Köşe Yazarları

“Aşk damarı…”






Farsça “Aşeka” sözcüğü sarmaşık demekmiş.

Aşk sözcüğü de Aşeka’dan geliyormuş.

Sarmaşıklar ağaca dolandığında ne güzel bir görüntü ortaya çıkar.
Bu aşkın kendisidir.
Sarmaşık ağacın gövdesinde dolanır ama hayat her ikisi için de zordur.
Ağaçla sarmaşığın sevgisi, birbirlerinin hazin sonunu hazırlar.
Sarmaşık, ağacın suyuna, besinine ortak olunca, bir müddet sonra ağacın kurumasına, yani ölmesine neden olur.
Birbirlerine sarmaş dolaş haldeyken.
Aşk duygusu bundan doğmuş derler.

Senin güzelliğin fazladır bal gibi tatlı / Beni büyüledin / Senin önünde titreyerek durayım / Damat seni okşayayım / Benim kıymetli okşayışım baldan hoştur /Bağışla bana okşayışlarını /Benim beyim /Tanrım /Benim beyim baygınlığım /Enlil’in kalbini memnun eden Su-Sin’im /Bağışla bana okşayışlarını.(*)

Yukarıdaki satırlar ilk aşk şiiri olarak bilinir.
Mezopotamya’da Sümer uygarlığında Kral Su-Sin’in eş olarak seçtiği rahibe tarafından bir taş tablete çivi yazısı olarak yazılmış.

Bağışla bana okşayışlarını…

İlk evlilik belgesi de Mezopotamya’da bulundu.
Bu belgenin M.Ö. 5. Yüzyıla ait Yahudilerden kalma olduğu söylenir ve Aramca yazılmış bir papirüs olduğu belirtilir.
Belgede o dönemin sosyal yaşamına ait ipuçları vardır.
Evlilik belgesinde 14 yaşındaki bir kızın, erkeğe 6 inek karşılığında verildiği anlaşılmakta.

Bu inek meselesi yabancı değil!

Çiftlerin evlenirken parmaklarına taktıkları yüzüklerin de bir anlamı ve tarihi var.
M.Ö. 3. Yüzyılda Yunanlılara göre sol eldeki üçüncü parmakta bir damar bulunmakta, o damar kalbe uzanmaktadır.
Bu yüzden kadim Yunanlılar bu damara “Aşk damarı” dediler ve evlenecek olanların yüzüklerini bu parmağa taktılar.
Daha sonra Romalılar da bu işi benimseyince, “Aşk damarı” günümüze kadar gelmiş oldu.

Tabii, sonradan o parmakta öyle bir damarın olmadığı anlaşıldı!..
Ama olsun!
Her aşkın bir damarı vardır…

Peki niçin evlilik törenlerinde damat gelini öper?
Öpmeseler olmaz mı?
Bunu geceye bıraksalar daha iyi değil mi?
Hayır değil.
Çünkü ilk çağlarda damadın gelini öpmesi evliliğin mührü olarak kabul edilirmiş.
O gün bugündür mühürlüyoruz!

Ne güzel şiirmiş:
Bağışla bana okşayışlarını…

(Not: Bilgiler Posta Gazetesi’nin 4 Ağustos 2013 tarihli sayısında yer alan Mehmet Coşkundeniz’in konu ile ilgili köşe yazısından derlenmiştir.)
(*)Dünyanın ilk aşk şiirinin yazıldığı tablet İstanbul’da sergileniyor.









Başa dön tuşu