AŞKTA Zihnin At Gözlüğü: Ön Yargı

2 Eylül 2018 Pazar | 11:37

Ön yargı, bir kişi ya da olaya ilişkin yeterli bir bilgi edinmeden, önceden, peşin bir karara varmış olma durumudur. Ülkemizde oldukça yaygın görülen bir durum… Toplumun küçüklükten itibaren kulağımıza fısıldadığı her kelime ve sunduğu her resim, ön yargımızın temel taşlarıdır. Ön yargı, insanların düşüncesizliğine bir kılıftır. Aslında en adaletsiz yargı ön yargıdır.

Sizlere belki de bazılarımızın daha önceden duyduğu kısa bir hikâye anlatmak isterim; Uzaklarda bir köyde, kocası ve çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır… Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir… Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür. Einstein’a atfedilen bu sözün doğruluğu şimdi daha iyi anlaşılıyor: “İnsanlardaki ön yargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan çok daha zor”.

Ön yargı bireylere, düşüncelere, belirli bir insan topluluğuna ya da nesnelere ilişkin olabilir. Ön yargılar kişinin, topluluğun ve nesnenin karşısında olmak ya da yanında olmak biçiminde ortaya çıkabilir. Ama genellikle olumsuz, yani karşı olmak biçimi ağır basar. Ön yargılar bazen de acele karar vermekten kaynaklanır.

Bir iki tecrübeden hemen genel geçer bir hüküm çıkartılır. Bir elma yersiniz ekşi, sulu, kokulu ve tatlı gibi birçok izlenime sahip olursunuz. Fakat her elma aynı değildir. Birçok insan birbirine elma muamelesi yapar ve sonunda yargılar oluşmadan önyargılar oluşur.

Eğer ön yargılar davranışa dönüşür ise, artık bunun adı dışlamadır. Durumlar giderek kötüleşiyor demek… Yani ön yargı bir tutum, dışlama ise bir davranıştır. Ön yargı bazen belli gerekçelere ve ön bilgilere dayansa da, haklı gerekçesi olmadan diğerlerinin kötü olduğunu düşünmek, ön yargının nefret boyutudur. Ön yargı bir taraf tutma biçimidir aslında. Sakız gibidir, bir kez bulaştı mı uzar gider, yapışır kalır ve çok şişerse suratınıza patlar. Bir yazıda okumuştum “erken yargılar yeni bilgilerle yüzleşince değişmiyorsa ön yargıya dönüşmüş demektir” diyor. Güzel demişler… Annelerimiz kızacak bana ama yemeğin tadına bakmadan tuz atanlar önyargının ordusuna katılmış bir melektir.

Özellikle ülkemiz gibi önyargıların baskın olduğu toplumlarda, kendini ifade edebilmek kurak topraklarda gül yetiştirmekten daha zordur. Toplamı ön yargılı kişilerden oluşan böyle toplumlar, bir tür esir kampındadırlar. Yüz yıl önce ne ise bugün de böyledir. Yüz yıl sonra da böyle olacaktır. Zihnimiz böyle empoze ön yargıların esiri ise hiçbir zaman gerçekleri göremeyiz. Evet, ön yargının istenmeyen kötü kişi olduğunu anlıyoruz artık.

Ama bir de aşkta ön yargı var ki bu da belki yaşanılacak olan masalları yazılmadan hatta matbaaya dahi gönderilmeden rafa kaldırıyor. İçinde bulunduğunuz durum ne olursa olsun buna izin vermeyin derim. Öylesine güzel öylesine eşsiz masallar zor bulunuyor artık. ‘El âlem ne der sözü kadar duvarı yüksek bir hapishane var mı?’ Bu yüzden elinizde tertemiz bir kâğıt ve en önemlisi içi mürekkep dolu bir kalem var ise durmayın yazın derim! Sonrasında her şey bir zincir gibi muazzam dizilmiş ve sapa sağlam gelecektir. Masalınız matbaaya basılmaya daha sonra da herkesin okuması için raflardaki yerini bulacaktır…

 

Sizlerde hayatı ve insanları bir mevsime bakarak yargılamayın. İlk defa gördüğünüz bir insanın ya da karşılaştığımız biri durum hakkında söz söylemekte acele etmeyin. İyi bir gözlemci olun. Hayatı analiz ederken etiketlemeden yolunuza devam edin. İnsanların ırkına, cinsiyetine, tuttuğu takıma, parmağındaki yüzüğün türüne ya da bıyığının kesimine bakarak değerlendirmeyin. Empati yapın. Başkalarının açtığı önyargı yolundan gitmek zorunda olmadığınızı bilin. Atoma bile hükmetmekten bahseden insan, ön yargılarına neden hükmedemesin ki?