Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Minalayalar… Ağustos… Bildiniz mi?

Sıkıldınız değil mi?

Koalisyon başarılı olacak mı?
Elektriğe zam var mı?
Kıbrıs sorunu çözülecek mi?
UBP kurultayı ne olacak?
Şu ya da bu.
Günlük dertlerin biteceği yok.
Yahu, eskiden nasıl yaşardı insanlar?
Telefon yok…
Elektrik yok…
Ulaşım yok…
Uzay bilimleri yok…
Fallar yok…
Bugün cumartesi…
Hafta sonuna uygun bir yazı yazmayalı da çok oldu.
Önce Osman Kurt hatırlattı… O da benim gibi “köylü…”
Daha önce de annemden dinlenmiştim.
Mesela, meteoroloji tahmini yapacak bir bilimsel çalışma da yok.
Peki, yağmuru, soğuğu, çiği, fırtınayı nasıl tespit ederdi dedelerimiz?
Minalayalar denilen zaman dilimi ile…
Eskinin çiftçisi, hayvancısı, elde kağıt kalemle…
Ya da hafızasına güvenerek, yıl içerisinde, ocak ayından aralık ayına kadar hangi hava şartlarının yaşanacağını bilirlerdi.

İlle de ağustos
Ağustos ayına, Kıbrıslılar ciddi önem yüklerler.
Yıl 12 ay hava durumu nasıl olacak, ağustos ayında anlaşılır.
Kıbrıslılar 1-15 Ağustos arasında bir hesaplama yaparlardı.
İngilizlerin ise 16 Ağustos ve sonrasında bu hesaplamaları yaptığı söylenir.
Ama ay önemli…
Ağustos…
İlle de ağustos…

Nasıl mı?
Peki nasıl hesaplanırdı?..
Her bir gün, bir ayı simgeler… Ağustos ayının o günü hava nasılsa, temsil ettiği ay da hava o şekilde olacak…
Aynen şöyle:
1- 2- 3 Ağustos: Ağustos ayını
4 Ağustos Eylül ayını…
5 Ağustos Ekim ayını…
6 Ağustos Kasım ayını…
7 Ağustos Aralık ayını…
8 Ağustos Ocak ayını…
9 Ağustos Şubat ayını…
10 Ağustos Mart ayını…
11 Ağustos Nisan ayını…
12 Ağustos Mayıs ayını…
13 Ağustos Haziran ayını…
14 Ağustos Temmuz ayını…
Bu Kıbrıslıların inanışı…
İngilizlerin ise 16 Ağustos’tan itibaren sağlama yaptığı söylenir…

Çiftçinin adımı da buna göre…
Çiftçiler, ağustos ayındaki günlerin temsil ettiği aylarda, aynen o iklimin yaşanacağını düşünürdü.
Mesela 9 Ağustos sabahı çiğ mi var?
“E şubat ayında sabahları soğuk olacak…” yorumu yapılırmış…
Mesela, belirli günlerde cırlavuklar çok öterse, “yağmur” habercisi olarak kabul edilirmiş…
“Gene başladı bu cırlavuklar… Ocak ayı yağmurlu geçecek…” anlamı çıkarmış…
Elbette, tümünün aynen tutacağı, yanılma olmayacağı söylenemez.
Ancak, bu inanışın, gelecek nesillere de taşınması açısından böyle bir yazı yazmayı da görev bildim.
Ayrıntılı bilgileri sağlayan anneme ve “minalayaları” aklıma düşüren Osman abiye de ayrıca teşekkürler…

Hepsini yaşadık…
Bugün “minalayalar” denilen zaman diliminin bitiş günü…
Havayı bir göz önüne getirin…
Yağmur da yağdı bu sürede…
Çok sıcak günler de yaşadık…
Aslında dört mevsimi yaşadık…
Siz siz olun…
Bu “eski insanların” inanışlarını yabana atmayın…
Söylenen her sözün, yapılan her hareketin “bir hikmeti” vardı aslında…
Yaşanan tecrübelerdi aslında hepsi…
“Nasihat dinlemeyi sevmem” diyen bir nesil var…
Demeyin…
Dinleyin…
Bir kenarda dursun.
Nasihat, elbet lazım olur…