Bizi bizimle güldürüyor

24 Şubat 2018 Cumartesi | 14:06

“Bizim Evde Neler Oluyor?” oyunuyla ayakta alkışlanan komedi oyun yazarı Şebnem Çobanoğlu heyecanını bizlerle paylaştı: 

TİYATROCUK EKİBİ EĞLENİRKEN EĞLENDİRİYOR:

“Bizim Evde Neler Oluyor?” oyununun yazarı ve oyuncusu Şebnem Çobanoğlu bu gece YDÜ-AKKM’de ilk kez Lefkoşa izleyicisinin beğenisine sunulacak olan oyun için Tiyatrocuk ekibi olarak eğlendirdikleri kadar eğlendiklerini de dile getirdi.

 

Prömiyerini geçen hafta Mağusa’da yapan ve ayakta alkışlanan Tiyatrocuk Ekibinin “Bizim Evde Neler Oluyor?” oyununu kaleme alan Şebnem Çobanoğlu ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Matematik öğretmeni olan Şebnem Çobanoğlu bundan iki yıl önce ilk defa farklı bir yönüyle sivrilerek takdirlerimizi topladı. Tiyatro aşığı olan Çobanoğlu oyun yazarlığına gönül vererek Seçil Besim’le birlikte kaleme aldığı ilk bebeği “Bir Yudum Hayat”la dikkatleri üzerine çekti. Şimdi ise ikinci oyunu “Bizim Evde Neler Oluyor?” ve oyuna can katan Tiyatrocuk ekibiyle Mağusa’da bomba gibi giriş yaptı sahnelere. Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı yararına sahnelenen oyun Lefkoşa’daki izleyiciyle ilk defa bu gece saat 20.00’de, YDÜ-AKKM’de buluşacak.

Oyun öncesinde bizlere tiyatro sevdasını anlatan Çobanoğlu bakın neler söyledi:

 

Yazma serüveniniz nasıl başladı?

Oğlum 4. sınıfta tiyatroya alındı. Onu çalıştırırken tiyatrodan ne kadar keyif aldığımı anladım. İki – üç yıl içinde bu yeteneğime ve ilgi alanıma dair güven kazandım. Böylelikle Lefkoşa Türk Lisesi Tiyatro Kulübü’nü çalıştırmaya başladım. Bir yıl oldukça keyifli ve eğlenceli bir şekilde geçti. Ortaya güzel bir oyun çıkarmayı başardık. İkinci yıl oyun arayışına girdiğimde “Neden bu sefer ben yazmayayım?” diye sordum kendime. Ve böylelikle “Bir Yudum Hayat” doğdu sahnede. Çok da beğenildi. Ve nihayetinde “Bizim Evde Neler Oluyor?”la devam etti bu serüven.

 

Peki, komediyi tercih etmenizin sebebi ne oldu?

Bizi bize güldürerek anlatma isteği oldu elbette. Dram oyunların güzelliği aşikar ama sahnede komedinin yeri ayrı. İnsanların gülmeye ihtiyacı var. Onları böyle oyunlar sayesinde birkaç saatliğine de olsa güldürebiliyorsak ne mutlu bize.

 

Ülkemizde genellikle amatör tiyatrolar geleneksel oyunlardan yola çıkarak ağız özellikleri ve kültürel değerlerimize panoramik bir bakışla komedi yapmayı seçiyor. Siz ise günümüz kentli yaşamının komedisini yapmayı seçtiniz hem de ağız özelliklerimizden güldürü unsuru çıkarmadan. Bununla ilgili izleyiciden nasıl bir dönüt aldınız? 

Çok olumlu bir dönüt aldım. Her iki oyunumuz da bu özelliği sayesinde izleyici tarafından amatör tiyatronun üstünde görüldü. İnsanlar geçmişten gelen kültür manzaralarının ötesinde, gündelik ve sosyal yaşamlarından detayları izlemeyi sevdiler. Günümüz şehir yaşamını konu alan bu gibi oyunlara ilgi yoğun oluyor gördüğüm kadarıyla.

 

“Bizim Evde Neler Oluyor” oyununda konu çiftler arasındaki aldatmalar ve bu doğrultuda gelişen paronayalar üzerine şekilleniyor. Böyle hassas bir konuyu kaleme alırken ilham kaynağınız ne oldu?

