DAÜ etrafında yeniden şekillenen yatırımla ilgili, malumunuz, bir süredir yazı yazıyorum.
Belli ki Mağusa’yı ve DAÜ’yü yönetenlerin çok da umurunda değil.
Mağusa esnafının da umurunda değil…
DAÜ dışındaki bölgeye yatırım yapan Mağusalı yatırımcıların da umurunda değil…
Sorguluyorum…
Başkalarının da sorgulamasını istiyorum.
Hem DAÜ, hem de Mağusa Belediyesi’ni tekeline alan İsmail Arter, Mağusa için bir felakete dönüşüyor. Biraz ondan, biraz ondan derken, Mağusa için ciddi sorunlar arifesindeyiz.
Mağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer, DAÜ’ye ait, 8 milyon sterlinlik arazi ile ilgili düşüncelerini aktardı.
“Mağusa için endişeliyim” diyen Soyer’in düşüncelerini aynen paylaşıyorum… Bugün, köşenin sahibi, önemli bir konu için Ferdi Sabit Soyer:
“Sayın Hüseyin Ekmekçi,
DAÜ’de bir arazi ve bunun ihalesi ile ilgili oldukça dikkat çeken bir makale yazdınız. Öncelikle bir yurttaş olarak yaptığınız aydınlatma çabasından ötürü sizi kutlarım.
Ancak konunun o boyutu ile ilgili kimseyi zan altına sokmak istemediğim için yapılacak olan araştırmalardan sonra düşüncelerimi paylaşmak isterim.
Bildiğim kadarı ile yazılarınızdan sonra, ilgili birimler araştırma ve gerekli çalışmaları başlatmışlardır. Bunu en azından beklemek istiyorum.
Ancak yazınızda değinmediğiniz bir başka yan üzerinde durmak istiyorum.
Gündemde olan söz konusu bu kompleks projesi ile ilgili olarak, bu projenin daha da geliştirilmesine dönük, ilgili DAÜ birimlerin önerileri de çok önemlidir.
Bu yan hemen hemen hiç tartışılmamaktadır.
Bunun üzerine bu yazıyı size iletmek istedim.
Bakın, bu projenin geliştirilmesi ile ilgili olarak getirilen mantık, Mağusa kentinin en önemli ekonomik kapasitelerini, tabiri caizse, bir yük gemisinin yalnızca burun kısmına yığmak olarak görmekteyim…
Yani, Mağusa kentinin DAÜ dışında kalan tüm semt ve yörelerini dışlama olarak bu projeyi algılamak da söz konusudur.
Şimdi, bu projenin geliştirilmesi ile ilgili olarak sunulan önerilere bakmakta fayda var.
5/4/2011 tarihli söz konusu DAÜ birimi önerisinden bazı bölümler aktarmak isterim. Bu proje bu öneriler temelinde de tadil edildi.
“D- Konut Birimlerinin:
Üniversitenin çeşitli aktivitelerine katılan misafirler ile öğrenci, öğrenci velilerine de hizmet etmek.
Uzun ya da kısa süreli kalma imkanı sağlamak farklı tiplerde üretilmesini sağlamak Kişi sayılarına yönelik çeşitlemeler sunulması.”
Evet, bu öneriler açıkça göstermektedir ki maksat yurt binası ötesindedir.
Özellikle ailelere, misafirlere denilerek ve uzun süreli de kalma imkanı verecek şekilde söz konusu projenin tadili, çok başka bir amacı ifade etmektedir.
Bu kentin içine dönük tüm hostel, ev kiralama dahil, hotel, pansiyon hizmetlerini de DAÜ içine çekmek demektir.
Bu çok ciddi bir sorundur.
Ayrıca C bölümünde projenin aşağıda yazacağımız alanlar içinde düzenlenmesini öngörmektedir. Bunun tanımlanması da bence amacı yansıtır.
“C- Çevreden kullanılan genel aktivite mekanlarının sağlanması.
