Bunun bir parçası olduğunuz için teşekkürler!..

29 Aralık 2014 Pazartesi | 12:14

Bugün 2014’ün son pazartesi; iki gün sonra gece yarısı, yeni bir yıl. Geriye dönüp bakma zamanı. KKTC’de eğitim sistemi ya da eğitim kültürü adına neler yapılmış; doğrular, yanlışlar neler?
KKTC sanayi toplumunu bile, yine yakalayamadı; kurumsallaşma adına yeni hiç bir gelişme yaşanmadı. Yasalar hala daha sanayi toplumu öncesi yasaları olarak kaldı. Yasalar hala daha ‘dikey hiyerarşi’ anlayışında. 21. yüzyılın gerekliliği olan yönetim anlayışına geçilemedi. Kurumlar ‘yatay hiyerarşik’ yapıya dönüştürülemedi. Yetki devrini tüm çalışanlara devreden yatay hiyerarşi yapılanmasına geçilemedi. Kurumlarda kararı üst kademe yöneticisi almaya devem etti. Hiyerarşide alt kademeye gidildikçe karar mekanizmasında yetkileri olmadığı, onlar sadece üst kademenin aldığı kararları uygulama yetkisini kullanmaya devam ettiği, bir kurumsallaşma anlayışının devam ettiği bir yıl oldu 2014.
Halbuki 21. yüzyıl kurumlarının çağdaş yönetim anlayışı, alt kademelerde çalışanların da karar alma mekanizmasına katılımını temel alır ancak KKTC 2014’te de bunu yakalamadı, ıskaladı anlayacağınız. Nedeni de çok basit; üst kademe yönetimi gücü devretmek istemiyor, yetki kendisinde toplanmalı. Daha sonrasındaysa o yetki kullanılarak, siyasi olarak rüşvetler dağıtılacak.
Eğitim sistemi de bu anlayışa göre yönetilmekte. Veli, öğretmen, okul yöneticileri, diğer okul çalışanları, öğrenciler alınan kararlarda dikkate alınmadı. Onların ihtiyaç, ilgi ve istekleri yine sorulmadı. 2014 yılı da eğitim sistemi için, çağdaş yönetim anlayışına kavuşlamayan bir yıl olarak geride kaldı. Diğer kurumlar gibi eğitim kurumu da sanayi toplumu öncesi yönetim anlayışına mahkum bırakıldı. Eğitim sisteminin tüm problemlerinin temel nedeni de budur ve 2014 yılında da çözülemeyen bir olgu olarak kaldı.
Eğitim sisteminde başka neler olmadığıyla ilgili bazı temel örnekler;
• Özel eğitim yasası yine hazırlanıp, yürürlüğü girmedi,
• Avrupa’daki üniversite öğrencileri yine ‘lisan düzeyinde’ burs hakkı alamadı,
• Geleneksel eğitim yine hüküm sürdü; öğrenci merkezli eğitime yine kavuşulamadı,
• Öğrenciler sınav stresinden yine kurtulamadı, sınav odaklı eğitim tahtını korudu,
• Aileleri asalak gibi sömüren dershane canavarı ve ana nedeni kolej olgusu, yine hüküm sürdü, eğitimde fırsat eşitsizliğine devam edildi; iktidarda sol ideoloji!
• Özel okullara rağbet yine devam etti, Rum tarafına çocuklarını yollamak, yine revaçta kaldı hatta  kreş döneminden!
• KKTC özel okulları başıboş yönetime yine devam etti; ilkokulda ‘müzik öğretmeni’ sınıf öğretmenliği yapmaya devam etti örneğin; öğrenciler de sınıflarda başarılarına göre gruplandırıldı, damga yedi; denetleyen olmadı!
• 2011 sonrası işe giren öğretmenlerin emeklerinin sömürülmesine devam edildi, statülerinde hiçbir iyileştirme olmadı. Sayın Arabacıoğlu da en büyük problem olarak bunu belirlemişti. Biz de çözülmesi hayal demiştik ve ne yazık ki yine çözülemeyen problem olarak kaldı,
• Üniversitelerde naylon notlar ve sahtekarlıkla mezun etmeler yine devam etti,
• KKTC eğitim sisteminin ‘öğretmen yetiştirme programı’ yoktu ve yine hazırlanmadı,
• YÖDAK, TC’de bile öğretim elemanı yokluğu nedeniyle açılmasına izin verilmeyen bölümlerin açılmasına yine izin verdi. Alanda öğretim elemanı olmayan ‘doktora’ programlarını yine denetleyemedi,
• 21. yüzyılda 7 okuldaki ‘birleştirilmiş sınıf’ uygulamasına yine devam edildi,
• İlkokul çocukları pek çok branşta, yanlış olduğu bile bile yarıştırılmaya devam edildi,
• Eğitim şurası yapıldı, biz ise KKTC’nin buna hazır olmadığını belirtmiştik; sonuç ise şuranın uygulamaya geçen hiçbir kararı olmadı.
Sevdiğim birisinin dediği gibi “bunun bir parçası olduğunuz için teşekkürler”.  Kim mi bir parçası olmuş? Eğitim sistemini yönetenler ve genel olarak siyaset.