Bugüne kadar çevremde izlediğim ama herkes gibi dile getirmediğim birçok olaydan aldım ilhamımı. Çiftler arasında aldatmaların yaşandığını o ya da bu şekilde biliyor, hiç yoktan zaman zaman duyuyoruz. Diğer taraftan bir kadın, içine kocası tarafından aldatıldığına dair şüphe düştüğü andan itibaren kaçınılmaz ve sonu gelmez bir paronayanın içinde buluyor kendini. Paronayanın sebep olduğu kötü iç sese yenilerek aldatılma ihtimalinin peşine düşebiliyor. Bazı kadınlar ise menfaatleri doğrultusunda olanları görmezden gelerek susmayı tercih ediyor.

 

Oyun Mağusa’daki prömiyerinde oldukça güzel bir dönüt alarak ayakta alkışlandı. Peki, Tiyatrocuk Ekibinin perde arkası da aynı derecede keyifli miydi?

Hem de çok keyifliydi. Ben bu oyunda sadece omurgayı oluşturdum. Seçil Besim ise düzenlemeyi yaptı. Çalışmalar başlayınca herkes hikayeye kendinden bir şeyler kattı. Neticede ortaya son derece doğal bir oyun çıktı ve bu doğallık çalışmalar boyunca çok eğlenmemizi, olaydan büyük keyif almamızı sağladı.

 

Oyunun ilgi çekici bir yönü de yönetmensiz bir şekilde ortaya çıkması. Bu durum çalışmalar sırasında bir sıkıntı yarattı mı?

Hayır, hatta tam aksine doğallığımızı besleyen yönetmen faktörünün bizleri bir kalıba sokmaması oldu. Herkes çalışmalar süresince fikrini ortaya koydu ve hepimizce gönlümüze sinen hangi fikir olduysa onu kabul ederek sahneye taşıdık.  Zaten bu oyunun en güzel tarafı provalar boyunca eğlenebilmekti. Maddi değil manevi beklentiyle çıktık biz bu yola.

 

Manevi beklenti derken, oyununuzun Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı yararına sahnelendiğini biliyoruz. Bu konuda söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Elbette, bu bir sosyal sorumluluk projesi bizler için. Hatta ortaya koyduğumuz ikinci sosyal sorumluluk projesi. Neticede hepimiz çalışan insanlarız. Böyle bir oyundan gelecek olan maddiyata ihtiyacımız yok. Ancak işin sonunda yardım eli uzatmış olmakla elde ettiğimiz ve sevdiğimiz bir sanat dalıyla ulaştığımız manevi tatminin önemi çok.

 

Tiyatrocuk ekibinde izlediğimiz kişiler hep yakın arkadaşlarınız ve meslektaşlarınız. Hatta öğrencileriniz bile ekipte yer aldı. Onlara bu sayfa aracılığıyla ne söylemek istersiniz?

Hepsi benim için çok değerli insanlar. Birlikte böylesine keyifli bir oyunu ortaya çıkarabilmek benim için büyük bir mutluluk kaynağı oldu. Ancak şunu da belirtmeliyim ki aramızdaki tek profesyonel oyuncu olan Ruhan Ankay’la bu oyun vesilesiyle tanışmamıza rağmen çok yakın arkadaş olduk. Ona ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Amatör bir ekiple çalışmak onun adına bir riskti ancak yüreği egosundan büyük olduğu için bizleri kırmayarak aramıza katıldı.

 

“Bizim Evde Neler Oluyor?” bugün YDÜ-AKKM’de ilk defa Lefkoşa izleyicisiyle buluşacak. Heyecan öncesi bizlere son olarak ne söylemek istersiniz?

Bize güvenerek katkılarını esirgemeyen tüm sponsorlara teşekkür etmek isterim. Magictouch’ın afiş ve broşür katkısı, Önder Alışveriş Merkezi’nin dekor katkısı, fotoğraf çekimimizi yapan Emel Sefer’in katkısı, fragmanı hazırlayan Olgaç Öke’nin katkısı bizim için çok anlamlı oldu. Bu bize ülkemizde hala sanata değer veren ve destek olan güzel insanların varlığını, bu nedenle ülkemizden umudu kesmememiz gerektiğini gösterdi.