Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TC’nin eğitimi de tutulacak dal değil

KKTC eğitim sistemini kurtarmanın bir yolu da, TC’nin kendi eğitim sistemini düzeltmesidir. Uzun yıllardır TC eğitim sisteminin ciddi noktalarında yapılan değişiklikler ya da reformlar, hemen buralara transfer ediliyor. Buraların çalışmayan, üretmeyen Milli Eğitim Bakanlığı’nın, eğitim sisteminde reformlar yapması, eğitim paydaşları tarafından asla beklenmez. O halde geriye tek bir yol kalır o da TC’de eğitim sisteminin temel ve önemli noktalarında, bilimsel ve çağdaş düzenlemelerdir. Eğer orada eğitim sistemi reformlarla düzeltilme yoluna gidilirse aynı uygulamalar buralara da transfer edileceği için, KKTC eğitim sisteminin düzelmesi umudu doğar. Ne yazık ki buralarda bu yönde gelişmeler için hiç bir çaba yok.
Ancak TC eğitim sistemi de pek çok açıdan sorunlar yumağı. Üniversiteleri kalite sıralamasında çok çok altlarda. 2015 yılı Shanghai Jiao Tong Universitesi’nin yaptığı ‘kalite’ sıralamasında sadece İstanbul Üniversitesi var o da 401-500 aralığında*. Diğer üniversitlerden hiç bir tanesi yok. Üniversiteler kalite sıralamasında yoksa bilimsel üretim de yok demektir. Bu da ülkenin gelişiminin olmaması anlamına gelmekte. Ülke bilimden yoksun.
TC eğitim sistemi Osmanlı eğitim sisteminin esasici ve damici eğitim akımlarından hala daha kurtulamamış. Bu nedenle TC eğitim sistemi yaratıcı, problem çözen ve eleştirel düşünen insanlar yetiştirmede problemli. Çünkü eğitim sistemi sınav odaklı. Sonuç olarak ezbere ve sınavlara ama test sınavlarına esir olmuş durumda.
TC kendi üniversitelerine kalite açısından kendisi inanmıyor. Eğitim fakültelerinden mezun olmuş öğretmen adaylarının niteliğinden şüphe duyuyor. O nedenle yıllarca onca derste akademisyenlerin geçer notunu almış olan öğretmen adaylarının önüne sınav koyuyor. Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) dedikleri, hiç bir kalıba uymayan ne olduğu bilinmeyen sınavda, başarılı olanları öğretmen olarak atıyor. Anlayacağınız TC’de üniversitelerin eğitimine güven yok.
Okulöncesinde Dünyadaki uygulamaların tam tersi bir eğitim sistemi kurgulanmış. Okulöncesi eğitim 4+4+4 sisteminde zorunlu eğitim kademesinden çıkarılmış. Binlerce mezun okulöncesi öğretmeni işsiz. Okulöncesi eğitimi, öğrencilere fırsat eşitliği sunmakta önemli bir dönemdir. Sosyo-kültürel olarak yoksunluk yaşayan çocukların da her türlü gelişimine katkı koyar. Avrupa Birliği zorunlu olmasa da yasal olarak 3 yaştan itibaren bütün çocukları okulöncesi kurumlara getirmenin yollarını ararken, TC anasınıfı zorunlu olmaktan çıkarmış.
TC’de en önemli sorun buranınkiyle aynı: istikrarsızlık. Her iki ülkenin de en büyük baş belası. TC’de son 10 yılda 5 tane bakan değişmiş. Buralardaysa durum daha da vahim. Son 10 yılda 9 bakan değişmiş. Son 4 yılda ise 7 bakan. Bu rakamlarla değil TC, Dünya’da hiç bir ülke KKTC’yi geçemez; KKTC bir tek bu açıdan rekorlar kitabına girer. KKTC bula bula TC’den istikrarsızlığı ithal etmiş. Bakan değişikliği, istikrarsızlığı gündeme getirmiştir.
TC’deki en önemli sorunlardan bir tanesi de bir türlü ‘yapılandırmacılık’ anlayışına uygulamda geçilememesi. Atatürk 1924 yılında yapılandırmacılığın en önemli temsilcilerinden Jhon Dewey’i Türkiye’ye davet etmişti. Amacı yapılandırmacılık anlayışını eğitime adapte etmekti. Dewey 4 yıl TC’de kalıp ne yapılması gerektiğini rapor halinde sundu. Ancak uygulamaya hiç geçmedi. TBMM 1949 yılında yasa ile yapılandırmacılığa geçileceğini kabul etti: olmadı. 2004 yılında yeniden yapılandırmacılık için kollar sıvandı ama yine uygulamaya geçilemedi. Çünkü öğretmenler hazır değildi. On binlerce öğretmen esasici ve daimi eğitim sistemi ve bu anlayışları içselleştirmiş öğretmenler tarafından eğitilmişti. Sonuçta yapılandırmacılık hayata geçirilemedi.
Aynı durum KKTC’de de yaşandı. Buralarda da 2005 yılında yapılandırmacılığa geçileceği kararı alında ancak kağıt üstünde kaldı. Nedeni TC ile aynı idi. Öğretmenler hazır değildi. Dolayısıyle hayat bulmadı. Onca çaba, emek ve para çöpe gitmiş oldu.
Eğitim sisteminin temeli programlardır: eğitim ve öğretim programları. Reformlar oradan başlamalı. Buraları program geliştirecek bir yapıya sahip değil. KKTC eğitim bakanlığının teşkilatı buna hiç hazır değil. Teşkilat 1920’lerin teşkilat yapısı. Teşkilat yapısında çağdaş eğitimi uygulamaya koyacak daireler veya birimler yok. Program geliştirme, ölçme değerlendirme gibi hayati öneme sahip birimler ne yazık ki yok. O nedenle eğitim sistemi reform edilemez.
Geriye tek yol kalır; TC eğtimde reform yapsın buralarda da aynı değişiklikler hayata geçsin. Ancak ne yazık ki TC de eğitimde 1923’ten beri, bir adım arpa boyu ilerleyemedi. Tam tersi; geriye gidiş gerçekleşti. Buraları da gerçekleşmeyen reformlardan nasibini alamadı.
*https://www.shanghairanking.com/ARWU2015.html