Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Din alanındaki otorite boşluğu ve hükümet…

Beş bin çocuk, yaz ayları boyunca Kur’an kursu görecek…

5 bin çocuk…
Yaşları 6’dan başlıyor…
Bu ülkede çok ciddi bir tartışma başlattı.
Bilimsel zeminde tartışsan vay, tartışmasan vay…
“Yahu olmaz” desen, dinsiz…
“Size ne” desen, yobaz…

Maalesef böyle bir ayrım başladı.
Ben kişi olarak, ilkokulu bitirmeyen çocukların, anlamadıkları bir dilde, ezbere dayalı hele de camilerde eğitim almasına karşıyım.
Kur’an kursu bana doğru gelmiyor.
Din ve Ahlak Kültürü Eğitimi, Kıbrıs Türkü’ne yakışan yoldur.
Bunun yeri de okullardır.
Maalesef uzunca bir süredir, “Sizin dininiz yetersiz” üzerinden bir tartışma yaşanıyor.
Bu konuda karşıt görüş söyleyen herkes boğuluyor.
Ama sorun, daha da ciddidir.

Kıbrıs Türkü’nün farklı bir din ve ahlak anlayışı var.
Yüzyıllardır gelen bir anlayış…
Bağnazlık derecesinde din, bu toplumun genlerine de ters.
Bunun ötesinde yapılan baskılar, dayatmalar hoş değil.
Kıbrıs Türkü cumaları cami kaçırmazdı geçmişte.
Ramazan’ı da dolu dolu yaşardı…
Bayram kültürünü de öyle…
Bunun dışında beş vakit namazını kılan da vardı, kılmayan da…
Gene öyle.

Dini yaşayan aydınlar…
Ancak son dönemlerde yapılanlar daha farklı.
İlahiyat Koleji ve İlahiyat Bölümü açılması ile birlikte, “aydın bir kesim” bu yönlendirmeyle karşı karşıya…
KKTC’nin en iyi okulu bu amaçla inşa edildi…
En büyük yardımlar bu okula geliyor…
Eğitim kurumları arasında ciddi bir ayrım yaşanıyor.
Öğrenciler bir tarafta ders yapacak sınıf bulamazken, diğer tarafta iklimlendirilen sınıflar, yurtlar imkan olarak sunuluyor.
Bunu, “Siz de Müslüman değil misiniz?” sorusu ile geçiştiremezsiniz.
Çünkü, bu ihtiyacı belirleyen ve hayata geçiren, KKTC’deki siyasi otorite değil.
İstemeye istemeye temel atma törenine giden bir başbakan, bugünlerde görevini bırakıyor.
Kıbrıs Türkü’nün iradesi dışında bir dayatma ile bu günlere gelindi.

***
Tehlikeli bir oyun

Şimdi ise, daha da tehlikeli bir oyun oynanıyor.
Bu alanda eleştirinin dozunu yükselten KTÖS ve KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil üzerinden farklı bir karşıt kesit ortaya çıkıyor.
Şener Elcil’e yapılan eleştirileriz dozuna bakıyorum, daha da kötü…
İŞİD caniliği düzeyinde kafası dönenler var.
“Kırmızı görmüş boğa” yanında sıfır kalır.
Maalesef bunu fırsat bilen bir de “taşeron” kesim türedi.
Tam anlamıyla Türkiyeli-Kıbrıslı ayrımı yapılıyor ki, bence bu en kötüsü.
1974’ten günümüze Kuzey’de oluşan nüfus yapısı üzerinden ayrımcılık fırsatı yaratanlara çok dikkat etmeli.
Uygulanan nüfus politikası eleştirilmeli mi?
Evet…
O başka bir şeydir.

Ancak bazı siyasi hırslarla bu tehlikeli oyunun parçası olanları tarih affetmeyecektir.
Kıbrıs’ın yapısı ve kültürünü, Türkiye ile kıyaslayanlar, yanılacak.
Kıbrıs’tan bir Türkiye modeli çıkmaz.
Kıbrıs, kendine özgü kültür yapısı ile yüzyıllardır süregelen bir gelenek.
Bunun bozulmasına, oluşan nüfus yapısının da izin vermeyeceğini düşünüyorum.
Tehlikeli bir oyun oynanmaktadır ve maalesef taşeronları da devrededir…

***
Kendi din adamlarımız…

Bu topraklar kendi din adamlarını yetiştirmek zorundadır.
Konya’dan gelen bir din adamı ile…
Diyarbakır’dan gelen bir din adamı ile…
Karadeniz’den gelen bir din adamı ile “din eğitimi” verilmesi, farklı sonuçlar doğuruyor.
Farklı kültürlerin çatışmasını da beraberinde getiriyor.
Kıbrıs Türkü’nün vazgeçemeyeceği tek şey hoşgörüdür.
Hani İslam da hoşgörü dini ya…
“Ben sana karışmam, sen de bana karışma…”
Bağnaz ve yobaz baskılar dışında, Kıbrıs Türkü herkesin dinine, dinini yaşama biçimine saygı duyar.
Ancak, kimsenin bu topraklardan farklı bir şekilde örf ve ananelerini dayatma çabası da doğru değildir.
Değişen nüfus yapısı, bu alanda bir siyasi otorite boşluğunu hemen fark ettiriyor.
KKTC’deki siyasi otorite, bu alanda hızla adım atmak zorundadır.
Hükümet, KKTC’nin kendi din adamlarını yetiştirmesinin önünü açmadığı sürece, bu yönde politika ve tavır belirlemediği sürece taşeronların “dayatma kavgaları” devam edecek…

Bu alandaki siyasal otorite boşluğu ise, tarikatlar, tekkeler ve taşeronlar tarafından doldurulacak.
Geçmişte bu alanda sorun yaşamayan Kıbrıs Türkü, şimdi mi dinsiz, imansız oldu?
Şimdi mi ahlaksız çocuklar yetiştirilmeye başlandı?
Süratle düzenleme isteyen bu alan da, yeni hükümet yapısının öncelikleri arasında yer almalıdır.
Aksi durumda, ırkçılık ve ayrımcılık temelinde kavga devam edecek demektir…
Ve bu beni gelecek adına korkutuyor…
Toplum mühendisliğine soyunanlar, Kıbrıs Türkü’nün genleri ile oynamaya soyundu…
Bu oyun, tehlikeli bir oyun…