Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Öğrencilerin motivasyonunda öğretmen etkisi

Öğrencilerin motivasyonları öğrenme ve başarılarında etkili faktörlerin başında gelir. Öğrencileri ders çalışmaya ve okumaya yönelten, sınıf içerisinde derslere odaklanmalarında en önemli etkiye sahip olan değişken motivasyondur. Motivasyon harekete geçmek demektir. Birşey öğrenmek için birilerinin veya bir aracın öğretimine ve gelen uyarıcıyı binlerce uyarıcı arasından seçip, beyinsel anlamda işleme koymak için hazır olup beklemektir.
O halde öğrencilerin öğrenmelerinde ve başarılı olmalarında motive edilmesi çok ama çok önemlidir. Öğrenci motivasyonunda etkili fakötlerin başında öğretmenler gelmektedir. Öğretmenlerin motivasyon için yapmaları ve yapmamaları gereken davranışlar vardır. KKTC okullarından gelen tepkiler, okullarda yapılan gözlemler, motivasyon konusunda yapılması gerekenlerin olduğunu göstermektedir.
Eggen ve Kauchak (1992) öğrenci motivasyonlarını desteklemek için bir model geliştirmiş (sf, 454)  ve kitaplarında aktarmışlardır*. Modelde öğretmen özellikleri, sınıf iklimi ve öğretim değişkenlerinin ortak etkilerinin öğrenci motivasyonunu desteklediğini vurgulamaktadırlar. Kitaptan modeli özet olarak aktaralım. Modelde, öğretmen özelikleri; öğrencilere ‘model olmak’, ‘çoşku’, ‘sevecenlik ve empati’ ile ‘beklenti’ olarak sınıflandırılmıştır. Öğretmenler öğrencilerle etkileşimlerinde bu dört öğeye dikkat ederlerse, öğrencilerin motivasyonlarına katkıda bulanacaklardır.
Öğretmenlerin kendi davranışlarının, öğrenci davranışları üzerinde önemli etkisi vardır. Öğretmenlerin sınıflarındaki öğretim ve öğrenmeyle ilgili tutumları ve inanışları ‘model olma’ ile ilgilidir. Gerçekten öğretmenler çalıştıkları konunun öğrenilmesinin gerekliliğine önce kendileri inanmalıdırlar. Böylece öğrencilere de model olacak uyarıcılar göndermelidirler. Öğrendikleri konuların yararlı olduğunu onlara aktarmalıdırlar. Öğretmenler model olurken, öğrencilerden bekledikleri davranışları önce kendileri sergilemelidirler.
Öğretmenlerin ‘coşku’su sözel ve sözel olmayan davranışlarla ilgilidir. Öğretim sürecinde öğretmen çoskusunun öğeleri; konuşma, göz kontağı, jestler, vücut hareketleri ve dil’dir. Öğretmen konuşmasında ara sıra ses perdesini, ses seviyesini ve hızını değiştirmeli. Öğrencilerle göz kontağı kurmalı. Yüz ve ellerini kullanarak jestlerden yararlanmalı. Vücut hareketi bağlamında sınıf içerisinde dolaşmalı, enerjik ve canlı olmalı. Betimleyici, açıklayıcı bir dil kullanırken çok çeşitli sözcük ve kavramlara yer vermelidir. Bütün bu öğelere dikkat ederse öğretim coşkusunu yakalar.
İnsanlar problemleri ve sorunları olduğu zaman birilerinin kendileriyle zaman geçirmesinden ve  ilgilenmesinden hoşnut olurlar*. Öğrenciler için de durum böyledir. Öğrencilerin ihtiyaçları olduğu zaman, öğretmenlerin onları bir kaç dakika da olsa dinlemesi gerekir. Bu durum ‘sevecenlik ve empati’nin kendisidir. Öğretmenler öğrencilerin kaygılarını, ilgilerini ve sevinçlerini dinlemek için bir kaç dakika  ayırırlarsa, bu durum öğrencilerin okula karşı uzun süreli tutumlarının oluşmasında da etkili olur.
Öğretmen ‘beklenti’si hergün sınıflarda gerçekleşir. Beklentiler hem sözel hem de sözel olmayan yollarla öğrencilere iletilebilir. Beklentiler sınıf iklimini, öğrenci motivasyonunu ve sonuçta da öğrencilerin öğrenmesini etkiler. Öğretmenlerin öğrencilerden yüksek beklenti içinde olmaları, onları öğrenme için cesaretlendirir. Öğretmenler öğrencilere duygusal bağlamda destek olmalı, eforlarında ve isteklerinde açık ve eksiksiz açıklamalar sunmalı, sorulara yanıt beklerken cevap için daha çok cesaretlendirmeli, zaman vermeli ve destekleyici olmalı. Dönüt ve değerlendirmede daha az eleştirel olmalı, daha net ve güçlü dönütler vermeli.
Eggen ve Kauchak öğrencilerin motivasyonları için yukarıdaki modeli önermektedir. Motivasyonsuz öğrenme gerçekleşmez. Buralarda öğrencilerin motivasyonsuzluğu ortadadır. Öğrencileri motive etmek için biraz daha fazla çabaya gereksinim vardır. Öğretmenlik mesleği en zor mesleklerden bir tanesidir; zor, zahmetli ve özverilidir. Buralarda öğretmenlerin ekonomik ve sosyal nedenlerle mesleklerini icra ederken kendilerinin de motivasyonsuz olduğu bir gerçektir. Ama herşeye rağmen öğrenciler için biraz daha gayret etmek lazım. Gelecek onlardır çünkü.
*Paul Eggen & Don Kauchak  (1992). Educational Psychology, Classroom Connections. New York: Macmillan Publishing Company.