Dün öğle saatlerinde, “DOST” için Orkun Bozkurt ile bir araya geldik.
Engelli dostu bir mekanda, kitabını konuştuk önce…
“Masanın boş kalan köşesi” kitabı, malum Mustafa Çelik’ten de konuşmamıza neden oldu.
Nur içinde yatsın Mustafa Çelik…
Hepimizin hayatında önemli bir yeri var.
Orkun’un da yol arkadaşı…
Kahvelerimizi içtik…
İsmail Bozkurt’un “beş cilt” olacak, hayatını anlatan kitabından da bahsettik…
Müthiş bir keyifti Orkun ile bir araya gelmek…
Yeniden buluşmak üzere sözleştik…
Orkun arabasına doğru giderken, ben de peşinden gittim.
Aracına kadar uğurlamak istedim…
Utandım, yerin dibine girdim…
Lefkoşa Avenue, her köşesi engelli dostu bir bina…
Denner ailesi, ve sevgili Yusuf elbette, bunun için çok çalıştı.
Engelli park yeri var…
Rampalar binanın her tarafında…
Orkun Bozkurt aracını engelli park yerine park etti…
Rampa olarak kullanılan alana, araçların park etmesi yasak.
Neden?
Çünkü orası rampa…
Rampa…
Nedir Rampa?
Engelli arkadaşlar, sandalyeleri ile orayı kullanarak inip çıkacak.
Ama, “kafadan engelli” bir vatandaş, “engelli park yerine park etmenin” yasak olduğunu biliyor ama “rampa önüne park etmenin daha büyük bir ayıp” olduğunu bilmiyor.

Orkun canını yedi
Orkun, önüne araç park eden rampadan inmek için canını yedi.
Akülü sandalyesini ustaca kullandı.
Ön ön inemedi…
Ters döndü…
Yana kaydı…
Araca sürüne sürüne kendi aracına ulaştı.
Ben de “fotoğrafladım…”
Şimdi ben buradan bir kamyon hakaret yazsam ne olacak.
Ayıp, hem de çok ayıp.
Peki Orkun ne yaptı?
Güldü…
Dedi ki:
“Bir da derler ki, neden engelliler evlerinden çıkıp sosyal hayata dahil olmaz. Çıkıp ne yapacağız. Bunca engel varken…”
Haksız mı?
***
Yazarken utanıyorum…
Suçu olmayana tokat bile atılmaz…
Suçu olmayana, yüksek sesle dahi konuşulmaz…
Suçu olmayana kıyılmaz…
Türkiye’de herkes birbirine kıyıyor…
Türkiye’de Türk Kürt’e, Kürt Türk’e kıyıyor…
Ankara’nın göbeğinde…
5 ayda 200’den fazla insan öldürüldü…
Suruç’ta…
Sur’da…
İstanbul’da…
Hatay’da…
Kimsenin “milli” ya da “devrimci” davasını gütmeyen insanlar katlediliyor…
Güneydoğu’da, “PKK” ile bir savaş var.
Sınır içinde…
Sınır ötesinde…
PKK her fırsatta askere…
Asker PKK’ya operasyon yapıyor…
Masum insanlara saldırmak ne demek?
Bunu bile söylerken utanıyorum ya…
Hadi “sulh” yapmayı beceremediniz…
Masuma sıkmak ne demek?
Masumu bomba patlatarak öldürmek ne demek?
Elbirliği ile Türkiye’ye kıyan kıyana…
Ne birinin aşırı milliyetçi duyguları…
Ne diğerinin Erdoğan hayranlığı…
Ne berikinin Kürt milliyetçiliği ilgilendirmiyor beni… hepsi için de ayrı ayrı görüşlerim var…
Ama, otobüs beklerken, eve gitmek üzerken, yarine kavuşmak üzereyken öldürülmek ne demek?
Hangi “davaya” sığar bu?
Hangi Kürt’ü haklı yapar?
Hangi insanı insan yapar…
Lanet olsun böyle “mücadeleye” de…
İnsanlığa da…
































