Köşe Yazarları

Amiral gemisi batmak üz’re







“Ege denizi bizimdir” diyen Yunan gazeteciye; “Ege denizi bizim değil, balıklarındır” diyen Yunanistan Başbakanı Çipras daha 12 günlük bir bebekti. Mâlum 1974 Müdahalesi; kimine göre “Mutlu Barış Harekâtı”, kimine göreyse “Mutsuz Savaş Harekâtı” diye dillendirilir. O gün rahmetli TC Başbakanı Bülent Ecevit çıkarma öncesi yaptığı son açıklamasında; “Umarım bir müdahale ile karşılaşmayız. Ada’daki Türkler yanında Rumlara da barış götürüyoruz” demişti zira binlerce AKEL’ci Rum da ölüm listesinde vardı bildik. Harekât öncesi şifreli bir şekilde “Ayşe tatile çıkabilir” demişti dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Turhan Güneş. Ayşe Hanım gerçekten de Turhan Güneş’in kızıdır. Bu süreç öncesinde de Turhan Bey, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda “Akdeniz’de birçok Yunan adası vardır, bunlardan biri de Kıbrıstır. Kıbrıs’ta Türk Halkı yoktur, sadece Rumlar vardır” tezini çürütmek için James Bond çantasından çıkardığı bir resmi belgeyle kürsüye çıktı. O resmi belgede bir Türk takımı olan Çetinkaya Türk Spor Kulübü’nün (ÇTSK), 1951 yılında Kıbrıs Futbol Birinci Ligi’nin (en üst lig) şampiyonu olduğunu belirtiyordu. Genel kurula dönerek “İşte, şampiyon bir Türk takımı. Türklerin adadaki varlığının en önemli kanıtı da bu şampiyonluk” demişti. Neuse, filmi geri saralım; ÇTSK 1930 yılında kuruldu. 1934 yılında kurulan  Kıbrıs Futbol Federasyonu’nun (KOP) 7 kurucu üyesinden biri. Kulüp böylesine önemli bir toplumsal varoluş simgesi. Çok değerli başkan ve yöneticiler geldi, geçti, bazıları deldi geçti ve birçok şampiyonluklar elde edildi. Ulusal şampiyonluklar yanında, 1954 yılında eski Apoel futbolcusu ve EOKA’cı Pakkos adına düzenlenen şildi de müzesine götüren ÇTSK, Kıbrıs’ın ilk ve sanırım son şampiyon Türk takımı olarak tarihteki yerini aldı. İşte o zor yıllarda 1976 yılına gelinmişti. Daha önce yazdık, yine hatırlayalım; Dönemin ABD Başkanı Gerald Ford, nur içinde yatsın Karaoğlan Ecevit’i Beyaz Saray’daki iyi saatte olsun Bay Clinton tarafından Âlem Ofisi’ne dönüştürülen mekâna davet etti. Karaoğlan da bu daveti geri çevirmedi. İlk durak New York’tu. Ecevit bur’da Türk iş insanlarının vereceği yemeğe katılmak için Waldorf Astoria Hotel’in lobisine girdi. İşte o anda bizim adama birilerinin bi’süprizi vardı. Stavros Psihopedrisdes isimli bir Kıbrıslı Rum “geberrrr” diye bağırarak tabancasını çıkardı ama güvenlik görevlileri sayesinde kefeni yırttı Karaoğlan. Ve sonuçta uluslar üstü bir krizin eşiğinden geri dönülmüştü. Yıllar geçti ve de Federe Devlet ötesi Cumhuriyet yılları başladı. Taa 30 yıl sonra dönemin performans sporcusu ve de şimdilerin ana muhalefet lideri Hüseyin Özgürgün’ün başkanlığında süper lig şampiyonluğu yine/yeni/yeniden yaşadı bizim şimdilerde tükenen Çetinkaya. O yönetimin futbol şube sorumlusu Cemal Bulutoğluları daha sonra başkan oldu ve yeni yönetimiyle seri şampiyonluklara kapak yaptı. Cemal Başkan’ın siyaset durumları hasebiyle önce Defteralı Başkan’la yine şampiyonluk yaşandı. Sonraları toprağı bol olsun Urcan Vangöl göreve geldi. İkigözüm’ün hayata gözlerini yumması sonucu ‘Urcan aşkına herkes ayağa’ merkezli Tatar Yönetimi ve de yine şampiyonluk esastı. Şimdilerde mi? Az buz değil, 19 şampiyonlukla Kıbrıs Türk Futbol Tarihi’nin amiral gemisi çoktandır su alıyor. Su almayı geçiniz, artık makine dairesi ve kamaraları su doldu ve de batmak üz’re. Bir alt lig’e düşer mi? Düşmez, kalkmaz bir Allahtır mâlum, tabii ki de düşebilir. E Premier Leauge’in eski amiral gemisi Nottingham Forest şu aralar nerde? Bilen veya gören var mı? Maalesef sadece taraftarları bilir. Neyse, ‘Çetinkaya düşmez’ tabusu yıkılmak üz’re. Hayırlısı bakalım. İnşallah yanılırız..














Başa dön tuşu