Köşe Yazarları

Bunun izahı var mı?


Hükümet, geçmiş dönemde fazladan verildiği iddiasıyla memura verilen hayat pahalılığı ödeneğinden yüzde 2’lik bir kesintiye gitti.

Sebebi, Maliye’nin zorda olması, bunu hepimiz biliyoruz.

Sendikalar kıyameti kopartsa da, haklı bulduğumuz tarafları olabilir.

Ha, bazı koşullar yerine gelseydi, tümüyle de hak verebilirdik.

Memurdan HP’yi keserken, ne bileyim bütçe harcamalarında şu kadar tasarrufa gidildiği açıklansaydı mesela.

Atamalarla, devlete tek kuruş ek yük getirilmeyeceği duyurulsaydı.

Devlet gelirini artıracak uygulamalar başlasaydı.

Ya da, en önemlisi, milyonlarca vergi muafiyeti, teşvik, destek ellenseydi.

“Amenna” diyecektik…

Böyle bir seferberlikte, memur da kendine düşen yüzde 2’lik fedakarlığı yapacaktı.

Bir paket olmuş olsaydı; uygulaması güven verseydi, ben eminim ki sendikalar da mahkemeye falan gitmeyeceklerdi.

Ama öyle bir durum yok, tam tersine vatandaşı aptal yerine koyan davranışlar var.

Maliye’nin açığı, sürekli artırılan KDV oranları ve harçlarla vatandaşın ensesine binilerek kapatılmaya çalışılıyor ki, bu da doğal olarak rahatsızlık yaratıyor.

Şimdi, Bakanlar Kurulu’nun bu kesinti kararı 28 Haziran tarihli.

Sendikaların başvurusuyla toplanan Anayasa Mahkemesi, 31 Temmuz’da ara emri vererek, yürütmeyi dava sonuçlanıncaya kadar durduruyor.

İşin püf noktası; ara emri kararı da 8 Ağustos 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanıyor.

Diğer yandan Maliye Bakanı, inanılmaz bir acemilikle, “Karar bize tebliğ edilmedi, biz bu ay da kesintili ödeme yapacağız” diyor.

Resmi Gazete ne için vardır? Devletin her türlü kararını kamuoyuna duyurmak, herkesin bilmesi ve uymasını sağlamak, kamu düzenini sağlamak için değil mi?

Vatandaş öğrenecek, Maliye öğrenmeyecek.

Vatandaşa tebliğ edilmiş olacak, Maliye bunu tebliğ kabul etmeyecek.

Var mı böyle maskaralık?

Kararı bir ay daha ötelediklerinin pek ala farkındayız.

Geleceklerdi de, para bulacaklardı da, önceki hükümetin yaşattığı sıkıntıları vatandaşa yaşatmayacaklardı, kalkınmaydı, refahtı falan…

Ne oldu?

Kardeşim, sokaktaki adam da bilir ki; ara emri, davada taraflardan birinin kesin hüküm verilene kadar zarar görmemesi için çıkarılır.

Özü ivediliktir…

Derhal uygulanır…

Bir gariban, borcundan dolayı arabasına el konulmasın diye gider karar aldırır, hemen uygulamaya girer ki, araba kurtarılsın.

Ha, bu da sökmüyor Maliye’ye.

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman bir hukukçu, “Yapılan hukuka aykırıdır” diyor.

Aslında bunu görmek için hukukçu olmaya da gerek yok ama, işte hukuk adamı söylüyor.

Şimdi bu durumda, Maliye Bakanı’nın buna da bir izahı olacak mı?

Gerçekten çok merak ediyorum.

Bakanlar Kurulu da Maliye Bakanı gibi mi düşünüyor?

Onların arasında da hukukçu var. Onun mütalaası ne?

Resmi Gazete tebligat sayılmıyor mu? Orada yazdığı anda hukuk haline gelmiş olmuyor mu? Böyle bir yasa mı var? Hükümetin bir ayrıcalığı mı var?

 

Eğer yoksa, bu maskaralığa nasıl ortak oldular?

Yoksa emeklilerden kesilen paralar gibi mi olacak? Hani iadesi yıllar sürmüştü.

Bir soru daha, acaba, Anayasa Mahkemesi, karara uymayan idare için ne diyecek?

 YERİN KULAĞI VAR

AL GÜLÜM VER GÜLÜM:

Başbakan, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı’nın apar topar Ankara’ya gitmeleri hayra alamet değil. Belli ki bazı sıkıntılar var. Özellikle de Türkiye ile imzalanan ve protokolde yer alan finansmanın hiç olmazsa hibe kısmının bir türlü gelmemesi belli ki hükümeti zora soktu. Hibeyi geçtim, bizimkiler aylardır tatil modunda oldukları için yapılması gerekenleri de salladılar. Dur bakalım, dönünce neler diyecekler.

BİR KRİZ DAHA:

Elektrik Kurumu’na geçmiş hükümet döneminde alınması kararlaştırlan 4 santral, UBP ile HP’yi karşı karşıya getirdi. UBP yapılması gereken daha “önemli” işler var bahanesiyle santral alımına karşı çıkarken, ortağı dörtlü koalisyon döneminde santral alınması kararının arkasında olduklarını söylüyor. Mecliste CTP, HP, DP ve TDP santaral alımına destek veren partiler olurken, UBP ve YDP ise buna karşı duruş sergiliyor…

ATUN: “ÜMİT VERMEDİLER”:

UBP-HP hükümetine bu kez kendi içlerinden eleştiri geldi. UBP milletvekili ve ekonomi eski bakanı Sunat Atun, “4’lü hükümetin bitmesinin sebebi bu hükümet kurulsun diyeydi. Buna herkes şahit oldu” … Hderken, hükümetin 100 günde ekonomi adına, ümit veren herhangi bir icraat yapmadığını söyledi.  Demek ki dıştan gelen eleştiriler haksız değil. İnkar etseler de, UBP içerisinde de, rahatsızlıklar var.

 MADEM ÖYLE MUAFİYETİ DE KALDIRIN:

Geçen gün bir arkadaşım uyardı. Girne-Çatalköy İmar Planı’na göre, artık bölgede yeni üniversite ve 5 yıldızlı otel, casino izni verilmeyecek. O halde, sektörler, doyuma ulaşmış kabul ediliyor. Peki o zaman, devletin de bu bölgede faaliyet gösterenlerin yararlandıkları muafiyetleri, teşvikleri de kaldırması gerekmiyor mu? Var mı buna cesaret edecek bir babayiğit? Hani memurun yüzde 2’sine güçleri yettiği gibi…

HP’NİN GÖRÜŞÜ MÜ BU?:

Ortaklar arası görüş ayrılığına bir yenisi eklenmiş görünüyor. HP milletvekili Gülşah Manavoğlu, “Türkiye’nin bakış açısı daha farklı olmalı diye düşünüyorum. Adadaki maddi problemlere daha fazla önem vermeli. Hibeler kesinlikle protokole bağlamamalı. Protokole bağlayacağı kredileri de netleştirmesi lazım, muallakta kalmaması gerekir” diyor. Dahası, Elçiliğin ve Yardım Heyetinin aradan çıkarılmasını, para konusunun direkt Türkiye Cumhurbaşkanı’yla görüşülmesini ortaya atıyor. E ama, o protokolü UBP tek başına onaylamadı ki. Başbakan Yardımcısı’nın da onayı var. İcrada hiçbir sıkıntı yok, partiden itiraz var. HP’nin görüşü hangisi? HP bu ikili tutumu geçen hükümette de sergilemişti. Politikası bu olsa gerek…

 

RUS KİLİSESİ:

Güney Kıbrıs, kuzeyde faaliyet gösterdiği iddia edilen Rus Ortodoks kilisesi haberiyle kaynıyor. Rus yetkililer de kiliseyi tanımadıklarını açıklıyorlar. Girne’de Ay. Yeorgio kilisesinde ayinler yapıldığı ve başında bir Rus Papaz bulunduğu öne sürülüyor. Kilise’nin “Kuzey Kıbrıs’ta ibadet ve Ortodoks turları yaparak, Ortodoks kiliselerinin restorasyonuna katkı koyarsınız. Alınan paraların önemli bölümü Kıbrıs’ın Ortodoks ibadethanelerinin restorasyonuna gidiyor” reklamı yaptığı da Rum basınında yer alıyor. Yani bir şekilde para topluyor.  Bu “kilise” hakkında biz ne biliyoruz? Faaliyet göstermesi, yardım toplaması için izinleri var mı? Eğer varsa ve resmiyse, o zaman da bu karalama kampanyasına cevap verilmesi gerekmez mi?

 ZİRVEDEKİLER

Tufan Erhürman: “Hükümetten yapılan, Anayasa Mahkemesi’nin Hayat Pahalılığı ile ilgili kararının uygulanabilmesi için tebligat yapılmasının beklendiği yönündeki açıklamayı anlamak mümkün değil. Karar Resmi Gazete’de yayımlanmış ve hem halkın hem de hükümetin bilgisine gelmiştir. Yürürlüğü durdurulan bir yasa gücünde kararnamenin uygulanmasına bu şartlarda devam etmek hukuka aykırıdır”…

 DİPTEKİLER

Gidişat Kötü: KKTC’nin ekonomisine can veren iki sektör var. Birisi turizm, diğeri ise üniversiteler. Üniversitelerin durumu ortada. Her geçen yıl kan kaybetmeye devam ediyor. Kontenjanları bile dolduramakta zorlanıyoruz. Turizmde ise bir türlü beklenen çıtayı yakalayamıyoruz. Her geçen yıl bir önceki yıla oranla daha da kötüye gidiyor. Yıllar içerisnde uygulanan yanlış politkalarla altın yumurtlayan bu iki sektörü de beceriksizlik yüzünden kaybedeceğiz…

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı