Yeni bakanlardan duyacağımız cümleler belli.
Çevre Bakanı, çevreyi temizleyecek.
Sağlık Bakanı mesela, sağlıkta tam günü yaratacak.
Maliye Bakanı vergi adaletini sağlayacak.
Eğitim Bakanı tam güne geçecek…
Tarım Bakanı, üretimi artıracak, sütü, arpayı borsaya açacak…
Ekonomi Bakanı özel sektörü kalkındıracak yeni krediler yaratacak, KOBİ’lere büyük destek verecek.
Bayındırlık Bakanı yeni yollar yapacak.
Ulaştırma Bakanı, KTHY’yi yeniden hayata geçirecek.
İçişleri Bakanı emin olun Vatandaşlık Yasası’nı yeniden düzenleyecek…
Başbakan da yüzde yüz emin olun ülkeyi kalkındıracak reformlarla dolu bir hükümet programı uygulayacak. Sonra mesela bir ay kabullerle geçecek.
Artık bazı şeyler değişsin
Tümüne isyan ediyorum.
Hiçbir bakanın kabullerle zaman geçirmesini istemiyorum.
Çiçek kabul etmesini istemiyorum.
Vaktini reformlara harcamasını istiyorum.
Hele hele, yukarıda belirttiğim ve duyacağımdan emin olduğum bu açıklamaları da mümkünde duymak, gazetede yazmak istemiyorum.
***
CTP ve UBP bozduğunu onarsın
“Bir insan değişir, dünya değişir…”
Bu ülkede size hayal gibi gelebilir.
“CTP ve UBP değişir, ülke değişir…”
Bu da mı hayal?
İki partinin de Kıbrıs Türkü’ne karşı tarihsel bir sorumluluğu var.
1975’den 1993’e kadar ülkeyi UBP yönetti.
Ganimet düzenini UBP kurdu.
1993 yılında DP- CTP “değiştirme” iddiası ile hükümete geldi.
O günden bu güne ülkeyi, UBP, CTP ve DP yönetti.
CTP ve UBP, tüm hükümetlerde büyük ortak olarak yer aldı.
Şimdi iki büyük parti tek bir hükümet çatısı altında bir araya geliyor.
Mesaj basittir:
“CTP ve UBP, bu bozuk düzenin sahibidir. Az ya da çok payla… UBP bozup rahatsız olmadığı için… Partizanlıklarıyla gurur duyduğu için… CTP de düzeltme iddiası ile gelip, icraatları ile UBP’ye benzeştiği için…”
Halk arasında “…temizle” de derler ama…
Ben sadece “bozduğunuzu onarın” diyeceğim.
Böyle de bir tarihi sorumluluk var…
***
Katle teşebbüs
Şimdi hükümet boşluğu var ya…
Yine herkes bildiğini okuyor.
Karayolları Dairesi de…
Maalesef dün hata yaptım.
Hasan Nihat Erduran yazacağıma…
İbrahim Özduran yazdım.
Özür dilerim.
Sanatçı İbrahim Özduran’dan özellikle.
Karayolları Dairesi Müdürü Hasan Nihat Erduran’a ise eleştirilerim baki…
“İnsanların ekmeği ile oynamamak” adına, başkentin en tehlikeli yerlerinden birine yola çıkış izni veriyor ve bunu da savunuyor.
Görüş mesafesi Hamitköy- Haspolat arasında en kötü noktaya tam da…
Hamitköy’den çıkar çıkmaz, yol hafif yokuşa sarıyor.
Ama hemen orada yola çıkış izni vermek, bu halka kötülüktür.
Karayolları Dairesi Müdürü, “katle teşebbüs” suçu işliyor.
Açıkça buradan ilan ediyorum.
Yok eğer, bu izin, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy talimatı ile verilmişse, bunca yıllık siyasi birikimine yazık.
Aslolan “herkesin hayatı” mı yoksa bir kişinin “kazancı” mı?
İnsanlığı öldürmeyin…
Bu karar derhal yeniden gözden geçirmeli.
Eğer Karayolları o yolu kapatmazsa, bu memlekette trafikte yakınını yitiren herkesin, bu olayı bin kez lanetlemesi gerekir.
Tabii bu izni verenleri de…
Bu izni talep etmek de ayrı bir insanlık suçudur…
Oraya galeri açmak isteyen vatandaşın da bir kez daha düşünmesi gerekiyor…
































