Adını yazabilmek mutluluktur

16 Temmuz 2018 Pazartesi | 13:03

Lefkoşa’da, İyilik Evi’nde düzenlenen okuma-yazma kursuna katılan kadınlar Havadis’e konuştular ve duygularını paylaştılar…

 “Neden okumak, yazmak bu kadar önemli” diye soracak oldum; “Yoldaki tabelayı okuyamamanın ne demek olduğunu, okuyabilene anlatamazsın. Ya da hastanede, bankada, dairede en küçük formayı dolduramamanın; yazılanı anlamadan imzalamanın… Telefonuma arayacağım kişileri isimleriyle yazmak isterim mesela herkes gibi…

Kimi 20’li, kimi 50’li yaşlarda. Evli/barklı; çoluk çocuk, hatta torun sahibi. Bazıları çalışıyor işçi olarak, kimi ev hanımı. İş, ev, yemek, çocuk/torun bakımı derken hayatlarına bir mucize girdi. Hayatları boyunca eli kalem tutmayan, adını yazmayı bilmeyen bu kadınlar, şimdi okuma-yazma öğreniyor. Daha ikinci haftaları, henüz hecelemede, ama çocuklar gibi şen hepsi. “Yazmayı öğrendiğim gün kurban keseceğim” diyor 50’li yaşlardaki Fatma.

Çocuklardan daha şen

Arabahmet bölgesinde, TaşEv yanındaki İyilik Evi’nde, insanlara en büyük iyilik yapılıyor bu aralar. O bölgede oturan, yıllar önce Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen, çoğunluğu Mardin kökenli kadınlar, Başbakanlık himayesinde başlatılan kursla okuma-yazma öğreniyor.

Ana sınıftaki çocuklar gibi kalem tutmayı, çizgi çekmeyi, harfleri, hecelemeyi öğreniyorlar. Eli kalem tutan için sıradan gibi görünen bu eylem, onlar için mutluluğun adı. Heyecanları, azimleri, coşkuları inanılır gibi değil. Üstelik kocalarının, evlat ve torunlarının desteğiyle; daha da ötesi görüntülenmekten kaçınmayacak kadar kendilerine güvenli.

Hem işte, hem evde, hem de kursta

Başbakanlık himayesinde, bölgeyi iyi tanıyan, Arabahmet İlkokulu’nda da çalışan gönüllü öğretmenler tarafından verilen kursların mekânı İyilik Evi. Burası, Vakıflar İdaresi’ne ait, farklı etkinliklerin de yapıldığı, basketbol sahasından arka bahçesine tipik eski görkemli yapılardan. Restore edilerek bölge halkının hizmetine sunulmuş.

Yaklaşık 25 kadın bu binada gruplar halinde okuma yazma kursuna katılıyor. Hafta sonu dahil hemen hemen her gün. Çoğunlukla akşam saatlerinde, çünkü çalışıyorlar. Emekçi onlar; hem işte, hem evde.

Çocuklar ödevlere yardımcı

Bir kurs saatinde konuk oldum ders masalarına. Çekinirler, utanırlar diye önce fotoğraf çekmedim, kayıt cihazı hiç kullanmadım. Ama galiba onlar benden rahattı; hecelemelerini, ödevlerini göstererek poz verdiler kameraya.

Bir kısmı çocuklarıyla geliyor kursa. “Biz onlara yardımcı olacağımıza, çocuklarımız bize yardımcı oluyor” diyor 40 yaşındaki Meryem. “Evde ödev yaparken, çalışırken güler bize çocuklar. Ama yardımcı oluyorlar…”

Yemeği ocakta kocama bırakıp geldim

Eşleri, kocaları nasıl karşılıyor bu durumu? “Siz işten çıktınız, saat 7’de kursa geldiniz, yemeği kim yapıyor” diye sorunca; “Ocağa koydum, kocama bıraktım geldim” dedi 51 yaşındaki Bağdagül.

Tabelayı okuyamamanın ne demek olduğunu anlayamazsın

“Neden okumak, yazmak bu kadar önemli” diye soracak oldum; “okuyup yazdığın için anlayamazsın” dedi bir tanesi.

37 yaşındaki Pervin, 4 çocuklu Fatma, 2 çocuk sahibi Leyla, 26 yaşındaki Ayten özetledi…

“Yoldaki tabelayı okuyamamanın ne demek olduğunu, okuyabilene anlatamazsın. Ya da hastanede, bankada, dairede en küçük formayı dolduramamanın; yazılanı anlamadan imzalamanın… Telefonuma arayacağım kişileri isimleriyle yazmak isterim mesela herkes gibi… Çocuğuma, torunuma yardımcı olmak… Televizyon seyrederken altındaki yazıyı okumak…”

Mutlaka sürmeli

Kurs daha iki haftalık. Harfleri tanıma ve heceleme aşamasındalar. Tek istekleri kursun devam etmesi, onlar öğrenene kadar sürmesi.

“Bu azim ve heyecanla mutlaka öğrenirler. Yıllarca öğretmenlik yaptım, çocuklarda böyle heyecan ve azim, bu kadar disiplinli ödev takibi görmedim” diyor öğretmenlerden biri.

Kampla kutlayacaklar… İngilizce de sırada

Okuma yazmayı öğrendikten sonra sırada dil kursu var. Hedef İngilizce de öğrenmek, bu konuda da kararlı kadınlar. Fırsat olursa dikiş ve yemek kurslarını düşünen de var.  Yemek kurslarında az malzemeyle besleyici yemekler yapmayı öğrenecekler. Ama her şeyden önce kamp yapacaklar. Adlarını yazmayı, okumayı sökmeyi kampla kutlayacaklar…

 

Nezire Gürkan