Köşe Yazarları

Battaniye











19. yüzyılın başlarında Kıbrıs’ta bir kölenin fiyatı 400-500 kuruştu.




Yüzyılın sonlarına doğru Bin kuruşa kadar yükselmiş…



Osmanlı topraklarındaki köleler arasında kadın köleler de diğer kadınlar gibi nüfus sayımlarında yer almıyorlardı.

Yok sayılıyorlardı…

Durum dünyada da böyleydi.

Köleler insan yerine konmazdı.

Birçok dramatik hikaye günümüze aktarılmıştır.

Tarih onların acılarıyla dolu…

Osmanlı adayı fethettiğinde Lefkoşa’da ilk yaptığı iş köle pazarı kurmak olmuştu.

Bu pazarın bugünkü Sarayönü çevresinde olduğu düşünülebilir.

Muhtemelen kadınları yüksek bir yere çıkarırlar,

Orasını burasını açarlar ve teşhir ederlerdi.

O dönem herhalde fiyatlar daha ucuzdu!

Kadınların statüsü diğer toplumlarda da gerideydi ve iyiye doğru gelişme Fransız İhtilalinden sonraki dönemlere denk düşmektedir.

Bu yüzden, erkek egemen dünyada kadınların “fikriyat” geliştirmeleri gecikmiştir!

Kıbrıs’taki kölelik üzerine yapılan çalışmalardan anlaşılan,

Adadaki Müslüman ahali köle edinmeyi pek seviyormuş!

Adadaki Müslüman nüfusa göre Bine yakın köle varmış bir dönem.

Köleliğin kalkmasına rağmen bu işten nemalanmayı sürdüren köle tüccarları da varmış.

İngilizler adayı aldıktan sonra bu işlere son verilmiş nihayetinde…

O köleler sonradan hür olacaklar ve hayatlarını Kıbrıs’ta sürdürmeye devam edip yeni nesilleri günümüze kadar ulaşacaktı…

Bugünün insan sömürüsüne dayalı kapitalist düzenler öyle boktan, hırs ve arsızlık içinde gelişmektedir ki, insanların bir başka şekilde köleliği sürmektedir.

Eski kölelikten tek farkı sözde “sahip” lerinin olmadığı olsa gerek.

Hâlbuki onların sahipleri düzenin ta kendisi değil mi?

Aristo, “devlet” i izah ederken “iyi” kavramını kullanır.

Devlet yurttaşların iyiliği için vardır.

Marx, devletin “baskı aracı” olduğunu söyler.

Toplumlar sınıflara bölündükçe devlet ortaya çıkmıştır…

 

Öyle dönemler olmuş ki, köle sahibi biri öldüğünde vasiyetine para ve eşyalardan sonra köleyi yazıyormuş!

Kölenin değeri o eşyalardan daha az olduğu için!

Müslüman kadınların toplum içinde herhangi bir statüleri olmazken, köle kadınların nasıl değerlendirildiği akıllara durgunluk vericidir.

O dünyadaki kadın nasıl “fikriyat” geliştirebilir; sanatta, kültürde ve her alanda kendini nasıl gösterebilirdi ki?

Bunlar tarihte kaldı derken…

Kızlı erkekli asansöre binmenin halveti tetikleyeceğini, ya da yorgan ile battaniyenin cinsel arzuları dürtükleyeceğini söyleyen Müslüman günümüzün Müslümanıdır.

Gel kör ki,

Böyle Müslümanlar siyasi güç oluşturmuşlardır…

Bu zihniyete meydanın hepsini ver,

Değil Kıbrıs’taki camilere doluşarak vaaz verip eylem yapmayı,

Köleliği bile geri getirebilirler.

Daha ileri de gidebilirler.

Battaniyeden şeyi irkilen yobaz,

Nüfus sayımlarında kadın mı sayacak?

Eğer Aristo’nun görüşüne katılırsanız,

Devleti yurttaşa iyilik için kullanırsınız,

Yok bu görüş zaten bitmiştir,

Devlet bir baskı aracıdır diyorsanız,

“İyi yönetim” ler, en azından baskıyı nereye kullanacağını  “iyi” hesap etmelidir…

Yoksa bunlar, gün gelir camilerdeki halılardan da huylanır!

Neticede ha halı ha battaniye!





Başa dön tuşu