Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kıb-Tek özelleştirilmemeli… Özerkleştirilmeli. Gerçekten

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’ndaki gelişmeler hepimizi yakından ilgilendiriyor.

Ben, kaleme aldığım her satırı, “Kıb-Tek özelleşmesin” diye aşıyorum.
Gereğini, Kıb- Tek’i yönetenler yapsın ki, insanlar isyan noktasına gelip, “özeleştirin de kurtulalım” demesin.
Maalesef son dönemde “özelleştirelim de kurtulalım” söylemleri arttı.
Neden mi?
Çünkü Kıb- Tek eliyle, piyasada pahalılık yaratılıyor.
Çünkü Kıb- Tek, partizanca adımların merkezi haline geliyor.
Bir taraftan Kıb- Tek’i yeniden dizayn etmek için adımlar atılıyor, diğer taraftan da her ay 50 milyon TL civarında bir açık ortaya çıkıyor.
Kıb- Tek yönetimi “ama zam yapmamız gerekiyor” dedikçe de, bu kez de çalışanın aldığı maaş, özlük hakları, “ucuzlama getirecek tedbirler” diye kamuoyuna duyurulan tedbirler akıllara geliyor.
Şaka değil.

İnsanlar her ay, “yemeden içmeden” bir bedel ödüyor, evi için. Aksi karanlıkta kalacak.
Üretim tesisleri ve iş yerleri için de öyle. Maaş ödemesinin önüne geçti Kıb- tek ödemesi.
Herkes kullandığını ödeyecek ki, üretim devam edebilsin.
İnsanların ne zor şartlarda işletmelerini ayakta tuttuğu muhakkak.
Tam da bu noktada Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı ve sendika, üretim kesimlerini hedef alan bir açıklama yaptı.

Hepimiz etkilendik…
Geçtiğimiz hafta içerisinde “Devlet üreticiyi sübvanseye etmeye kararlaştırıp elektriği ucuza vermiş. Zaman içinde ortaya çıkan maliyet farkı hane halkına yüklenmiş” diye yazdım.
Gerçekte olan nedir?
Bir kamu kurumu yöneticisinin edebiyat yapma, demagojik açıklamalarla toplumu ikiye bölme gibi yasal sorumlulukları var mı yok mu bunu daha sonra ele alacağım…
Bir bilene sormak yeterli, ben de sorudum, bu konuda bir çalışma talep ettim.
Gerçekte olan şu:
“Şubat 2015’teki son tarife düzenlemesine göre;
Ticari, endüstri ve turizm tarifeleri 30 kuruş / KWS olarak belirlendi. Bu düzenlemeyle istihdama önemli katkıları olan kesimlerin önemli bir maliyeti olan elektrik faturalarında yüzde 15’in üzerinde indirim sağlanarak dört yıl önceki tarife fiyatlarına dönüş sağlandı. Bu yöntemle enflasyon baskısı ötelendi ve TÜFE’deki başarıda bunun etkisi büyük oldu. TÜFE 2014’te Türkiye’deki TÜFE oranının altında çıkmışsa, bu ve buna benzer kritik uygulamaların etkisini göz ardı etmememiz gerekiyor.
Şubat 2015’teki hesaplara göre Kıb-Tek’in KWS maliyeti 45 kuruştur.”

Gerçekten hane halkı mı ödüyor?
Aradaki 15 kuruşluk fark nasıl karşılanıyor?

Kıb- Tek yönetiminin yarattığı imaj, “iş yeri sahipleri 15 kuruş sübvanse alıyor, buradan oluşan mali açık hane halkına yükleniyor…”
Öyle mi?
Değil…
Bu 15 kuruşun 10 kuruşu, maliye tarafından ödeniyor.
Her ay Kıb-Tek söz konusu tarifelerdeki harcama miktarlarını faturalandırarak hükümete gönderiyor. Hükümet de çoğunlukla bu faturaları Kıb-Tek’in KDV borcu ile mahsuplaşma yöntemiyle Kıb-Tek’e ödüyor.
Yani 10 kuruşu “hane halkı değil”, devlet ödüyor.

Peki ya diğer 5 kuruş?
Geriye kalan 5 kuruş nasıl karşılanıyor?

Tıpkı 25 kuruş olan Sosyal Yardım tarifesindeki gibi üretim maliyetinin altındaki tarifelerin ürettiği zarar, fazla kullanım için belirlenen tarifelerle dengeleniyor.
Örneğin halkın deyimi ile “havuzlu villalarda yaşayan” ve 751 KWS’dan fazla elektrik tüketen yurttaşlarımız bu fazladan tüketimin bedeli olarak 54 kuruş KWS ödeme yapıyor.
Devlet daireleri de Kıb-Tek’e katkı mahiyetinde tüketilen her KWS için 58 kuruş üzerinden ödeme gerçekleştiriyor.
Bu tarife düzenlemesine göre “sermayenin tüketimini fakir fukara ödüyor” demek ne kadar doğru, takdir kamuoyunun…

Ödemiyorsa, kes, ama konuşma
Evet, devlet daireleri üretim maliyetinin üzerindeki tarife fiyatlarını öderken veya ticari, endüstri ve turizm tarifelerini 10 kuruş sübvanseye ederken halkın kasasından bir harcama söz konusu oluyor. Ancak bu harcama, halkımıza istihdam, düşük enflasyon ve benzeri şekilde geri dönüyor.
Kıb- Tek yönetimi ya da ilgili sendika bu gibi toplumu bölücü açıklamalarda bulunurken tahsil edilmemiş alacakların KWS üretim maliyeti üzerindeki etkisini göz önünde bulunduruyor olabilir.
Bu noktada ister istemez bir karşılaştırma yapmak gerekiyor.
Söz konusu “sermaye” kesiminden tahsil edilmemiş alacaklar ne kadardır?
Kıb-Tek’in alacaklarına sahip çıkması ve tahsil etmek istemesi saygı duyulması gereken bir şeydir.
Tüm abonelerin borçlarını zamanında ödemeleri gerekir. Ödememeleri halinde yapılması gereken elektrik akımlarını kesip borçlarını kapatmalarını sağlamaktır. Kıb-Tek’in bu yetkisi var.
Yetkilerini kullanmak yerine toplumu bölücü şekilde demagoji yapmaları kimseye bir fayda sağlamaz.

***
Neden ucuzlamadı?

Peki uzun süredir şu tedbir, bu tedbir diye toplumun gündemi meşgul ediliyor. Akla şu sorular gelmez mi?
– Peki, maktu ücret adı altında fakir fukara da dâhil tüm abonelerden tahsil edilen fahiş miktar ne işe yarıyor?
– Kendi kendini ödeyeceği iddia edilen akıllı sayaç projesi ile zarardan elde edilen kar nereye gidiyor?
– Sokak aydınlatmalarında LED uygulaması ile birlikte gündeme gelen zarardan kâr ne oluyor?
– İhalesiz satın alındığı nedeniyle tartışma yaratan iki motorla birlikte ekonomik ömrünü tamamlamış olan verimsiz iki buhar santralinin devreden çıkarılmasıyla elde edilen zarardan kâr nereye gidiyor?
– Kasım 2013 – Şubat 2015 arasında düşen petrol fiyatlarına bağlı olarak üretim maliyetlerinin çok üzerindeki tarife fiyatlandırması nedeniyle kurum tarafından elde edilen fahiş kar nasıl değerlendiriliyor?

***
Personel giderini tartışmayalım… Ama

650 çalışan olduğunu unutmadan…
Kıb-Tek’in personel maliyeti aylık 8 milyon TL’yi buldu. 13. maaşlarla birlikte eder mi yılda 104 milyon TL?
Çalışan başına düşen aylık personel maliyeti 13 bin TL’yi aşmış buluyor. Evet bu maliyetin içinde emekliler de var ancak kimse manipülasyon yapmaya kalkmasın.
Bir kurumun personel maliyeti hesaplanırken tüm dünyada toplam personel maliyetleri aktif çalışan sayısına bölünerek aylık maliyetler ortaya çıkarılıyor çünkü söz konusu olan bireylerin cebine giren miktar değil kurumların bu kalemde yaptıkları reel harcamalardır.

Ya o 800 TL
Bu maliyetlerin içerisinde aylık 800 TL elektrik yardımı var. Tüm aboneler 12 ay fatura öderken KIBTEK çalışanları 13 kez 800 TL’lik elektrik yardımı alıyor.
Karı-koca Kıb-Tek’te çalışan bir aileye Kıb-Tek yılda 21 bin TL elektrik yardımı yapıyor.
Orta halli bir aileye aylık yaklaşık 250-300 TL elektrik faturası gelse, yıllık elektrik faturaları 3 bin – 4 bin TL arasında olurken KIBTEK çalışanlarına bol keseden 21 bin TL’yi bulan elektrik yardımı yapabiliyor.
Dahası da var. Bu maliyetin içerisinde 550 TL aile yardımı var. Bu maliyetin içerisinde maaşlara ek tahsisat olarak yansıtılan maaşların yüzde 18’i kadar bir meblağ var.
Kısacası, Kıb-Tek çalışanları, yönetiminin deyimi ile, “fakir fukaranın faturasına yansıyacak şekilde” her ay asgari ücretin üzerinde, neredeyse maaşlarını ikiye katlayan ek tahsisat ödeneği alıyor.

***
Kıb- Tek’te yeniden yapılanma şart

Uzun lafın kısası, iki yanlış bir doğru etmiyor. Bir sürü yanlıştan söz edilebilecek bir yapı varken suçlama yarışına girilecek olsa kimse bunun altından kalkamaz.
Bu sadece toplumu kamplara bölmeye ve verimsizliğe yol açar.
Bu nedenle yeniden yapılanma şart.
Bunun için de siyasi irade sergilenmesi gerekiyor. Hükümete bu konuda çok büyük görev düşüyor.
Bütün bu yanlışları ortadan kaldıracak ve maliyetleri düşürecek ciddi bir proje ortaya konması gerekiyor.
Siyasetçiler ve tüm toplum özelleştirme mi özerkleştirme mi tartışmasına çekilerek bu projenin ete kemiğe bürünmesi engelleniyor uzun yıllardır.
Çünkü çok ciddi kişisel menfaatler söz konusu.
Statüko bugüne kadar herkesi parmağında oynattı. Hükümetin bu tuzağı da görerek adım atmasını bekliyoruz…
Başta yazdım, sonda da yazayım.
Kıb- Tek özelleştirilmemeli ama özerkleşmeli…
Özel sektör ile yatırıma gücü yetmeyen alanlarda iş birliği yapmaktan kaçmamalı…
Vatandaşa ek yük.

Piyasaya pahalılık sağlayan kurum olmaktan çıkarılmalı…
Kıb- Tek’i yönetenler, her şikayetçi olan kesime hakaret yağdırmaktan vazgeçmeli.
Fatura ödeyen herkesin “müşteri” olduğu unutulmamalı.
Söz yerine icraat üretilmeli…
Suçlamalar yerine, gereği yapılmalı…