Bir onkoloji servisi düşünün…
İçinde çocuklar tedavi görüyor…
Duvarlar çocuklar her baktığında onları cezbeden resimlerle dolu…
Televizyonlarda çeşitli çizgi filmler…
Her yerde balonlar…
Palyaçolar bir odadan çıkıp diğerine giriyor…
Hatta hemşireler, hasta bakıcılar, doktorlar palyaço kıyafetleri giyerek, çocuklarla hem oynuyor, hem tedavi ediyor.
Örneğin Kanada’da çocuk onkoloji servisi değil, çocuk hastalıkları ile ilgili tüm katlar benzer şekilde donatılıyor…
Doktoru da hemşiresi, hasta bakıcısı da, kat görevlileri de hastanın çocuk olduğunun farkında.
Ne doktor için ayıp, ne hasta bakıcılar için.
Mutlu bir ortam…
Gülen yüzlü sağlık elemanları…
Tedavi sırasında dahi çocukla çocuk olan…

Hayal etmiştim ama…
Kanada’da yaşayan bir Kıbrıslı Türk’ten dinlemiştim.
“Çocuklar koşar adım hastaneye gidiyor. Hasta olduğunu hissetmiyor. Özellikle onkoloji tedavisi gören çocuklar için sürekli mutlu olacakları bir ortam hazırlanıyor…”
Bizim ülkemiz için de benzerini hayal etmiştik.
Hali hazırda onkoloji tedavisi gören 10 çocuğumuz var.
Yeni yapılan onkoloji hastanesinin bir katı tamamen çocuklara ayrılacak…
Duvarları boyanacak…
Belki bizde hastabakıcılar, kat görevlileri, doktorlar palyaço kıyafeti giymeyecek ama…
Ülke de bunun için seferber olacak.
Özel tiyatrolar…
Hayır kurumları bunun için çaba harcayacak…
Doktor bile yok
Ama gelin görün ki, yeni binada çocuklara yer yok…
Nasıl tasarlandıysa…
Nasıl ihmal edildiyse…
Ya da hangi gerekçeyle bilmiyorum ama…
Duygu Alan araştırdı, soruşturdu…
Gerekçe “hekim” çıktı.
Hekim yokmuş…
Öyle diyor sağlık bakanlığı yetkilileri…
Hekim olmadığı için de yeni binada çocuklara yer yok.
Çocuklar için burnuna sünger takacak bir hekim yok.
Gerçekten bu ülkede bazı şeyleri anlamakta zorluk çekmekten geçtim…
Kafama sıkasım geliyor.
Yoksa aç bir münhal, Çin’den geldin…
Hindistan’dan gelsin.
***
Hastane de geciktikçe gecikti
Ülkede kanser hastalığının önü alınamıyor, bari çağdaş bir mekanda tedavi görsünler denildi.
8 bin kanser hastası var…
Kuzeyden hareket eden bir minibüs, her gün içine doluşan hastalarımızı Güney Kıbrıs’a taşıyor…
Türkiye’ye kalkan her uçakta, mutlaka kanser hastası var…
Her gün yeni bir vaka duyuyoruz…
Gözümüzden iki damla yaş süzülüyor…
Bu lanet memlekette, kanserin önüne geçemedik, bari adam gibi sağlık hizmeti verelim.
Yok, onu da beceremedik…
2015’de açılacaktı…
2015 24 gün sonra bitiyor…
Bina halen bitmedi…
İçindeki eksikler tamamlanmadı…
Yetmedi…
Doktor sayısı yetersiz değil.
Hani ben bu ülkede onkoloji servisinde çalışan doktor olsam, kafayı yerim…
“Duyunca” bile bizim psikolojimiz bozuluyor…
Bir de o servisteki doktorları, hemşireleri, kat görevlilerini düşünün…
İnsan kafayı yer…
Var olan doktor sayısı az.
Verdiğimiz maaşa doktor gelmiyor.
Yurt dışından hekim takviyesi yapmak için kılımızı kıpırdatmıyoruz…
Mağduruz…
Yetmiyoruz…
Yönetemiyoruz…
Halen daha bu ülkenin kanser hastasına bakamıyoruz.
Baktığımızı zannediyoruz…
Neymiş efendim…
“Hekim yok…”
Eksik olsun bizim yapacağımız iş.
































