Arşivler yalan söylemez…
Mete Hatay arşivlere daldı…
1974 yılında, Kıbrıslı Rumlar tarafından bırakılan toplam 20 bin araç.
O güne göre değeri 20 milyon sterlin.
Bakınız…
Bir kısmına asker el koymuş…
Bir kısmına devlet el koymuş…
Bir kısım hatırlı kişiler kapmış…
Geriye kalan ise, Güney’de araç bırakan Kıbrıslı Türklere yetmemiş…
Tıpkı mal paylaşımı gibi…
Ganimeti hep hatırlılar yedi…
Toplum hep mağdur kaldı.
Araba olayı da, tıpkı mal- mülk dağıtımı gibi…
Üstelik kimin malı?
Rum’un malı…
Bu ganimet düzeni öyle bir kuruldu ki…
Hep aynı kişiler semirdi.
Siyaset “sosyal adaleti” sağlayamadı.
Üstüne bir de koçan, paket politikası eklendi…
Siyaseti kullananlar servetine servet kattı.
Geriye, mezar taşına, “iskan mağduru” yazdıran vatandaşlar kaldı…
Sevgili Mete Hatay’a, bu arşiv dosyasını araladığı için binlerce kez teşekkürler…
Bu ülkede ganimetten gözü dönenlerin yarattığı yıkım nelere neden olmadı ki?
Aileler parçalandı…
Londra’dan Sydney’e darmadağın olduk.
Sadece aileler değil…
Toplum da bölündü.
Ganimet düzenine itiraz eden herkes bastırıldı, sindirildi, fakir bırakıldı.
Mete’nin de dediği gibi…
Ganimet bunla da bitmedi…
10 yılda emekliler…
Çifte emekliler…
Emekli ikramiyeleri…
Devlet kaynakların dağıtılması…
Rum mallarının dağıtımı…
Devamında Türkiye kumar mafyasına peşkeş çekilmeye başlanan deniz kenarları…
Haksız rekabet…
Derken bugün, elimizdfe bir devlet enkazından başka bir şey yok.
İç borç dağ gibi…
Bu düzeni yaratanlar da süper emekli…
Bankalarında milyon sterlinler…
Siyasete girerken bir gömlek bir hırka…
Çıkarken onlarca apartman dairesi, arazi, ev, dolgun banka hesapları…
Ve maalesef…
Hiç hesap sorulmadı…
Hesap sorulmadığı için de gelinen aşama belli.
İsteyen devleti soydu, bir diğeri belediyeyi…
Dediğin gibi Mete Hatay…
Ganimetin sosyal adaleti, bir kapıyı araladı…
Umarım devam eder.
Herkes eteğindeki taşları döker.
Bugün gençler isyan ediyor ya, “Bize enkazdan başka bir şey kalmadı…”
Kimler neleri paylaştılar?
Kim siyaseti kullanarak kendisine ne avantajlar sağladı?
Kim siyasetteki yakınlarını kullanarak neler götürdü?
Kim kamudaki görevini kullanarak nasıl zenin oldu?
Kooperatifler, Vakıflar nasıl yağmalandı?
Bir düzen böyle kuruldu…
Maalesef…
Eline sağlık Mete…
Devam o zaman…
***
Leymosunlular ne bekliyor?
.jpg)
Söz araçlardan açımlı madem…
Şu ara bölgede kalan Kıbrıslı Türklere ait arabalara da bir el atmak şart oldu sanırım.
Kıbrıslı Türklere ait hatıralar, Piskobu’da çürümeye devam ediyor.
1974 yılında kuzeye geçen Limasollulara ait 300 araç…
Maalesef bir kısmı yandı.
Araçlar şu anda Piskobu bölgesinde…
Üsler yönetimi, bu araçların Kıbrıslı Türklere devri için devrede.
Beyarmudu Belediyesi ve Pile Muhtarlığından da yardım istediler.
.jpg)
Araba…
Kamyon…
Otobüs…
Motor…
Traktör…
Tarım aletleri…
Hepsi çürüdü…
Sadece hatıraları kaldı.
Bazı araçlar ise, sağlam bir bakımdan geçerse, klasik olarak değer bulacak.
Ölenler var, hayatta olanlar var.
İlk kez bu araçlarla ilgili bir adım atılma aşamasına gelindi…
Leymosun’un simge isimlerine ait araçlar var.
Denemeye değer…
Ötesi, sahipleri istmezse, Beyarmudu Belediyesi, “açık araç müzesi” için bu araçlara talip.
“Değerini bilmeye hazırım” diyor İlker Edip…
****
Girne’ye gerçekten yazık
.jpg)
Önce bir kararname çıkarıldı…
Ne plan ne program?
Ne yer seçimi doğru, ne tavır…
Sonra bir bir yükselmeye başladı Girne’de 10 katlı yapılar.
Tarihi Girne kliman kentinin silüeti bozuldu.
Sonra ahlak…
Bir izin daha… Bir izin daha… Bir daha bir daha…
Yakında deniz de görülmez artık.
Yetmedi, var olan metrekareler de aşılmaya başlandı…
Gizli gizli, korunarak, kollanarak birileri Girne’de rant aldı başını yürüdü…
Herkes payına düşeni kaptı götürdü…
Denetim de yok… Kimin eli kimin cebinde de belli değil.
Olan Girne’ye oldu…
Eserinizle övünün hep birlikte…
Birbirinizi de suçlayarak…
































