Köşe Yazarları

Aklım Karıştı!


İçişleri Bakanı, açıklamasında 10 kat bölgesi hiç yok, diyor. 19 Kasım’dan önce hazırlanan projelere, emirname çıkacağını bilmediklerinden dolayı kazanılmış haklarının korunduğunu söylüyor. Emirname gelen 97 görüşe göre revize edilmiş.

10 katlı ucubeler olmaması güzel bir haber. Altyapısız bu çirkinlikler, Girne’ye yaptığı gibi doğu bölgelerini de tecavüze uğratamayacak!

Şehir Plancıları Odası Başkanı ise; değişikliklerin kamu yararı için olmadığını, yapılacak planın amacına, doğasına aykırı tehlikeli hususların göze çarptığını ve bunun sağlıklı bir imar planı yapımını zorlaştıracağını, ileride büyük sorunlara sebebiyet vereceğini, değişikliklerin rant çevrelerini mutlu etmek için yapıldığını, diğer bölgeler için yapılan hataların bu bölge için de tekrarlandığını söylüyor. En önemlisi de; vizeye başvurmuş tüm dosyaların hak kazanmasının yasalarımıza aykırı olduğunu ve İmar Yasası’nın 17’nci maddesinin B bendinin “… yürürlüğe giriş tarihinden önce herhangi bir yasa altında herhangi bir gelişme için izin almak üzere yetkili makamlara yapılan ve henüz işlemleri sonuçlandırılıp izin verilmemiş başvurular da planlama onayına bağlıdır.” hükmünü içerdiğinden, vizeye başvurup daha hiçbir işlemini tamamlamamış bir dosyaya kazanılmış hak verilmesi 55/89 sayılı İmar Yasası’na aykırıdır, demektedir.

Yasalar, Anayasa’ya aykırı olamaz da emirname yasaya aykırı olabilir mi? Hak mahrumiyetim olmadığından şahsen ben dava açamam. Fakat başkaları da açamaz mı? Yok mu bu olayın muhatabı?

Her şeyin mükemmel düşünüldüğünü varsaysak bile kanuna aykırılık asla kabul edilemez bir durumdur. Bütün güzellikleri bir çırpıda yerle bir edeceği de muhakkaktır.

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Başkanı da özeleştiri yaparak açıklamalarına başlıyor, hazırlamış oldukları ve uzman katkısı da aldıkları emirname çalışmalarında; tüm dere yataklarının, sit alanlarının, surlar içi ve sur çevresinin, göletin ve sulak alanların, tarımsal alanların korunmasını köy dokularının korunmasını, bunun yanında yatırımcıların ve halkın zarar görmemesi hususunda da görüşler ortaya koyduklarını söylemektedir. Bu görüşlerinin hükümet ve tüm kesimlerce kabul görmüş olmasından sonra %99 red edilmesinin sebebini de popülizme bağlamakta ve emirnameyi reddettiklerini vurgulamaktadır.

Bu açıklamaları daha da çoğaltabiliriz.

Kimi görüşler “kamu yararı” odaklı, kimileri “rant” odaklı, kimileri ise “hem nala hem mıha” eksenli olup -her ne demekse- “denge” sağlamak amacıyla yapılmaktadır.

Kanaatimce esas unsur gözden kaçırılmaktadır.

Bu küçücük ülkede, bu kadar yapılaşma ve nüfus yoğunluğu, kıt kaynaklara rağmen, hala daha doyum noktasına ulaşmadı mı?

Sorulması gereken soru tektir ve budur!

“Doyduk! Yeter artık!” cevabı da tüm dertleri ve tartışmaları ebediyen sonlandıracaktır.

Toplum olarak bu cevabı vermek için cesaretlenmeli ve hep birlikte haykırmalıyız!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı