Röportaj

” Bu Seyfi dedeniz şimdiki zamanda yetişseydi beni bırakıp gideceydi o gadar çapkındı”.

 Sabiha neneciğimiz bizi görürkenden mikrofonu elimizden alıp şarkılar, türküler söylemeye başladı. Çekim süresince neşeli dakikalar yaşadık. 54 yıllık yaşam serüvenini bizimle paylaşan çiftimizin yüzlerindeki tebessüm program boyunca hiç azalmadı. Film tadındaki bu sohbeti keyifle okuyacağınızı umarız.

Ali Atamer: Röportajımıza başlamadan önce eski yaşamınızın zor ve imkansızlıklar içinde geçtiğini ve buna rağmen mutlu olduğunuzu söylediniz.

Seyfi. Ö: Seyfi Ali Cenap'dı adım. Babam da Ali Cenap Osman'dı. Annemin adı da Pembe Hamdi idi. Babam Baf kazasının köylerinden olan Arçimendiliydi. Biz 10 gardaşdık. Fukaralık zamanını yetiştim. Alaman Harbında arpa ipliğini yediğimi bilirim. Fasulyayı bir çanakda yerdik. Para yoktu hep veresiye alırdık. Öküz çifti yaptık. 3 ay sabanınan tohum ekerdik. Hasat olduğunda 3 ay orak biçerdik. Burçak ekerdik. Buğdaylarımız olurdu gamuşluk. Değirmeden un ederdik ve küplere gorduk 6 ay yerdik onları. Bitta ederdik, ekmek ederdik. Fasulya pirinç hep torbalarda satılırdı. Her 15 günde bir bas vardı Leymosun'a giderdin.
Sabiha.Ö: 10 yaşından berri dikişi öğrendim. Meraklıydım. 15 yaşında usta çıktım. İlkokulu zor bitirdim. Hayvan işlerini yapayım diye okuyamadık. Babam derdi bana ''hade be galk da çocuk ağlar bakasın hade be galk da yemek bişiresin''. Çünkü babamlar evde galmazdı. Bin baş davarımız vardı onlara bakarlardı mandırada. Tahtadan oduncuklardan gargola yaparlardı. Üstüne de vurimbi gorlardı. Yoğudu ya şimdiki yatak sünger. Koyunları gırparlar ve gorlardı vurimpinin üstüne. 15 yaşında 4 teneke un yoğururdum. Sabah galkardım ongarırdım sepeti alırdım omzuma. Herkesin 2 eşeciği vardı onuynan giderdin. Ekmekleri çörekleri alır giderdim anama bubama mandıraya. Akşam gelirdim otururdum nakışa. Ondan sonra da mevlüd okumayı öğrendim.

Ali Atamer: Seyfi dayı Dünürcülük görücülük fasıllarında başına gelmedik kalmamış.

Seyfi. Ö- Yetildim oldum 25 yaşında. Alehtero'da dayım vardı giderdim ora. Yeğenim sordu bana ‘’nikah olmaycan sen artık vağtındı’’. Ben da dedim ‘’Ararım olan, ama hani nerde gız’’. ''Gel Alehtero'ya düğün vardı orda göresin gızı''. Evvelki insanlar derdi baldırı kemerli gız alacan. Ne adetler. Gördük beğendik gendini. Gittik istedik gızı. Gaynatam dedi ‘’odunu bir nacakda kesemen gene gelin''. İkincide verdiler bana gızcağazı. Duyunca köylünün biri ki alıyom gızı ''vermeyceksiniz gızı'' dedi gaynatama. Yakarım gaminileri da ortalığı da. O zaman durdurduk nikahı. Ama ne zamanki o adam buldu başka bir gız da rahat ettik. Deliydi çünkü.
Sabiha.Ö- Hatta ailemizin hayvanlarını öldürdü zehirlerdi. En sonda bubama dedi eğer verirsen gızını Seyfi'ye yakacam seni da. Tabii bu arada unutmadan da söyleyim Seyfi huvardaydı. Şimdiki zamanda yetişseydi beni bırakıp gideceydi o gadar çapkındı. Biz birbirimizi bilmezdik. Bir gün çeşmede su doldururum bu da geçerdi davarınan oraştan. Bir tepede durur da öyle bakardı bana. Ondan sonracığıma düğünde görürdü beni, ben bakmazdım gendine. Öyle öyle oldu iş.

Ali Atamer: Maniler Kıbrıs kültüründe önemli bir yer tutar. Bildiklerinizi paylaşır mısınız Sabiha teyze?

Sabiha.Ö- ‘’Sıra sıra alıçlar
üstünde kırlangıçlar
ben yarime yaptırdım
güzel güzel pabuçlar’’.

‘’Garanfilim budama
sefa geldin odama
eğil bir şeftali ver
yanındaki adama’’.

Bastım çıktım furuna
baktım İzmir yoluna
sevgilim askerden gelsin
çifte gurban yoluna’’.

Ali Atamer: Hangi tarihde kıydınız nikahı?

