Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Zaman hiç beklemez

Hiç beklemeyen tek olgu. Sizi, hiçbir özrü dikkate alıp beklemeyen tek şey. Öyle bir arkasını döner gider ki… Sadece ona öfkelenemezsiniz, kızamazsınız; çare değil. Herkese eşit duran tek şey. Diktatöre, krala, zengine, fakire herkese eşit davranır. Sadece arkasından bakakalırsınız. Randevuya yetişilemediği için nedenler aranır.
Sizi kıran bir aşk mı? Bir yakını kaybetmek mi? Umursamazlığın ağır yorgunluğu mu? Birçok soru eklenebilir ama sadece soru. Yanıtlar insanı kurtarmaz. Yaşanan onca güzellikler, yaşanan onca acı hiçbiri kurtuluş haznesine yazılmıyor. Zaman beklemeden gitti,  onu asla bir sonraki durakta yetişemezsiniz.
Dertleşmek de çare değil. Dertleşmeyi sadece sizin bildiğiniz, ruhunuzda en yakınlarınıza bile kapalı olan alandaki gizli duygularla yaparsınız. Nedenler, sonuçlar ruhunuzda neleri delip geçmiş ya da hangi travmalara sebep olan kara delikleri örtmüş; hesaplaşırsınız. Zaman ise çoktan başka bir yerlerdeki, diğer randevularını beklemek için çoktan yol almış…
Kibar bir öğretmen gibi zaman, önünüze neler neler getirir. En yakınlarınızı ortaya koyar. Onların ruhlarını da sorgulattırır. O ruhlarda ilkbahar, sonbahar, yoksa kara kışlara mı neden olduğunuzu, düşündürtür. İşte o vakit omuzlara binen yükler sorun olur.
O ruhlarda bir ilkbahar yaratılmasında, renk renk çiçekler, harika yeşil yapraklar, çimlere neden olmak… Sararmış, yerlere savrulmuş, sizi terk etmiş solgun yaprakların her birinde kendinizi görmek de var. Dahası dört duvar ve tavan arasına sıkışmış, içerilerde karanlık ve soğukların hakim sürdüğü resim en kötüsü. Hangisi diye sormak önemli. Zaman sizi beklemeyip gittiği için aslında önemli de değil.
Sizin dışınızdaki diğerlerin varoluşlarında, kendiniz görmek. Zaman öyle bir gelip geçer ki, hızını hayal etmek bile mümkün olmaz. Elde kalanlarla yetinmek… Avucunuza bakıp diğerlerinin varoluşlarını görmek. Bedeninizin her hücresiyle görmek. Kimisine kızmak kimisini sevmek. Her insan kendi varoluşunu yaratır ama başkalarının varoluşundadır da aslında. Diğerlerinde ben nasılım? Hiç düşünülmeyen, hunharca yaşanan anların hatırlatıcısıdır da aslında sizi beklemeyip giden zaman.
En sonunda ruhun kapıları açılır ve dışarısı cevapların resmini gösterir. Pişmanlıklar, mutluluklar, doğrular, yanlışlar, umursamazlıklar hepsinin ortak sonuçları resimdedir. Resmin fırçalarında, renklerinde, kompozisyonunda. Resmettiği mevsimdedir. Fırçayla nereye vurulmuş hangi renktesiniz, kompozisyonun hangi bölümü, ahengin neresi sizden…
Zaman beklemez, arkasını döner gider. Bir başka zaman da beklemeden gidecek. Yetişmek size bağlı. Umursamak, umursamamak, resimleri harika manzaralara dönüştürmek, manzaraları güzel müziklerle süslemek ruhun görevi; zıt manzaraları da. Güle güle resmim, yapabildiklerim, yapamadıklarım… Ruhumun ve yalnızlıklarımın elverdiklerini çizdim… Tüm yanlışlıklarım ruhumda ve benim…