Hepimizin merak ettiği elbette dünkü Bakanlar Kurulu’nda yaşananlardı…
Gün boyu onun peşine düştük.
“Kriz ne aşamada” cevap aradık.
Gelinen aşamada, Başbakan Ömer Kalyoncu, özellikle UBP’li bakanlardan “anlayış” istedi.
Kısa sürede Ankara’ya gideceğini söyleyen Kalyoncu, “Türkiye Başbakanı ile görüşerek, son pürüzleri de gidereceğim ve imzayı atacağım” dedi.
Kalyoncu’nun çıkışının ardından, UBP’li bakanlarda şöyle bir endişe oldu:
“Bizi her söylenene eyvallah diyen, sizi de sorun çözen makam olarak halka lanse etmeyin”
Kalyoncu’nun buna cevabı şuydu:
“Bu sorunu hükümet olarak çözeceğiz. İnisiyatif bizdedir. İmza yetkisi de bizdedir. Ancak hassasiyetleri yok sayamayız. Ama şu da bir gerçek ki, evet çok zaman kaybettik. Kurak bir yıl yaşıyoruz. Halkımızı da daha fazla mağdur etmeden, sorunu çözeceğiz…”
Ortam yumuşadı
Bakanlar Kurulu suyla ilgili 15 dakika görüştü.
UBP’li bakanlar, UBP PM’nin Cuma günü toplanacağını hatırlattı.
“Parti Meclisi üyelerimiz gelinen aşamadan rahatsız. Lütfen daha fazla uzatmayın…”
Bu da, CTP kanadına zaman kazandıran bir adım oldu.
Dün de Özgürgün- Talat bir araya geldi.
O görüşmede de iki lider, “hükümeti bozma” değil, “sorunları aşma” kararı aldı.
Ancak, bugün ve yarın önemli.
CTP kanadı, Türkiye nezdinde bir adım atmak zorunda.
Bakanlar devre dışı.
Top Başbakan’da…
Ortam şimdilik sakin…
***
Büsküvütçü: Ders verme niyetinde değiliz
Buray Büsküvütçü… Havadis Gazetesi önünde yer alan protesto gösterisini “gazetemizde yayınladığımız için teşekkür etti” önce…
Elbette yayınlayacağız.
Demokratik haklarını kullandılar…
Biz de gereğini yaptık…
Köşe yazılarımızdan rahatsız oldu…
Ben mevzuyu uzatacak değilim.
Bu memleketin daha ciddi sorunları var.
Enerjimizi harcamamız gereken daha önemli problemleri var…
Buray Büsküvütçü’nün cevap yazısını aynen aktarıyorum sizlere:
“Değneksiz köyde köpek olduğunu zannedenler haddinizi biliniz, Türk milletinin refleksleri vardır ve bu refleks harekete geçmiştir.” Cümle tam olarak bu. Siz ya bu cümleyi anlamadınız ya da anlamak istemediniz.
Kuduz köpek misali ağzınızdan salyalar akıtarak, ırkçı bir tutumla Türk düşmanlığı yapanlar karşılarında Türk milletinin aklını-vicdanını ve tarihini değnek olarak bulacaktır.
Benim ağzımdan değnek biziz diye bir tabir çıkmamasına rağmen, sizin kapıldığınız haklı korkularla bizi “Değnek” yerine koymanız; Türk milletinin Akıl-Vicdan ve Tarihini bizde görmenizden kaynaklandı sanırım.
Hiç kimseye ders verme niyetinde değiliz. Müslümanlık için ders verecek olan, din hocaları-İslam ulemaları;
Türklük için ders verecek olan da tarihtir. Milliyetçilik ise insanın içinde, ruhunda olan bir kavramdır. Yukarıdaki dersleri kaynağınızdan alırsanız ruhunuza yansıyacaktır. Bizlerin tarihsel haklılığımızı halka anlatıp, aşağılık kompleksinden kurtulup, yaratılan bilgi ve kavram karmaşasını temizleyerek halkı bilinçlendirme çalışmalarımız size göre tehdit sanırım. Solcu faşistlerin bu tür korkulara kapılması, bizim faaliyetlerimizi tehdit olarak algılamaları ne kadar doğru bir yönde hareket ettiğimizin göstergesidir.
İlerleyen günlerde, milliyetçi sloganlarla halkı soyanlara karşı tepkimizi göstermeye başladığımızda, solo olarak başladığınız bu saldırılarda saflarınızın çoğalacağını ve koroya dönüşeceğinizi düşünüyorum.
Sesleri fazla çıkıyor diye küçük faşist bir grubun karşısında susacağımızı sanmayın. Haksızlık-Hukuksuzluk ve Adaletsizlik karşısında mücadelemiz son nefesimize kadar sürecektir.
Çünkü biz biliyoruz ki yaptıklarımız kadar yapmadıklarımız, söylediklerimiz kadar söylemediklerimizden de sorumluyuz.
Hangi kisve altında olursa olsun, hangi maskeyi takarsa taksın, halk düşmanları Türk ve İslam karşıtlarının karşısında durmaya, milli hassasiyetlerimizi dile getirmeye devam edeceğiz.”
































