Köşe Yazarları

Bu bir futbol yazısı(mı)dır…


Bizimkiler, Londra’daki bizimkilerle geçen cumartesi maç yapmış. Pazar gazetelerinin spor sayfalarını bu maçın fotoğrafları yorumları süslüyordu. Okurken birden içim burkuldu. Çok trajikomik bir durumdu yaşanan ama ya kimse bunu farkında değildi, ya da farkında olmak istemiyordu. Düşünüyorum da biz de küçükken yan sokaktaki çocuklarla iki ayrı takım kurar maç yapardık. Maçı kazanan taraf çok sevinirdi. Bu maç bana o durumumuzu anımsattı. İki binlerin on beşinci senesinde Kıbrıs’ta yaşayan Türklerle, Londra’da yaşayan Türkler arasında maç oynayıp bunu bir olay saymak ne demektir? Nasıl tanımlanır bilemiyorum. Sadece “trajikomik” diyor geçiyorum.

 

Oysa başlangıç böyle değildi. Bir zamanlar, LefkoşA, Çetinkaya-APOEL derbisini yaşardı. Öyle ki, bu maç oynanacağında sokakta insanlar kalmaz ,stadyumu tıklım tıklım doldururdu. Evde kalanlar ise merakla maçtan dönecek olanların kendilerine neticeyi ulaştırmasını beklerdi. Öyle bir rekabetti ki bu, içinde renk aşkından öte, milliyetçilik ve din bağlantısıyla doğan bir aidiyet arama çabası vardı. Çetinkaya, EBA veya Pezoporikos ile maç yapacağında Larnaka, AEL ile maç yapacağında Limasol kentleri hareketlenirdi. Yine o devirlerde sarı- kırmızılar, İsrail’de turnuvalara davet edilir, Bükreş Dinamosu’nu ağırlardı. Galatasaray ve Fenerbahçe başta olmak üzere Türkiye takımları ile sık sık maç yapar bu aidiyeti perçinlerdi.

Ama 1945’li yıllarda önce BAOK ligiyle başlayan, sonra1948’den itibaren KOP çatısı altında süren bu serüvenin sonunda, bizim futbolumuzu yok oluşa, iki tarafın bu aidiyet arayışı itti. Önce kilisenin talimatı ile Rum Spor Teşkilatı, Türklere kendilerinin sahip oldukları sahalara girişi yasakladılar. “Bizim mülkümüzde spor yapamazsınız” dediler. Bu nedenle KOP, Çetinkaya’nın ve diğer Türk takımlarının müsabakalarını oynaya bilmesi için başka sahalar bulmak yoluna gitti. Ancak sezon tamamlandıktan sonra 1955 yılında elzem olarak Türk spor teşkilatı kuruldu ve sporda da ayrılık başladı.
Ayrılık olması sonrası ise maalesef futbolda zamanında hamle yapılamaması nedeniyle hiç işimize gelmeyen gelişmeler yaşandı. KOP, UEFA’ya üyelik müracaatı yaparken bizimkiler olaya ilgisiz kaldı ve ses çıkarmadı. Sonuç bugün ortadadır. Onlar bu gün dünya futbol endüstrisinin bir parçası olmuşken, biz hâlâ mahalle maçları ile avunur durumdayız.
Sonuç olarak, atmış yıldır yapılamayan LefkoşA derbisinin taraflarından biri olan APOEL, son beş yılda Şampiyonlar Ligi’nde boy gösterip iki kez ikinci tur bir kez de yarı final oynayacak değere ulaşmışken, bir diğer taraf olan Çetinkaya ise ekonomik zorluklarla boğuşan, bulunduğu ligde dahi tutunmakta zorlanan bir düşüş yaşamaktadır.
Çetinkaya ismi sadece bir örnektir. O ismin yerine Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren herhangi bir kulübü koyabilirsiniz. Tamamı bu sıkıntıyı ya yaşıyordur ya da yaşamasına ramak kalmıştır.
Peki ama bu durumdan çıkış nasıl olmalıdır?

Bunun iki çıkış kapısı olduğu açık ve nettir. Ya güneyden ya da kuzeyden dünyaya açılmalıyız. Güney’den açılış yolu şu anda denenmektedir. Hasan Sertoğlu Federasyonu KOP ile UEFA nezdinde görüşmektedir. Ancak belli ki durum son derece ağır aksak ilerlemektedir. Oysa bizim artık kaybedecek zamanımız yoktur. Ülke de artık futbol bitmek üzeredir. O zaman Güney ile görüşülürken Kuzeyden de açılım yolu aranmalıdır. Gerekirse Türkiye 3. Ligi’ne bir takımla katılmalı ve diğer spor kulüplerimiz oraya oyuncu yetiştirerek hızla çıkışı sağlamaya yardımcı olmalıdır. Ellili yıllarda bunu Çetinkaya ile Kıbrıs genelinde başarmışsak, başka bir kulüple de Türkiye’de başarabiliriz.
Bu adımlar atılmaz bir şekilde Ülke futbolu, dünyaya entegre olmazsa sonuç bellidir. Nitekim gidilecek köyün minareleri görünmeye başlamıştır. Ülkenin elit sporcuları birer ikişer, Türkiye’nin BAL olmak üzere çeşitli liglerine gitmeye başlamıştır. Burada sporcuları suçlamaktan çok, yıllardır gerekli adımları atmayan yönetimlerin hatalı olduğunu özellikle belirtirken, henüz hiçbir şey için çok geç olmadığını da vurgulamak isterim.

VE ŞİİR…
Bu haftaki şairimiz çok kıymetli dostum Tamer Öncül. Kendisinin Örümcek adlı şiirini birlikte okuyoruz:

ÖRÜMCEK

Sessizliğin ustası
Uzatıyor köşeden
Ölümcül ağını…
Cambazlar kıralı
Tığdan bacaklarıyla
Örmüş tülden tuzağını…
Aptal cesaretiyle
Harakiri denemiş
Karalar içinde bir S(S)inek
Aman ne tatlı…
Sonra, sarışın rüküş
Bayan kelebek
Süslüyor ağı…
Dünyası renkleniyor
Cambazlar kralının
Göbeği hafiften sarkmış
Ağ ortadan yırtılmış
Kimin umurunda !…
Şen şakrak
Albino bir mişavro da
Sofra yolunda
Bacakları titriyor,
Ağ titriyor heyecandan
Cambazlar kralı
Büyüyor
Işıldayan tahtında…

ANLAYAMADIKLARIM
Cumhurbaşkanı adaylarımız Akkuyu Nükleer Santrali hakkındaki düşüncelerini ne zaman açıklayacaklar? Anlayamadım da…


Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı