Sistem bu…
Herkes üretir…
Devlete satar…
Devlet ister satar, ister çürütür…
Ama parasını öder…
Başka çare var mı?
Kötü, acı ama yok.
Başka çare yok…
Kamu maliyesi, bu parayı bulacak, ödeyecek.
Bulsa da ödeyecek…
Bulmasa da ödeyecek.
Tarım sektöründen bahsediyorum…
Bakınız…
Eylül ayı itibarı ile üretici kesimlerine olan borcun toplamı 100 Milyon 270 bin TL…
Küsuratı da var ha…
Alacaklı olmayan kesim de yok…
Çiftçi…
Hayvancı…
Narenciye üreticisi…
Patates üreticisi…
Süt üreticisi…
İmalatçısı…
Hepsi…
Hadi “tüccar” kesimini aradan çekelim…
Devletin, çiftçilere 62 Milyon TL…
Hayvan üreticileri ve yetiştiricilerine 28 Milyon 500 TL…
Narenciye üreticilerine 7 Milyon 770 bin TL…
Patates üreticilerine ise sadece ama sadece 2 Milyon TL borcu var
Şimdi herkes bekliyor?
Hangi bütçe dayanır?
Hangi devletin bütçesi bu yükün altından kalkabilir?
Elbette teşvikler olacak…
Üretimi destekleyen fonlar olacak.
İlelebet fon olmaz…
İlelebet teşvik olmaz.
Gelin görün ki, KKTC ekonomisi böyle…
Üretim sistemi “ürettiğini sat” üzerine kurulmadı…
“Ürettiğini devlete sat” üzerine kuruldu.
Böyle geldi ama, böyle devam edecek mi?
Ambargolar…
İzolasyonlar falan diyoruz ama…
Örnekleri var…
Ürettiğimizi yurt dışına satabiliyoruz.
Mesele elde süt kalıyor mu?
O kadar daha olsa, hellim- peynir olup satılacak…
Patates temiz olduğu sürece, dünya pazarında alıcı buluyor.
Arpanın sağlam bir iç pazarı var…
Balyalar top top yurt dışına satılıyor, hem de iyi paraya…
Ya AL- NAR?
Kimse konuşmuyor ama, Güzelyurt’ta fabrika destan yazıyor.
AL- NAR…
Nar üretiyor.
Nar nar…
“Çarşıdan aldım bir tane, eve gittim bin tane, nedir?” diye bir soru vardı ya…
23 üreticiyi bir araya getirdi.
Dev bir işletme halini aldı.
Kıbrıslıya narı yeniden sevdirdi.
Hem iç pazara, hem dış pazara üretim yapıyor.
Hem de dünya standartlarında.
76 tonla başlayan yurt dışı ihraç, 2014’de 300 tonu buldu. 2015’de de artarak devam edecek umarım.
Hem de Globalglap belgesi ile.
Değişik çeşitlerde nar…
Soyulmuş, tane tane nar…
Nar suyu…
Her türlüsü üretiliyor…
Yani hem standardı yakaladı, hem de standart belgesini aldı.
O standart belgesi ile nar satamayacağı ülke yok.
***
Demek ki satabiliriz
Nar satan, bal da satar, badadez de, arpa da, buğday da, hellim de, et de…
Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında Güney Kıbrıs’a karpuz satıyoruz.
Enginar üreticileri her yıl yeni bir ihracat destanı yazıyor.
Bu topraklardan çıkan, demek ki satılabiliyor.
O zaman, teşvik sistemini yeniden gözden geçirmek lazım…
Üretimi teşvik ederken…
İthalatı da teşvik ederken…
“Sürdürülebilir” alanlara yönelmek gerek…
“Burası Burnei Sultanlığı” dediğimizde, kızıyorlar.
Her alanda var olan israf, üretimin teşviğinde de var.
Gereksiz alanlara teşvik var.
Oysa kaynak da var.
Bu kaynak, “sürdürülebilir, kalıcı, istihdamın önünü açan” alanlara yönelmeli.
Ha…
Bir de ürünün karşılığı zamanında ödense, zaten bir çok alanda teşviğe falan da gerek kalmaz…
Satabiliriz.
Standardı uygun, kalitesi de buna paralel ise…
Bu dünyaya satamayacağımız ürün yok.
Tavuğun ayağını bile satmayı becerebiliyorsak…
Her şeyi satarız…
Ambargo falan da hikaye…
































