini bozabilecek mi?
Federasyon olasılığını tamamen ortadan kaldırmayacak olmasına rağmen diğer çözüm modellerini açık kalplilikle dile getirebilecek mi?

Akıncı’nın ‘’son şans’’ dediği aslında bu olsa gerek.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı