Köşe Yazarları

BRYANT VE HATAY’IN ASKIDA KALMIŞ KKTC’si…







Rebecca Bryant-Mete Hatay’ın birlikte yazıya döktüğü, ‘Askıdaki Egemenlik ve Kuzey Kıbrıs’ta De Facto Devletin İnşası’ adlı kitabı ‘İletişim Yayınları’ tarafından yayınladı. Hem Kıbrıs Sorunu üzerine çalışan politikacılar, akademisyenler, gazeteciler için muhteşem bir kaynak ve hem de sosyal medyada soruna ilişkin muazzam boyutlara ulaşmış bilgi kirliliğiyle zaman öldürmekten kaçınmak isteyenler için de iyi bir fırsat.




Kitap üç ana kısımdan oluşmuş: Birinci kısımda, De-facto devletin “sınırları” ve Türkiye’nin “toplum mühendisliği” tartışılmış. İkinci kısımda Aporetik devletin (1) üzerine inşa edildiği ganimetin ekonomi-politiğine geniş yer verilmiş. Üçüncü kısımda Türkiye Kıbrıs ilişkilerinde toplum mühendisliğinden kaynaklı kültürel yozlaşmadan, De facto devletin nimetlerinden yararlan(dır)mada politikaya bulaşan nepotizm (2) hastalığının boyutları enine boyuna ele alınıp tartışılmış.



Kıbrıslıtürklerin 1974 sonrası zuhur eden yeni statüsüyle ilgili yaptığı yorumla dalga geçebilen Kıbrıslıdan, konuyla ilgisizmiş gibi gözüken pek çok yabancı yazar ve entelektüelin birbirinden muhteşem veciz sözleriyle karşılaşacağınız bu kitabı eğer okumazsanız, bilin ki bilgi dağarcığınızda Kıbrıs Sorununa dair çok şey eksik kalacaktır. Dahası kuzeydeki statükonun bugünkü hal-i harabımıza mal olan ve de toplumsal derinliklerimize kök salmış nepotizmden nihilizme (3), beceriksizlikten absürtlüğe toplumsal hallerimize şahit olacaksınız.

………………………………………

De-facto devletin dibe vurduğu, demografisi hızla değiş(tiril)miş, 1974’den beri Kıbrıslı Türk yönetimlerin kısa tarihinde hiç bu kadar tavla teslim olunmadığı, cemaatimizde umutsuzluğun da hiç bu kadar çok tavan yapmadığı günlerden geçtiğimiz göz önüne alındığında… Kitabın SONUÇ bölümünde verilen: “Gıbrıs’da bir şey olmaz’ demenin de halen bir şeyler olabileceği ihtimalini hiçbir zaman bütünüyle dışlamaz” cümlesindeki siyasi mesaja bakılacak olursa, kitap her hal ve şart altında “çıkmayan candan umut kesilmez” düsturunun hatırda tutulmasını istiyor.

İyi de ediyor.

……………………………

Dikkatli okur, daha kitabın ilk sayfalarından itibaren, kendisini, Kıbrıslı Türklerin ve ‘seçtikleri’ siyasi liderlerin, bir yandan pek çok kurumuyla devletmiş gibi davranan, öte yandan uluslararası tanınmamışlığından dolayı da ‘yok sayılan’ ya da ‘görmezden gelinen’ KKTC siyasi labirentinin içerisinde ilerlerken bulacaktır.

Akıncı’nın 24 Ocak 2016 tarihinde Davos dönüşünde Kıbrıslı Türk gazetecilere verdiği: “Dünya KKTC’yi tanımamış olsa da, Kıbrıs Türk halkı bir varlıktır…” demeci bir yanda, uluslararası diplomaside KKTC’nin ‘Türkiye’nin işgali altında kukla bir yönetim’ olduğu yaygın kanısı diğer yanda… Ve de Kıbrıslı Türkler ve seçtikleri lider olmadan Kıbrıs’ta bir sonuca gidilemeyeceği öte yanda.

Okudukça pek çok tartışmaya kendimi dahil edilmiş hissediyorum. Böylece Kıbrıs Sorununa dair bazen yazarlarla örtüşen, bazen de farklılaşan kendi yorumlarımı yeniden üretme fırsatı buluyorum.

Kitabın yazarları, bir yandan dünyanın farklı coğrafyalarında KKTC gibi başka De-facto devletleri inceleyen yabancı araştırmacıların siyasi yorumlarına yer verirken, diğer yandan uluslararası politikada tanınmamış devletlere atfedilen, ‘korsan’, ‘kukla’, ‘parya’, ‘sözde’, gibi statülerden hareketle, ‘mekana hapsolmuşluk’ ve yarattığı ‘kalıcı belirsizlik’ ve de diğer ulus-devletler tarafından ‘görünmezlik’ olgularıyla tartışmayı zenginleştirmiş. Böylece hem okura bilgi dağarcığına katacağı pek çok siyasi kavram sunulurken, onu tartışmanın içerisine çeken bir dil de kitaba hakim kılınmak mı istenmiş? Sanırım..

Peki yazarların siyasal jargonda, Aporetik devlet olma haline örnek gösterdikleri günümüz KKTC’si, bu belirsizliğinden nasıl, ne zaman ya da hangi şartlar gerçekleştiğinde kurtulabilecek?

Elbette Kıbrıs Sorunu çözüme kavuştuğunda ve De-facto devlet de, uluslararası diplomaside kabul görecek şekilde ya kendini ilga ederek, ya dönüşerek ya da bir başka devlete katılıp yeni ve yasal bir statü kazandığında.

Bu noktada kitapta, ‘olası bir çözüm sonrasında tanınmış bir devletin (Kıbrıs Cumhuriyeti-hp) eşit kurucusu’ olunacağını söyleyen eski lider Akıncı’nın sözcüsü Burcu’nun sözlerine yer verilirken, hemen karşısına ‘KKTC’nin varlığını başka bir devletin federal ortaklığına dönüştürmenin Kıbrıslı Türkleri birey ve toplum statüsüne düşüreceği’ nedeniyle KKTC’ye sarılan Kıbrıs Türk sağı konmuş olması bir yanda; Kıbrıslı Türklerin dünyada bir varlık olarak kabul görüyor olsalar da, Kıbrıs Sorununun çözümünde son kararı verecek siyasi erk olarak andaki TC hükümetinin oynayacağı rolün belirleyiciliği diğer yanda…

 

Kitapta böyle mi konmuş olay yoksa ben mi çıkardım?

Yazmış olduğum gibi: Bu kitap sizi tartıştığı pek çok konuya bir katılımcı gibi dahil ediyor.

Cemaat olarak yüksek sesle ve çok konuşmayı seven ve daha az okuyup dinleme hasletleri gelişkin, dolayısıyla okumayınca çok şey kaybetmiş olacağından bihaber bir cemaatin özelliklerini taşısak da, yine de ben, “OKUYUNU BU KİTABI” diye yazmış olayım!.

……………………………………..

(1)“Aporteki devlet” kavramıyla 1960’lı yıllardan başlayan “Geçici Yönetim” ve 1974 sonrasında inşa edilmiş kuzeydeki devletin (KKTC), bir yandan var olan gerçekliği, diğer yandan uluslararası kabul görmemiş, dolayısıyla yasallaşmamış, sonuca ulaşması çözüme endekslenmiş ve fakat nasıl çözülüp sonuçlanacağı karara bağlanmamış ve gelecekle ilgili cemaatimizde içselleşmiş yaşama dair pek çok şeyin tırnak içine alınmasına yol açtığı belirsizlik halleri anlatılmak istenmiş.

(2)Kişinin, eğitimine, uzmanlık, yetenek ve dürüstlüğüne vb. hasletlerine bakılmaksızın, vekil ve bakanlık katındakiler tarafından, “seçmeye devam et beni, seçilince göreyim seni” mealinde bir düşünceyle, üçlü kararname vb. yasalardan da yararlanıp ‘KKTC’nin üst düzey bürokrat ve yönetim kadrosunu’ oluşturacak denli kayırmacılığa batmış olmaları bir örnek olsa gerek…

(3)Bizim cemaatte zuhur eden nihilizmin köklerinin, özellikle 1974 sonrasında ganimetle topluma bulaşan ve oradan kişilerin yaşamlarına dahil olan her türlü etik ölçünün reddi diye tanımlamış olayım.









Başa dön tuşu