Köşe Yazarları

Aydın olmanın gereği


İlhan Selçuk’un yaklaşık 40 yıl önce Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınladığı  “MUTLULUK” başlıklı yazısını bir solukta okumuştum. Selçuk yazısında aydın olmayı şöyle tanımlıyordu. …“ Aydın olmak ne demektir ?  Devrimci ve demokrat olmak demektir, ilerici olmak, çağdaş olmak demektir.  Dünyamızın bütün katı ve kötü gerçeklerini öğrenmek; onları küçümsemeden, azımsamadan gizlemeye çalışmadan ortaya koymak, sonra her çeşit çıkarcı rüzgara, baskı fırtınasına karşı; binlerce yıllık geleneklere, yüzlerce yıllık göreneklere karşı; insanı ezen bilgisizliğe, soysuzlaştıran para gücüne karşı … ve umutsuzluğa karşı  … ve yalnızlığa karşı …Bu olumsuz koşullarda bile boyun eğmeyi yadsıyarak özgürlükleri savunmak demektir…”

Bu yazıyı, arkadaşlarım da gazeteyi okuduktan sonra kesip yıllarca saklamama rağmen kaybetmiştim.  Yazıyı yıllar sonra İlhan Selçuk’un köşe yazılarından oluşan “Düşünüyorum Öyleyse Vurun” kitabında buldum.  Yazar bu yazıda ilerici insanı, Dünya’nın bir ucunda yaşanan acıları bilen (öğrenen) ve bunu yüreğinde hisseden ancak umudunu yitirmeden, karanlıklar içinde aydınlığı görebilen insan olarak da tanımlar.

Aydın kavramı, üzerine çok tartışıldı. Çoğu zaman bilgili olmak aydın olmak şeklinde algılandı. Her bilgi sahibi olan veya her bilim insanı aydın değildir. Aldığı bilgileri özümseyebilen, onu yaşayan ve bu bilgileri kullanabilen insan aydındır ? Aydın aydınlatan ışığını yansıtan insandır.

Bağnazlık ve gericiliğe karşı savaşan insandır Aydın.

Kuzey Kıbrıs’ta aydın olmanın gereği nedir ?

Aydın olmanın gereğini yerine getirenlerler tarih boyunca toplumların önünü açmış ve toplumsal dönüşümün dinamiğini yaratmışlardır.

Feodal kalıntıların alabildiğine görüldüğü, savaş görmüş ve barışı kovalayan ülkemizde aydınların rolü daha da önem kazanmaktadır.

Peki aydınlarımız;

Bu coğrafya üzerindeki imkan ve kaynakları fütursuzca kullanmamız, ürettiğimizden çok tüketmemiz gerçeği ve  özellikle eğitim alanında gerçekleştirilen tehlikeli gerici uygulamalar karşısında hangi düşünceleri üretip toplumun önüne koydular ?  

Kıbrıs’ta yıllarca  yaşanan acıların gerçek nedenini usanmadan topluma anlattılar mı ? Barışa ulaşma konusunda üzerlerine düşen görevleri yerine getirdiler mi ?

Kıbrıs Türk Toplumu’nun varlığının ve iradesinin yok olmakta olduğunun farkındalar mı ?  Bu konuda  siyasi aktörler üzerinde ne kadar uyarıcı oldular, endişelerini toplumla ne kadar paylaşabildiler?

Aydınlarımızın hiçbir şey yapmadığını iddia etmek doğru olmaz ebette; ama yetersiz, etkisiz olduğunu ve sonuç alıcı olmadığını söylüyorum. Özellikle aşağıdaki paragrafta değindiğim önemli sorunumuzun altını çizmek istiyorum.

Bütün bu sorunların üstesinden ancak birlikte gelebiliriz diyerek  duyarlı kesimleri, sivil toplum örgütlerini hatta partileri “birlikte hareket etmeliyiz” diyerek uyardılar mı ? Kendi küçük kalelerinde beyanatları ile içini dökerek huzur bulanlara yüksek sesle artık kendinize geliniz diyebildiler mi ?

Burada biraz durmak istiyorum; isimlerini tek tek yazmayı uygun bulmuyorum ama Kuzey Kıbrıs’ta sol tandanslı, demokrat ve ilerici onlarca örgüt vardır veya öyle oldukları ifade ederler.  Birlikte hareket etmenin yaratacağı gücün farkında olmamaları mümkün mü ?  Tarihte bu zayıflığı gösterenlerin sebep olduğu tahribat, emsalsiz örnekleri ile gözümüzün önündedir.

Biz de bu hataları tekrarlamaya devam edecek miyiz?


Greta Dünyayı Ayağa Kaldırdı

İsveçli 16 yaşındaki genç aktivist Greta Thunberg’in aylarca her Cuma okulu terkederek İsveç parlemento binası önünde gerçekleştirdiği eylem (2018 de başladı) ve çağrısıyla başlayan İklim İçin Gençlik hareketi son olarak  20 Eylül Cuma günü, tüm dünyada 150’ye yakın ülkede, “iklim için uluslararası greve” çıktı. Sidney’den New York’a, İstanbul’dan Paris’e, Berlin’den Bombay’a ve KKTC’de dünyanın 150 ülkesinde 2,000,000 genç sokağa çıkarak, hükümetlerin iklim politikalarını protesto etti.

 

Greta Thunberg

“Okyanus seviyesi yükseliyor, bizim öfkemiz de”, “Bugün buradayız, çünkü geleceğimizi çaldınız”, “İklim ısınıyor, biz de ısınıyoruz” sloganlarıyla yürüyen gençlere, insan hakları, çevre ve küreselleşme karşıtı örgütler, sendikalar, sol partiler ve Yeşiller Partisi de destek verdi.

Enerjileriyle yürüdükleri sokakları çınlatan gençlerin sloganlarına çok sayıda renkli pankart da eşlik etti. İklim grevine, Sarı Yelekli gençler de, “dünyanın sonu ya da ay sonu aynı mücadele” sloganı ile katıldı.

11,000 Bilim İnsanı Devrede

BioScience dergisinde “Bilim insanları iklim krizine karşı uyarıyor” başlığıyla yayımlanan çalışmada, bilim insanlarının, insanları felaketlere karşı uyarmak gibi bir ahlaki yükümlülüğü olduğu belirtildi.

“Bu yükümlülüğe dayanarak, dünya üzerinde 11 binden fazla bilim insanı olarak, gezegenimizin açık ve tartışmasız bir iklim kriziyle karşı karşıya olduğunu beyan ediyoruz.” ifadesiyle başlayan çalışmada, 40 yıllık verilere dayanılarak, hükümetlerin iklim krizini ele almada başarısız olduğu kaydedildi.

Bilim insanları, son 40 yıldaki karbondioksit, metan, azot oksit, yüzey sıcaklığı değişimi, Kutup Denizi buz seviyesi, Grönland buz kitlesi, buzul kalınlığı, okyanus ısı içeriği, deniz seviyesi, yanan alanların yüzölçümü, şiddetli hava olaylarının göstergelerinin tümünde hızlı bir kötüye gidiş olduğunu tespit etti.

Bazı alanlarda gelişme kaydedildiği, örneğin rüzgar ve güneş enerjisinden elde edilen yenilenebilir enerji kullanımının önemli ölçüde arttığı aktarılan çalışmada, bununla birlikte 2018’de kullanılan fosil yakıtı enerjisinin yenilebilir enerjiden 28 kat fazla olduğu vurgulandı.

Sydney Üniversitesi’nden Dr. Thomas Newsome, iklim krizinin, eğer acilen müdahale edilmezse şu ana kadar tecrübe edilenden çok daha ciddi sonuçlar doğuracak bir iklim değişikliği anlamına geldiğini kaydetti.

Newsome, “Bu, dünyada insanların yaşaması mümkün olmayan bölgeler ortaya çıkabileceğini gösteriyor.” ifadesi kullanıldı.


KİTAP OKUYALIM: “Doğanın Düşmanı” Kitabı Neyi Anlatıyor

Joel Kovel, içinde bulunduğumuz ekolojik krizin sorumlusunun Kapitalizm olduğunu, sermayenin zaptedilemez büyümesini ve büyürken de yarattığı tahribatı anlatıyor. Yazar “Ne Yapmalı” sorusuna da yanıt arıyor.

Joel Kovel (New York, 1936) ABD’li yazar, psikiyatrist.

1961’de Columbia Üniversitesi’ni bitirdi. Albert Einstein Tıp Fakültesinde psikiyatri ihtisasını tamamladı ve Downstade Tıp Merkezi Enstitüsü’nde psikanaliz diploması aldı. Bronx Kent hastanesinde psikiyatri profesörlüğü yaptı. Bard College’de toplumsal çalışmalar profesörlüğü, The New School for Social Research’da antropoloji profesörlüğü yapmıştır. Nisan 2019 da hayatını kaybeden Kovel “Mesele” dergisi ile gerçekleştiği röportajda “Ekolojik Krizin nedeni Kapitalizm’in ahlaksızlığıdır” dedi.

Kitapları

Beyaz Irkçılık,1970,  Terapi Kılavuzu,1976,  Arzu Çağı,1981, Nükleer Teröre karşı, 1984,

Radikal Tin,1988,  Tarih ve Tin,1991,   Doğanın Düşmanı,2002,   Siyonizmden Öte,2008

 




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı