Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KKTC’nin “öğretmen yetiştirme programı” bile yok!..

II. Meşrutiyet döneminde iki defa Milli Eğitim Bakanlığı görevine getirilen Emrullah Efendi’nin (1859-1914)  “Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim”* sözü asırlardır söylenmekte. Söylenmeye de devam edilecek anlaşılan. Gerçi O bu sözü şaka yollu söylemiş ama gerçeğe de dönüşmedi değil. TC’de de buralarda da eğitim en kötü yönetilen sosyal kurumların başını çekmektedir.
Okullar, öğretmenler, öğrenciler, eğitim ve öğretim programları, yönetmelik, yasa ve tüzükler olmasaydı, eğitimi çok iyi yönetecekti, “eğitim bilimi” çıkışlı olmayan yöneticiler.
Ama buralarda eğitim gerçekten bu mantıkla yönetilmekte. Eğitim sistemi ile ilgili hiçbir  konuda buralarda karar alınmıyor. Başka yerlerdeki uygulamalar, buralardaki eğitim sistemini doğrudan etkilemekte. Buralardakiler ise “gün geçsin para gelsin” mi dersiniz, “boş ver” mi dersiniz, ne derseniz deyin; anlayışıyla zaman öldürmeye devam etmekteler. Tıpkı “okullar olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim” sözü gibi sanki eğitim sisteminin hiçbir girdisi yokmuş gibi eğitim yönetilmekte. Daha doğrusu yönetilememekte.
Öğretmen eğitim sisteminin en önemli girdilerindendir. Eğitim sistemindeki en iyi reformlar bile onun elinde hayat bulur. Ancak KKTC eğitim sisteminin kendisine ait, tarihin hiçbir döneminde bir “öğretmen yetiştirme” programı olmadı. TC’deki öğretmen yetiştirme anlayışıyla, öğretmenler yetiştirilmekte ancak orada bile yapılmayan yanlış uygulamalar burada rahatlıkla yapılmakta.
Bu ülkenin başat felsefine göre öğretmen yetiştirme programı hiçbir zaman hazırlanmadı. TC’deki uygulamalar buralara da yansıdı. Ne yazık ki TC’de de 1998 yılından itibaren öğretmen yetiştirme sistemi, yap-boz tahtasına dönüştürüldü. Eğitim fakültelerinden çıkışlılar mı öğretmen olacak yoksa fen-edebiyat çıkışlılar da öğretmen olabilir mi? Tartışması TC’nin hala daha kanayan yarası. Peki birinci soru şu; KKTC’de durum ne? Buralarda öğretmen kim olmalı? Sorusu tartışıldı mı? Hayır. TC’deki karmaşanın içinde girdap olundu. Oradaki tartışmanın daha da kötü ve yanlış uygulamaları buraya yansıdı. Buralarda fen-edebiyat çıkışlılar  da öğretmen oluyor.
Ancak bu uygulama için herhangi bir önlem alındı mı? Hayır. Fen-edebiyat çıkışlılar için daha farklı bir program düzenlemesi veya eğitim fakültesi çıkışlıların niteliklerine yaklaştırmak için daha farklı veya daha uzun bir pedagojik formasyon programı, uygulamasına gidildi mi önlem olarak; hayır.
Diğer taraftan okulöncesi ve ilkokul öğretmenliği için çağdaş öğretmenlik mesleğinin niteliklerini kazandıracak bir eğitim programı hazırlandı mı? Hayır. TC’dekinin aynısı buraya da transfer edildi. Sanki bu toplumun geleceği ve içinde bulunduğu coğrafik, sosyal,  ekonomik ve siyasi yapı tamamen aynıymış gibi kabul edildi.
KKTC’nin kendi üniversitelerinin öğretmen yetiştiren fakülteleri, çağdaş ülke üniversitelerinin kriterlerine uygun olarak değerlendirildi mi? Hayır. Söz konusu fakültelerin eğitim programları, ders veren öğretim görevlileri, çağdaş normlar dikkate alınarak incelendi mi? Söz konusu fakültelerdeki programlar sadece TC’ye uygun denklikler temelinde değerlendirilmekte. Dünyadaki çağdaş ülkeler dikkate alınmamakta. Ders veren öğretim görevlilerinin çoğu alan dışı. Verdikleri dersleri verebilecek yeterliğe sahip olmayan öğretim görevlileri mevcut; öğrencilerin sürekli öğretim görevlilerinden şikayetleri en büyük örnek. YÖK değerlendirmesine bile tabi tutulsa yeterli bulunmayıp ders veremeyecek durumda olan öğretim görevlileri, ders vermekte.
Bunlara ek öğretmenlik mesleğinde yandaşları koruyan uygulamalar hala daha devam etmekte. İlkokullarda toplam 36 ay görev yapan ancak öğretmenlik bölümlerinden mezun olmayan, torpilli yandaşlar üç ay gibi çok kısa bir pedagojik formasyondan sonra öğretmen olmaya hak kazanmakta.
Bunlara bir de yetersizlik yaşayan öğretim elemanlarının verdikleri naylon notlar ve sahtekarlıkla öğrencilerin mezun edilmesi eklenince, durumun ciddiyeti ortaya çıkmakta. Peki KKTC’nin neden bir “öğretmen yetiştirme programı” yok? Buna 38 yıldır neden ihtiyaç duyulmadı. Eğitim bakanlığı ve yöneticiler gerçekten ne iş yapar? Bu sorular yanıt bekliyor. “Öğretmenler olmasaydı eğitimi ne güzel idare ederdim” diye bir söz de KKTC’den gelsin. Tersi bir anlayış olsaydı “öğretmen yetiştirme programı” gibi bir endişe hissedilecek ve geliştirilecekti. Yeni öğretim döneminde öğrenci ve öğretmenlerimize başarılar…
*https://tr.wikipedia.org/wiki/Emrullah_Efendi