Köşe Yazarları

Ayakta durmak


Dört beş yıl içerisinde maaşlar için artık Türkiye’den para alınmayacakmış.

Yani, “ne paranı ne…”

Bütün mesele dört beş yıl dayanabilmekte.
Dayan artık…

Osmanlı döneminde adadan toplanan haraç, Padişahın cari hesaplarının kapanmasında kullanılırdı.
Ya da Valide Sultan’ın giderleri için.
Adada sürdürülebilir bir yapı vardı…

O dönemlerde ne vardı ki?
Şarap, nar, tuz.
Ama sürdürülebilirdi.
Haraç parası her yıl takır takır ödenirdi.
Şöyle ya da böyle herkes ayaklarının üzerindeydi.
Haraç bir yana, yağmacılara da pay düşerdi.
Durum sürdürülebilirdi…

Hesap kitap tutarsa önümüzde dört beş yıl var.
Cari hesaplar için Türkiye’den para istenmeyecek…

Kim bilir o günler geldiğinde memlekette darbe bile olur.
Para istemeyen bir toplum bağımlı olmayacağından.
Yazın,
Ayakları üzerinde durmaya çalışanları götürecekler.
Tek ayakta bırakacaklar.
Çünkü bu adaya insanları için gelinmediği, bizzat alan tarafından birçok defalar teyit edilmiştir…

Siz kapatmaya kalkın, bir yerinden delinmesi mümkündür.
Bilinir,
Ayakları üstünde duran insan ancak düşünebilir.
Ayakları üzerinde durana söz geçirilemez kolayına.
Ayaklarının üzerinde duran kimin ayağına kalkar ki?
Bugüne kadar ayak ayak üstünde oturup, ya da tek ayak üstünde duranların ayaklanması halinde bütün dengeler değişmeyecek mi?

Tek ayakta durmaya mahkumsun…

Yazıyı bir fıkra ile bitirelim:
Kafası karışık adamın birisi bilge bir zat ile hasbihal ederken şöyle bir soru sorar:
-Söyler misiniz bana hayatta karar verme özgürlüğümüzü zorbalıktan başka engelleyecek var mı?
Bilge tebessüm eder ve “Sen” der.
-Sen kendi özgürlüğünü kendin engellersin. Eğer ki irade-i külli’den bir haber yaşamaya devam edersen.
-Ne? Nasıl yani?
Bilge cevap verir:
-Kaç ayağın var senin?
-Elbette iki.
-Pek ala, tek ayağının üzerinde durabilir misin?
-Gayet tabii, diye cevap verir adam.
Bilge devam eder:
-O halde hangi ayağının üzerinde durmak istiyorsan karar ver.
Adam biraz düşünür v e sol ayağının üzerinde durmaya karar verir.
-Tamam. Özgürce karar verdin ve uyguladın işte, der bilge kişi ve ekler: Biz buna irade-i cüzi deriz.
-Ne dersiniz ne?
-Önemli değil. Sen şimdi haydi öteki ayağını da kaldır.
Adam şaşırır ve “Bu imkansız” der.
-Gördün mü işte. Özgür karar vermen buraya kadar. Tek ayağın için karar vermekte özgürsün. İkincisi için hayır. İlki senin irade-i cüz’iyene bırakılmış. İkincisi, sendeki o irade de irade-i külli’nin tasarrufu altında.




Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı