Köşe Yazarları

AHMET SANVER VE KİTAPLARI  VE (KISACA TAKILDIĞIM )







Bu gün  Ahmet Sanver’in “Bitmeyen Hatıraları” silsilesinden yayımladığı 16. kitabından söz etmek istiyorum.




Sağ olsunlar bugüne kadar tüm kitaplarını imzalayıp gönderdiler. Hepsini de keyifle ibretle ve hâlâ bir eğitimci bir gazeteci olarak öğrenmem gereken çok şeyler olduğunu düşünerek okudum..



AHMET SANVER’i çok yakından tanımıyordum.. Fakat kitaplarını okudukça artık “çok yakından tanıyorum” diyebildiğimce”   tanıyorum..                             Tutun ki Kıbrıs Türk toplumunun yetiştirdiği “çok başarılı” bir iş insanı. Kardeşi Önder Sanver’le  daha okul yıllarında ufak tefek alış verişlerle başladıkları ticari uğraşlarına  bugün KKTC bünyesindeki marketler zinciriyle sürdüre gelmektedirler.

FAKAT onların asıl ve büyük başarısı “Atleks” kuruluşu” ile başlar ki hâlâ Kıbrıs toplumu bünyesinde   bir ticari başarının efsanedir..

BİR özellikleri daha vardır: Hem Ahmet hem Önder Sanver kardeşler ayni zamanda “Mücahit”tiler. Rum milislerine, EOKA’cı saldırılarına karşı savaşmışlar, vuruşmuşlar  yurt savunmasının  “mücahit” komutanları olarak sadece vatan müdafaasında  değil, adadaki Türk halkının özgürlük ve varlık mücadelesinde de yer almışlar..

***

BUGÜN “üretmeliyiz” kelimesini bir toplumsal slogan haline getirdik ya..

Evet Sanver kardeşler 1958 yıllarında ve daha 16 yaşlarında gencecik lise öğrencileriyken başladılardı ticaret hayatına.

AHMET Sanver bazen macera dediği bu “ticari teşebbüslerini”  o kendine özgü tatlı anlatımlı  kitaplarında ve  16. kitabını  da yayımladığınca Kıbrıs Türk toplumu ile paylaşırken, ayni zamanda kapsamında önemince vurguladığı şu öğelerden  oluşan dersi de vermeye çok özen gösterdi:

“DÜRÜSTLÜK, çalışkanlık ve sebat!”                                  Kardeşi ile başladıkları  ticari uğraşlarında çoğu zaman “başarısızlığa” yenik düşseler de düştükleri yerden kalkıp yeniden hatta sıfırdan başlayarak  başarıyı yakalayan bir hayat hikâyesidir Sanver’in anlattıkları..                                                                                                                                 ***                                                             BEN Özellikle gençlerin bu kitapları okumalarını tavsiye ederim.

Çünkü “başarı” sadece son öğretim durağı olan üniversitelerden mezun olmak değildir! “Başarı” sebatla, inatla ve inançla çalışmaktır..

Ahmet Sanver ve kardeşi “öylesi” bir başarının iş insanları  oldular. Yayımladığı 16 kitapta da bir özel sektör insanı, bir ticaret adamı olarak nereden nereye nasıl gelindiğinin ibretlik, öğretici anlatımları vardır..       GENÇ insanlarımıza canı gönülden tavsiye ederim: Bu kitapları okuyun. Ki inanıyorum sıkılmadan hatta tebessümler, bazen de kahkahalar atarak keyifle okuyacaksınız.. Ve şunu da anlayacaksınız. “Başarmak için sadece çok çalışmak yetmez. “Sebat”   denilen sabrı da gösterebilmek gerekir.. Klasik ifadedir: “Basamaklar teker teker çıkılır.”

***

SADECE bu son kitabındaki anlatımlarımda  Ahmet Sanver’i kırgın ve küskün gördüm.                                         Bugüne kadar anlatmadıklarını anlatırken “ticari hayatının” o ilk dönemlerinde arkadaşları tarafından bile nasıl kazık yediğini, başarısını sindiremeyenlerin  “hasetlerini” anlattı..

BU konudaki ifadeleri  kırgın ve kızgındı! Şöyle ki anlatımlarının arasına  sıkıştırdığı o gençlik yıllarındaki tam bir komedi kıvamındaki hatıralarına gülerken bile satır aralarında o kırgınlıkla kızgınlığı hisseebiliyorsunuz..

Kİ ANLIYORUM. Yaşlı insanlar geriye dönüp baktıklarında bu duyguları çok daha koyu yaşarlar. Hesabı sorulamamış,  cevabı alınamamış, ceremesi ödettirilememiş fakat yaşanmış olaylardır bunlar! Kızgınlık duyarsınız!

***

AHMET SANVER’in sadece “Bitmeyen Hatıralar” silsilesinden olan 16. Kitabını değil bugüne kadar okumamışsanız tüm kitaplarını alıp okuyun.. Kıbrıs Türk halkı bünyesinde eğer yoğunluğunca böylesi diyeceğimiz Ahmet Sanver’ler yetişmiş olsalardı  (her alanda) bugün “ekonomi, üretim” diye feryat etmezdik…

***

KISACA TAKILDIĞIM: (ŞİMDİ ANLADIK MI?                       Neyi? Düşünen dostu olmadığını!

!Rusya Ukrayna savaşını “merakla” değil, büyük bir üzüntüyle izliyoruz! Bir yandan da “aslan Ukrayna kaplan Ukrayna” diyerek Rus saldırıları karşısındaki direncine  takdirlerimizle alkış tutuyoruz!

OYSA Ukrayna füzelerle vuruluyor. Kiev’de bombalar patlıyor.. Bazı kentleri yerle bir olmuş.. Binlerce insan çoluk çocuk göç yollarına düşmüş bir ucu Kiev’de    bir ucu Polanya sınırında…                                  İnsanlar ölüyor, telef oluyor ve bu savaş Rusya’da değil Ukrayna’da oluyor!

ANLAMAMIZ GEREKEN şu olmalıdır: Ukrayna’nın arkasında Ukrayna halkı için savaşacak ne NATO vardır ne ABD ne de AB’liği!

Sadece lafazanlık yapıyorlar! Fakat Ukrayna’yı Rusya’ya yedirmeyiz, öldürtmeyiz, çiğnettirmeyiz demiyorlar! Diyemiyorlar!

ŞİMDİ anladık mı Türkiye’nin “Anavatanımız” oluşunun kıymetini?                                                                         Ki Ukrayna’nın arkasında NATO gibi şişirme güçler yerine bir Türkiye olsaydı bugün Rusya topraklarına daha saldırmadan bin defa düşünür sınırlarından içeri adımını bile atamazdı!

“Türkiye” lafından bile kaşıntı duyanlara bir kez daha “vicdanlarıyla”  hesaplaşacaklarını  zannederim.                                    ***

VE SUCUOĞLU HÜKÜMETİ! Kendinden önceki hükümetler  de az zamanda çok ve önemli işler yapmadılardı!                                                                            Fakat en azından memleketi siyasi ve sosyoekonomik yönden durağanlıkta tutarak büyük bunalımlara neden olmadılardı!

SAĞOLSUNLAR Sucuoğlu Koalisyon hükümeti “az zamanda büyük ve önemli işler başardı!”

Yıllardır görülmemiş oranda  pahalılık yarattı!

Kaşıkla verdiği hayat pahalılıklarını, artırdığı asgari ücreti falan derken; bilumum maddeye peş peşe oturttuğu zamlarla  kepçeyle geri aldı!

BU sıkıntılı dönemlerde yurttaşlar sükûnet beklerlerken, yarattığı “Belediyeler sorunuyla” KKTC’nin altını üstüne çevirdi milleti ayağa dikti!

HAYATI azıcık kolaylaştırmak, azıcık ucuzlatmak, azıcık sükûn ve istikrar yaratmak yerine kaldırıp kaldırıp yerlere çarptı ki kafa kol gövde bacak ne varsa savrulup gidiverdi!

Allaha çok şükür ama:  Hâlâ “Ukrayna değiliz!”









Başa dön tuşu