Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Türk kişiliğinde dinden başka birşey yok!

Yüzyıllar boyunca Türk Eğitim Sistemi başarılı olamadı. Yeni yetişen neslin kişiliğinin gelişmesinde, Türk eğitim sisteminin formal kısmı başarılı olamadı. Başarısızlığı informal yanı doldurdu.
Türk eğitim sistemi daha çok informal eğitim sistemiyle başarılı oldu. Yeni yetişen nesiller, özellikle okul dışındaki informal eğitim ile kişiliklerini oluşturdu.
Türk kişiliği ‘dindar’lıkla çizildi. Türkler kişiliklerine ‘dindar’ öğeleri yerleştirdi. Medreselere kadar giden eğitim sistemi sayesinde, geleneksel olarak din eğitimi Türk kişiliğinde rol oynadı. Medreselerin başarısızlığı ortaya çıkınca, 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yönetici ve devlet adamı yetiştirmek amacıyla ‘Enderun Okulu’ açıldı. Bu okul medrese eğitimine ek olarak beden eğitimi, Türk örf ve adetleri, nezaket kuralları, askeri sporları da veriyordu. Resim, yabancı dil (Arapça ve Farsça) ve matematik de öğretiliyordu*.
Enderun da bilimsel ve sosyal değerleri aktararak, Türk kişiliğinin gelişiminde etki yaratamadı. Yeni neslin din yanında, Türk örf ve adetlerini yeniden biçimlendirmesi gerçekleşemedi. Örgün eğitime gereken önem verilmedi. Geriye informal eğitim kaldı. Ulemalar, dini bilgileri okul dışındaki kurumlarda vermeye devam etti.
Aile de din eğitmi verilmesi konusunda üstüne düşen görevi fazlasıyla, informal olarak yerine getirdi.
Osmanlı eğitim sistemi, Türk kişiliğinin çağdaş ve evrensel değerlerle biçimlendirilmesinde başarılı olamadı. Sadece dini değerlerin eğitiminde başarılı oldu. Kıbrıs adasını fethinden sonra, aynı başarı buralarda da sürüdürüldü. İngiliz döneminde buralarda evrensel ve çağdaş değerler de Kıbırslı Türklerin kişiliklerinde etkili oldu.
Türkiye Cumhuriyeti’nden tek fark bu noktada oluştu. Kıbırslı Türk kişiliğinde insan hakları, hoşgörü, evresnel etik ve normlar daha çok etki yarattı. Bu nedenle onlar kişiliklerini evrensel değerlerle harmanladılar.
Şu anda yaşananlarsa 1974’ten sonra oluşan yeni kültürleme sürecinin, sosyal, ekonomik ve politik yaşama yasıyan sonuçlarıdır. Yeni bir devlet ve yeni bir toplum. Bir taraftan evrensel değerler, bir taraftan dini değerlere göre şekillenmiş kişiliklerin çatışması yaşanmakta.
Küreselleşme nedeniyle evrensel değerlerin kişiliklerin oluşumunda temel alınması gerekmektedir. Kıbrıslı türk kişiliği de bu  anlayışla şekillenmiş ve şekillenmektedir. Başkalarının hakları, yaşam biçimleri hor görülmemektedir; evresellik de bu bakış açısını gerektirmektedir.
Ancak alınacak çok uzun yollar daha mevcut. Dini değerlerin etkisiyle sosyal olaylara bakmak, toplumsal problemlere asla çözüm getirmez.
Ezanın hoparlörlerle okunmasının yasaklanmasına gösterilen tepkiler kadar insan hakları, yaşam hakkı, insan onuruna yaraşır yaşam koşulları sağlanması, yol güvenliği, çocuk hakları, hayvan khakları gibi evrensel değerlerin ihlallerinde de aynı tepki verilmelidir.
Ne yazık ki Türk kişiliğinde sadece din faktörü etkili olduğundan, gerisi önem arz etmiyor. Aile ve okul dışındaki din kurumları, kişiliklerin oluşmasında sadece dini referans almış. Örgün eğitim kurumu olan okullar ise buna hiçbir ek yapamamış. Evrensel ve çağdaş değerleri kişiliklerin belirlenmesinde, etkili bir değişken olarak işleyememiş.
Evrensellik ve çağdaşlık, yaratıcı düşünmeyi gerektirir. Din ise kitaba bağlı ezberlenmiş bilgiden ibarettir; yaratıcı düşünme davranışı söz konusu değildir. Tüm sosyal olgulara bakış açısı da buna göredir. Bu nedenel toplumsal problemlere çözüm yolu bulmak zorlaşır. Bilimsel bilgi temelinde oluşan evrensel ve çağdaş yaşam ile çelişir.
Bu gerekçelerle eğitim sisteminde yeni neslin kişiliklerinin gelişiminde, bilimi referans almış evrensel ve çağdaş ilkeler önemlidir. Yoksa buralarda insanları rahatsız eden davranışları daha pek çok nesil izlemeye devam edecek. İnsanlar güvensiz yollarda hayatlarını kaybedecek kimseden çıt çıkmayacak ama ezanın hoparlörler ile okunmasının durdurulmasına kıyamet kopartılacak. Çünkü kişilikte sadece din etkili olmuş;ne yazık ki.
*Yahya Kemal Kaya (1984). İnsan Yetiştirme Düzenimiz, Politika, Eğitim, Kalkınma. Ankara: Hacettepe Üniversitesi.