Seyfi. Ö- Nikah için gittik Lefkoşa’ya ongarıldık. Arasta’ya gittik ondan aldık alacağımızı. ’57'de nikah olduk. 2 sene nikahlı galdık.
Sabiha.Ö- Nikah düğün ayrı oldu. Mavi ya da pembe gelinlik geyerdin nikahta. Davullu zurnalı yaptık. Kör Andirikko vardı Rum. Müntüfiye halayık da zilli daireyi çalardı, Şifa hanım da döplek. Tebrik oldu yeme içme oldu. Ama damat gelmezdi nikahlı olduğun süre.

Nikahlı kaldığınız evrelerde rahat buluşup konuşamadığınızı söylediniz.

Seyfi. Ö- Ben serbest artık giderdim gave içerdim göreyim gızı. Biraz tenha bulduğumuzda el ele tutuşurduk.
Sabiha.Ö- Görüşmek yasaktı. Gattiyetinan görüşme yok.
Seyfi. Ö- Sabiha'yı göremediğimde içim maraz ederdi. Buluşduğumuzda sevinirdik.

Ali Atamer: Eski Kıbrıs düğün gelenek göreneklerine göre mi oldu sizin düğününüz?

Seyfi. Ö- Ben tuttum fellahları. Garı çalgıcılarını da gadın tarafı tutardı. Buğday döverdik. 2 gazan herse yaptık. 30 hayvan kestik yedirdik. Ocağ'ın içinde yağmurlu havalarda düğün yaptık. Perşembe günü gelin guşandı. Tuttuk daksi geldik eve. Gittik camiye da 2 rekat namaz gıldık. Sağdıçlar vardı gollarına mandil bağlardın, beni iki kolumdan tuttu ve yürüyerek mumlarınan geldik gerdek evine.
S.Ö- Oğlan ayrı gız ayrı eğlenirdi. Kebap doldurduk furunları. Herse yaptık. Sağdıçlara peşgir da verdik omuzlarına gosunlar. Çümbüş çok. Alehtero'da güzel düğün oldu. Arkamdan ağladıydı anacığım. Geldi bana o saat yırtayım gelinliği da yol vereyim Seyfi’ye. Kına gecesi çalgıcılar güzel maniler söyler, Gelin telden işlenmiş Harba geyerdi. Hellim çörek dağıtırlardı. ‘’gelin anası yemeği tuzsuz galdı evi gızsız galdı’’ diye hünküre hünküre ağlardı gelin. Hamam dönmeleri vardı. Garılar adam olurdu da kına gecesinde alem olsun diye oynarlardı. Alayda gençler güreşirlerdi. Alaydan sonra güveyinin evine giderdin. Güveyi elinde bir deste çicek verirdi sana. Gaynananın elinde bal. Batıracan elini bala sürecen gaynananın donunun ağına. Narı da vuracan oracığa patlasın ve girecen içeri.
Seyfi. Ö- Yarım saat sonra gelirdi gumbarolar (Sağdıç) vururdu cama ‘’hade olan naparsınız neyi beklersiniz’’derlerdi bize. Ertesi gün paça olurdu. Kıbrıs havalarında brodo, sirto oynardım.

Ali Atamer: Çadır evlerinde çekilmiş fotoğraflar gördük. Nedir bu fotoğrafların hikayesi?

S.Ö- Bir kere göçmen olduk. Alehtero'dan İngiliz üslerine. 6 ay çadırlarda galdık. Bir elbiseynan aylarca yaşadık. 10 bin Türk çadırlarda. Kimisi anasını kimisi gızını kaybetti. Bir gün geldi Rumlar çadıra öldürsünlermiş bütün Türkleri. İngiliz'da dedi genlere ''eğer Türkleri öldürürsanız biz da Baf’ı yakıp yıkacayık''. Öyle olunca gaçtılardı. Çadırlarda doğurdum gızımı. Daşı yastık ederdik. Yerde yatırdık. Biz böyle çektik. Benim gocam da haftada 5 lira alırdı. Çadırlarda hayat zordu. İngiliz bir gara su verirdi. Köpek içmezdi o suyu. Piskot atardı bize havadan çocuklarım yerdi. Çok fenaydı İngilizler. Alay ederlerdi biziminan. Gavurdan beterdi. Rumları, İngiliz gordu üstümüze saldırsın.
Seyfi. Ö- Hatta referandum olduydu halk arasında güneyde mi, kuzeyde mi galalım diye. Nitekim geçtiydik bu tarafa.

Ali Atamer: Bugün sizlerden çok şey öğrendik. Umarım okuyucularımızda sizin anlattıklarınızdan keyif almıştır. Bir yastıkta nice yıllara diliyoruz.

S.Ö- Bekleme Aliciğim arayım seni devamlı goy bizi televizyonlara. Bu sefere geleceksiniz yeyceyik içeceyik kebapcık. Açacayık gonyacık da. Güneş Ba'ftan doğacak. Sabaha gadar yeylim içelim.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı