Köşe Yazarları

Bu yılın kehanetleri ve bir teşekkür

Müneccimi veya kâhini dinleyen, daha doğrusu öylelerine kulak vermek ihtiyacını duyan devlet lideri var mı bilmiyorum. Olsa bile herhalde utandığı için bunu saklardı. Bir zamanlar müneccimi, kâhini olmayan devlet başkanı yoktu. Hem de önemli işlere karar vermeden önce muhakkak onlara danışılırdı.

Büyük kehanetlere inanmaktan vazgeçtik ama küçüklere “hayır” diyenimiz çok değil. Etrafımızda günlük falına bakan veya kahve fincanını deviren insanların sayısı az değil.

Çocukluğumuzda kehanete de inanırdık, batıl inançlara da. Birinin gözü seyirmeye görsün. Kötü bir şeyler olacağına inanılırdı. Olmasa bile kara haber alınacağına kesin gözüyle bakılırdı. (Anlaşılan Türkiye’de kimsesinin gözü seyirmiyor. Sözlüklerde böyle bir deyime rastlamadım.)

Yolda giderken bir kara kedi, yolu bir taraftan ötekine katetmişse bunu gören kişinin geri döndüğüne şahit olmuşumdur. Merdiven duvara dayalıysa ve birileri üzerinde bir iş yapıyor ve hasbelkader merdivenin altından bir kara kedi geçmişse, o kişinin hemen merdivenden inmesi gerekirdi. Aksi halde kaza kaçınılmaz olurdu. Kazara bir kaza olduğu zaman da kedinin geçtiğine ama farkedilmediğine yorumlanırdı.

Kara kedi kadar kötü olmasa da bir de baykuşla ilgili inanç vardı. Baykuş gelip birinin karşısına oturur ve ses çıkarmazsa ufukta bir kara haber vardı. Yok, ötmeye başlarsa her şey güzel olacak demekti.

Sabahleyin ilk gördüğünüz kişi uğurlu da olabilirdi, uğursuz da. O günkü işleriniz, gördüğünüz sabahlığa bağlıydı.

Bir de günah listemiz vardı: Yemek yerken konuşmak günahtı, geceleyin tırnak kesmek veya aynaya bakmak da günah sayılırdı. Ötekilerin bir izahı var ama geceleri aynaya bakmanın niye günah olduğunu anlamış değilim.

Bunlar bir yana, çocukluğumuzun baş belâsı goncolozlardı. Bunlar kara giyimli, kuyruklu kapkara yaratıklardı. Gecenin karanlığında göze görünmezlerdi. Sadece istediklerine görünürlerdi. Pıt diye yerden dama atlarlardı. Bir hoplamada bir damdan ötekine sıçrarlardı. Bunların işi gücü, çocukları kaçırıp onları afiyetle mideye indirmekti.

Bu canavarlar, hep de kışın ortasında gelirler beş-on gün kalırlar ve kayıplara karışırlardı. Etrafta oldukları zamanlar muhakkak şiddetli yağmurlar yağar ve rüzgâr eserdi. Dışarıdan gelen seslerden hangileri rüzgârdan, hangileri yağmurdan hangileri goncolozlardan geldiğini ayırt edemezdik. Ancak başımızı  kapının dışına uzatmaya cesaret edemezdik.

Bizi kaçırmamaları için bunların gönlünü hoş tutmak gerekirdi. Yılbaşından önce evde gollifa yapılırdı. Bu iş için ayrılan “bafidiko” tipi buğday kaynatılır, sısam ve bademler ağartılır, kuru üzümler sudan geçirilir, merteklerde asılı duran narlar indirilir ve çürümemiş olanlar üfelenirdi. Bunlar iyice karıştırılınca gollifalar hazır olurdu. Daha biz tadına bakmadan bir fincan dolusu dama atılırdı. Onlar goncolozların payıydı. (Sanırım, kara kışta yem bulmakta zorlanan serçeler bayram ederdi.)

Yılbaşından bir hafta sonra da lokma yapılır ve bir tabağı gene dama atılırdı. Bu zebanilere bir tabak lokmanın yetip yetmiyeceği çocuk aklımı çok kurcalamıştı. Ama bunu kimseye söylemedim. Ya sonra bizim kendimize lokma kalmazsaydı. Bu günlere gelebilmişsek gollifa ve lokma sayesinde olmuştur. Yoksa goncolozlar bizi yer bitirirdi.

Gelelim bu yılın kehanetlerine: Kıbrıs sorunu en çok konuşulan konu olmaya devam edecek. Çözüm goncolozlara kalmış bir iştir. Yüklenip getirirlerse olabilir.  Aksi halde daha çok bekleriz. Tünelin ucunda ışık mışık yok. Geceyarısı.

Dünya lideri Donald Trump, peştenkerani tweetlerine devam edecek. Amerikan ekonomosi durgunlaştıkça zırvalamaları artacak. Ve Amerika’nın yarısı ona inanmaya devam edecek.

Dünyada haddini bildirecek cumhurbaşkanı ve başbakan kalmadığı için Türkiye medyasındaki haberler sıkıcı olacak. Öte yanda, araları zaten iyi olan Sudan Cumhurbaşkanı Omar Al-Beşir, Katar şeyhi Tamim bin Hamad Al-Sani, ve Rusya cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile dostluklar daha da pekiştirilecek. Son zamanlarda araları düzelmeye başlayan Trump ile TC Cumhurbaşkanı’nın  durumları öyle de olabilir, böyle de. Her şey, bu iki muhteşem başkanın  sabahleyin hangi tarafından kalkacaklarına bağlı.

Çevre, günden güne, kötüye gidecek. Özellikle Amerika, Çin ve Hindistan çevreyi kirletmede rekor kıracaklar. Seller yoğunlaşacak, kuraklık artacaktır. (Bunu öngörmek için kâhin olmaya gerek yoktur.)

Kadınlar iş yerlerinde ikinci sınıf muamelesi görmeye ve erkeklerden daha düşük ücret almaya devam edecekler. İş yerlerinde ve sokaklarda taciz edilmekten kurtulamayacaklar.

Gerisini artık siz getirin.

XXXXX

Teşekkür

Bu yılbaşında en değerli hediyeyi Cumhurbaşkanı Akıncı’dan aldım. Abdülazim Aziz topluluğuna ait iki CD’den oluşan “Hayat Bazen Tatlıdır” adlı berceste. Ogün Erciyas’ın hazırladığı CD’ler geçmiş sanatçılarımıza bir vefa borcunun ödenmesi bakımından hem anlamlı hem de önemlidir.

Anladığım kadarıyla RİK arşivinden Kâmran Aziz ve Arkadaşları Topluluğu’nun eserleri de getirtilmiş ve bugünlerde o eserlerin üzerinde çalışılıyormuş. Bütün kalbimle destekliyorum.

Broşür, adı geçen sanatçıların birer paragraflık özgeçmişlerini de içerseydi çok daha yararlı olurdu.

Teşekkürler Sn. Akıncı, teşekkürler Sn. Erciyas.

 

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı