Eğitim Şurası’nda 11 farklı komisyon toplamda beş gün zaman ve emek harcayıp, eğitim sisteminin gelecekte nasıl yapılanması gerektiği konusunda fikir üretti. Çalışmaya saygı duyulmalı; en azından harcanan emeğe. Eğitim sisteminin bugünkü hali kesinlikle sürdürülebilir değildir. Pek çok problem ve özellikle eğitim sisteminin, diğer geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi siyaset kurumunun elinde oyuncak olması, gelecek adına müthiş kaygı duyma nedenidir.
Daha önce 3 Şubat tarihli “Eğitim şurasına bu ülke hazır değil” adlı makalede, bu ülkenin el yordamıyla yönetildiği için planlamadan yoksun olduğu gerekçesiyle, şuraya hazır olunmadığını yazmıştık.
Şura öncesi Kıbrıs Türk Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Derneği davet almadığı için tepki gösterdi. Haklıdırlar çünkü şura komisyonlarından birisi ‘Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Komisyonu’ydu. Çok eski mesleki bir dernek olmasına rağmen, üstelik alanla ilgili sürekli bilimsel çalışmalar, çalıştaylar, kongreler düzenleyen kısaca alanla ilgili literatüre hakim ve sadece tabela derneği olmayan KTPDRD’nin davet edilmemesi, hem eksiklik hem de büyük yanlıştı. Onların söyleyecek çok sözleri vardı, bilimsel anlamda; şura bundan yoksun bırakılmış oldu.
Sayın Barış Uzunahmet’le birlikte Kıbrıs Eğitim Araştırmaları Birliği temsilcisi olarak şuraya katıldık. Ancak şuraya daha önce belirttiğim gerekçelerle inancım olmadığından, sadece birinci gününe katıldım. Eğitim-Öğretim Yaklaşımları, Yönlendirme ve Genel Eğitim Sistemi Komisyonu’nda özetle şunları aktarmıştım, hala daha fikrilerimin arkasında olduğumu da belirtmekte yarar var.
Şura tavsiye kararları üretir, yasal geçerliği yok. Yine de ülkenin eğitim sisteminin planlamalara ihtiyacı var. Önce genel bağlamda toplumsal bir analiz yapılmalı. Bu ülkenin ekonomik üretimi ne olacak? Hangi alanlarda üretim yapılacak? Bu amaçla devlet planlama dairesi çok ciddi bilimsel analizler yapmalı. Bu analizler ülkenin siyasi, coğrafi, ekonomik alanları kapsamalı. Analiz sonuçlarına göre önce hangi mesleklere gelecekte ihtiyaç olacağı ortaya konmalı. Özetle bu bağlamda fikir beyan ettik.
Bu fikirleri açmakta yarar var. Söz konusu meslek alanları temele alınarak belki de önce ‘Meslek Liseleri’ yeniden yapılanmalıdır. Gereksiz mesleki bölümlerde, ülkenin hiç ihtiyacı olmayan ara elemanları yetiştiren ve sonunda işsiz veya mesleği dışında işlerde çalışacak bireyleri yetiştirme olgusundan vazgeçilmeli. Bunun yerine coğrafik, ekonomik ve siyasi analizlere göre ortaya çıkacak yeni bölümler açılmalı.
Buralardan mezun ara elemanlar geleceğin KKTC toplumunda, işe yarar ve ihtiyaç duyulan bireyler olacakları için, meslek liseleri canlandırılacak. Belki de gelişmiş ülkelerdeki istatistikler gibi çağ nüfusunun %70’i meslek liselerini tercih eder duruma gelecek.
Buradan başlanıp ilkokulun yetiştireceği öğrenci nitelikleri de ortaya konabilecektir. Ayrıca üniversitelerin de analiz sonuçlarına göre yeniden yapılanması ve ülkenin kalkınmasında temel itici rollerini oynaması sağlanabilir.
Şuranın pek çok komisyonunda öğrenci niteliklerinden, sınıf donanımlarına kadar pek çok karar üretildi. Ancak bu kararlar uygulanmaya konsa ne olacak? İlkokuldan mezun olacak öğrenciler için, 4-14 yaş zorunlu olsun tavsiyesi yapılmış. Öncesi 15 yaşa kadardı, bir yıl daha az! Bunun anlamı öğrenci 14 yaştan sonra okulu terk edebilir. Ekonomik anlamda üretici bir rol yüklenilmeden, topluma tüketici olarak katılacak.
Gerçek bir analiz yapılmış olsa idi belki de 18 yaşına kadar zorunlu eğitim tavsiyesi yapılırdı. Meslek lisesi gibi düz liseye devam eden her öğrenciye de öğleden sonraları bir meslek seçimi yaptırılıp, yaşadığı bölgeye yakın bir meslek lisesine devamı tavsiyesi yapılabilirdi. Üniversiteye devam etse veya etmese de bir meslek sahibi olması sağlanacak. Üstelik mesleği de ülkenin analizleri sonucuna uygun düzenleneceği için, işsizlikle boğuşmayacak.
Şuraya bu bakış açısıyla yaklaşıldığı için katılmanın, sadece zaman harcamakla kalacağı görüşündeydik. Hemen hemen bütün komisyonlarda insan haklarına saygılı, bilimselliği içselleştirmiş, çocuk ve hayvan haklarına ve çevreye de saygılı olacak niteliklerde bireyler yetiştirilmesi yönünde tavsiyeler üretilmiş. Bunun yanında yetiştirilecek bireyler için çok güzel nitelikler de eklenmiş. Ancak bunların hiçbiri insan onuruna yaraşır yaşam hakkını sağlamaz. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam temel referans noktası olmalı; sonra bilimsellik, saygı gelmeli. İşsizlik, üretimden yoksunluk, ekonomik olarak batmış bir toplumda mükemmel niteliklerle donanık olmak hiçbir işe yaramaz. Sonuçta iş bulmak için ya birinin elini ayağını öpecek, ya da işe alınmak için kurultaylarda adayını ölümüne destekleyecek.
Önce evin planı çıkar, sonra iç dekorasyon yapılır. Yani toplumsal analizler yapılmadan, eğitim sistemi kurgulanmadan şuraya hiç gerek yok. Şura kararlarının satır aralarını daha sonra paylaşacağız. Ancak bir karar çok ilginç. Genel Eğitim Komisyonunda eğitim felsefesi olarak ilerlemecilik ve yeniden kurmacılık eğitim akımları ve eklektik metot tavsiyesi yapıldı. Oysa yeniden kurmacılık akımı ilerlemeciliği birçok açıdan eleştirmektedir. Diğer yandan birbirine tepki olarak ortaya atılmış eğitim akımları, nasıl eklektik olarak kullanılacak sorusu da zihinleri darmadağın etmekte yeterli.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























