Köşe Yazarları

Bayram Güzellemeleri (Siyasetten Ekonomiye…)

Bugün bayram. Doğrusu çok iyi başlamadı. Tam “güzel günler bizi bekliyor” demeye hazırlandığımız bir dönemde, yine döviz vurdu!                                                             “İlk” değil elbet. Ancak:    44 yıl sonra mesela turist sayımız milyonla ifade edilirken..  Üniversite öğrencilerimiz yüz binlere ulaşırken..

Tartışmalı da olsa  parasal gelirler yönünden devlet hazinesini besleyen casinolar faaliyetlerini sürdürürlerken..

Hemen tüm kentlerimizde büyük alışveriş merkezleri arılar gibi çalışırlarken..

İnşaat sektörü gitgide büyürken..

  1. ülkelerden insanlar aramıza daha çok katılıp yerleşik duruma gelirlerken… Falan…

Dövizin yükselmesiyle yedi şiddetinde depreme uğramış gibi sallanıp sarsılmamız, “zavallı ve çaresiz durumlara düçar eylememiz…”                                                      Doğrusu şu yukarıda bir kısmını ayazlattığım “gelişmelerimize” basbayağı nanik çekti!

ANCAK dikkatinizi çekeyim.  Bir kez daha ispatı ile yaşıyoruz.  Başta sürekli azan pahalılık olmak üzere tüm sorunlar hükümet patentli olmaktadır! 1974’ü baz alırsak üstelik aralarında 44 yıllık olanları bile vardır!  Mesela “kamu görevlilerinin işlev ve sorumluluklarıyla oluşturdukları kurumların sürüp giden sorunları…”                                                    ****

BURADA yeniden “Kıbrıs siyasi sorununa” dönüyorum. Çünkü:                                 Siyasi sorun konusunda eğer ulusal konsensusa varamazsak bu tip “vurgunları” daha çok yiyecek, daha çok telef olacağız! Hatta Kıbrıs siyasi davamızı Rum’a kaptırıp kaybedeceğiz! İşte nedenleri:

BEĞENİRSİNİZ  yada beğenmezsiniz. Fakat “devletsiz” ancak Afrika’nın Baluba aşireti kadar olacağımız gerçeğinde eğer devlet olmuşsak, bu devlete hem inanacağız hem de yaşamak için yaşatacağız!

Oysa biz ne yapıyoruz? Kurduğumuz devleti Rum ile oluşturacağımız “federal sistemin” siyasi zokası durumuna sokuyoruz! Hem de çözümü sloganlaştırırken “iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, TC’nin garantisini içeren bir federal cumhuriyet” derken!..

federal sisteme geçerken, KKTC’i ilga edeceğiz! Fakat Rum tarafı hiçbir yapısal değişikliğe gitmeyecek!

Tanınmış devlet oluşu devam ederken, bugüne kadar bu sayede sağladığı tüm dünyasal siyasi ve sosyoekonomik   üstünlükleriyle  yoluna devam edecek.

Tek değişimi “Kuzey’e nüfusu ve egemenlik alanlarıyla yeniden dönmesi olacak ki biz Türk tarafı olarak küçülüp etkisizleşirken, onlar daha çok büyüyüp daha etkin olacaklar…”

       KISACA: Tam 44 yıldır bu siyasi karambola “çare” arıyoruz ve müzakerelerle oyalanırken, beynimizin arka lobuna yapışmış müzmin düşüncede, “nasılsa siyasi statümüz değişecek” beklentisinde bir “korsan devlet” gibi davranmak zorunda bırakılıyoruz! Bunun adı “Rum kalleşliğinden” başka bir şey değildir!

BAŞA dönüyorum ve ekliyorum: Fakat asıl sorumlu biziz! Çünkü “KKTC’e inanmıyoruz! İnançsızlığın “ilkesi” olamaz. İlkesiz toplum ise “başına geleni çeker!”

…Artık Anastasiadis’li yahut “kiliseli” Güneyi, var olan kendi “devletimizin”  ötesinde bir siyasi olay olarak yorumlamak gerekir. Çünkü onlarla zaten Kuzey-Güney gerçeğinde ve   kadersel bir bağlılıkta ne müzakerelerden kaçabiliriz ne işbirliğinden..

       FAKAT artık müzakerelere “tanınmış devlet” olarak oturmak zorundayız. Guterres bir iyilik yapacaksa önce Kuzey’deki Türk devletinin tanınmasını sağlamalıdır. O zaman iki halk arasında çok daha güçlü işbirlikleriyle kalıcı  anlaşmalar olur..

**********

KURBAN kesmek hiç nasip kısmet olmadı.. Doğrusu kurban eti yemek de! Galiba çocukluğumda bir iki kez bazı komşular eve getirdilerdi..

O yıllarda biz “kurban” değil, “hacılar bayramı” derdik!  Büyük yokluklar vardı. Bir okka eti haftadan haftaya alırdık!  Pişirilmeleri için de sinide patatesle harmanlar,   ekmek fırınlarına götürürdük..

NE deyim? Düşmez kalkmaz bir Allah! Devran döndü, dünya döndü, KKTC döndü.. Döne döne geldik etsiz günlere!

       Oysa ne savaş oldu ne deprem! Maşallah “hayat pahalılığı” denilerek zam üzerine zam, ek mesai denilerek de maaş kadar para götürüyoruz her ay!

Nitekim son 5 yıl içinde 428 milyon küsur ek mesai ödenmiş! Ki bu sadece 5 yıllık.. Oysa biz,   hani şimdilerde “vardiya usulüne geçilsin” dendiğince, tutun ki bu rotasyon olayını kırk yıldır yazıyoruz.. Parrra tatlıdır ama değil mi? Kazan da nasıl kazanırsan kazan!  İsterse devlet batsın!..

Kurban bayramınız kutlu olsun..




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı