Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Okullarda öğrencilere ‘korku’ öğretiliyor!

Okul yalnızca formal eğitim yapılan kurum değildir. Okularda formal eğitim yanında informal eğitim de mevcut. İnformal eğitim bazen sınıf içerisinde formal eğitim gerçekleşirken vuku bulmaktadır. Örneğin öğretmen ders anlatırken, öğrenciler öğretmenin ses tonunu, kullandığı kelimeleri öğrenip, kendisi de onun gibi konuşmaya çalışabilir. Öğretmenin sayısal bir problemi çözerken, problemi ele alış tarzını öğrenciler öğrenip kendileri de daha sonra problem çözerken kullanabilirler.
Ancak okullardaki informal eğitim sayesinde öğrencilerin öğrendikleri davranışlar bunlar gibi olumlu ve istenilir olmayabilir. Yalan söylemek, kopya çekmek, daha büyük yaşlardaysa arkadaşlarından sigara içme, uyuşturucu kullanma gibi davranışlar da öğrenilebilmektedir.
Bunların yanında ilkokul dönemindeki çocuklar, okuldaki informal eğitim sayesinde ilerki yaşlarda kontrol edilmediği takdirde psikolojilerinde olumsuz etki yapacak korkuları da öğrenmekteler. Okuldaki diğer çocuklardan korku filmleri, masallar veya çizgi filmlerdeki karakterleri öğrenmekteler. Bu tür olgular öğrenciler arasındaki sohbetlerin içerikleri olabilmektedir.
Okulda öğrenilen bu tür korkular akşam ev ortamına yansımakta. Aileler kendi tercihlerini ne kadar kontrol ederlerse etsinler, okuldaki kültür sayesinde, çocuklarda korku davranışları gelişmektedir. Çocuklar öğrendikleri korkuları nedeniyle de gece uyku problemleri yaşamaya başlamaktalar. Pek çok evde çocuklar yalnız yatmaktan korkmakta, anne veya babaları ile yatmak istemekteler. Bu problem okuldan kazanılan korkulardan da oluşabilmektedir.
Özel bir koleje giden sekiz yaşındaki bir çocuk gece yalnız yatmaktan korkmakta. Onu karşıma alıp sohbet edince, okuldan öğrendiği korkusunu anlattı. Charlie diye bir korku filmini gören çocuklar, okuldaki diğer çocuklara korku tohumları saçmış. Geceleri ruh olan Charlie odanıza gelip sizi öldürecek, odanızda kırmızı ruj olmamalı, belirli bir şarkıyı söylememek lazım, yoksa ruhu odanıza gelecek ve sizi öldürecek.
Bu nedenle çocuk geceleyin odasında yalnız yatmaktan korkmakta. Korku insanda adrenalin hormonunun salgılanmasına neden olur. Böbreküstü bezlerden vücüda salgılanmaya başlayan adrenalin hormonu nedeniyle vücütta değişiklikler oluşur. Örneğin kalp atış hızı artar, kan basıncı yükselir, göz bebekleri büyür, kan şekeri yükselir vs. Vücutta oluşan bu tür fizyolojik değişiklikler nedeniyle de korkan çocuk hassaslaşır. Hassaslaşma nedeniyle normal zamanda duyulmayan sesler daha çok duyulur, nesneler farklı görülmeye başlar. Korku duyan çocuk güven aramaya yönelir. Böylece çocuklar korktukları için anne veya babaları ile yatmak istemektedirler.
Bçyle bir durumla karşılaşan anne ve babalar çocukları ile gerçek anlamda konuşmalı. Bir yetişkinle konuşur gibi. Onun korkularını anlamalı, güven duyması için önlemler almalı. Ancak onunla birlikte yatmamalı. Güven duymasını engellememeli. Gecenin gündüzden farklı olmadığını, gündüz etrafında neler görüyorsa geceleyin de aynı uyarıcıların olduğunu anlatmalı. Mümkünse gece lambası uykuya dalıncaya kadar açık tutulabilir.
Okullar da kendi üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli. Küçük çocukları ve gençleri her türlü olumsuz davranışlardan koruyacak önlemlerin alınması gerekmektedir. Tıpkı ailelerin alması gerektiği gibi. Çocuklara ruhlar, korku duyulacak televizyon, masal kahramanları veya çizgi filmlerdeki benzer karakterlerin sadece birer hayal ürünü olduğunu anlatmalı. Okulda bu tür dedikodu mekanizmaları yaratılmaması gerektiği konusunda, onlarla gerçek anlamda konuşulmalı ve gereken önlemler alınması gerekmektedir.
Okul bunun için var. Güven duyulacak ve öğrencileri her türlü korkuya karşı koruyacak bir kalkan olmalı. Okulun esas görevlerinden bir tanesi de budur. Öğrencilerin korkuyu bulacakları ve öğrenecekleri yerler olmamalıdır okullar.