• Kuaför ve güzellik hizmetleri;
• Spor, yoga, jimnastik olanakları, dans, müzik gibi farklı ‘hobi mekanlarının yaratılması’
• Kitap- Kurtları ve farklı/ özgür bir ortamda çalışmak isteyenler için “ Kitap Kafe ya da “okuma – cafe” veya DR türü farklı fonksiyonu mekanların çözümleri.
• Marka dükkan ya da firmalar;
• Yöre ve ülke mutfakları/ restorantları (Food Court) ve benzer rant getiren birimlerin düzenlenmesi
• Housekeeper servisi, hane temizlik, ütü, terzi, çeşitli hizmetleri,
• Oto yıkama laundry ve kuru temizleme”
Vay, peki bu alanda oluşan pek çok güzel yatırım ne olacak? Çevreden de hizmet alınması tanımlaması işte bu niyeti açık gösterir.
Dikkatinizi çekerim, bu madde, özellikle Konut birimleri ile birlikte ele alındığında ve tanımlanması da “Çevreden kullanılan genel aktivite mekanlarının sağlanması” olarak yapıldığına göre, bu projenin dayandığı mantık, öğrenciye hizmetin ötesindedir.
Mağusa kentinin içinde oluşan ekonomik hareketliliği, yalnız öğrenci ve aileleri ile değil, çevreden de, yani diğer insanları da o yöreye çekmek olduğu anlaşılmaktadır.
Çünkü böylesi bir yatırım, yalnızca öğrencilerle idame olamaz.
Bu kendini ancak kentin diğer alanlarındaki ekonomik aktiviteyi de kendisine çekerse yaşayabilir.
Yani herkesi yok ederek, kendini var edebilecek bir olaydan söz ediliyor.
Evet, bu projenin mimarlık boyutu ile ilgili söyleyecek sözüm olamaz.
Ama taşıdığı düşünce, kente dönük önemli ekonomik aktiviteleri geliştirmek değil, aksine, hepsini bir noktaya yığma olarak bunun düzenlenmesidir. Bu Mağusa’ya ve insana yapılmış büyük bir hatadır.
Bugün Mağusa’da Suriçi, Maraş, Çanakkale Mahallesi hatta Baykal bölgesi bu ters gelişmenin acısını yaşamaktadır.
Bu geniş alanlarda yaşam ve ekonomik aktivite, DAÜ’nün sağladığı ekonomik hareketlenmeden hemen hemen çok az yararlanmaktadır.
Her seçim döneminde her siyasi partinin yaptığı seçim çalışmalarında bu yörelerde oturan insanlardan bu temelde eleştiri alan ve insanlara hak veren siyasi partilerin, şimdi bu konuda sesiz kalması kabul edilemez.
Bu ayrıca, DAÜ’den Mağusa Anıt Çemberi’ne kadar DAÜ hareketlenmesi nedeni çok önemli yatırım yapan tüm insanlara da DAÜ kaynağı ile haksız bir rekabet alanı yaratacaktır…
O alanda oluşan pek çok işletmeyi de çok zora sokacaktır. Kamu kaynağı ile halka rekabet etmek ne demektir?
Meraklısı gitsin Türkiye’de Eskişehir kentini gezsin. Anadolu Üniversitesi ile kentin nasıl iç içe geliştiğini yerinde izlesin.
Bilim, aynı zamanda insanla da yakın temasta olmalıdır.
Maraş’ta bakın yerini de yazıyorum. Meraklısı! Kombos Meydanı olarak bilinen yerde, kahvecilik yapan Mustafa Timisi arkadaşla görüşsün.
O, topraktan kitapsız öğrenen insanların bilgeliği ile anlatsın, kentin üniversite ile bütünleşmemesinin yol açtığı insani ve ekonomik zorlukları ve görüşlerini.
Artık Girne’nin dev gibi binalarla mahvolma noktasında olmasına, Mağusa’nın her alanının dar bakış açıları ile nasıl darmaduman edildiğini, yalnızca rant ve kar hırsı ile ve dar ekonomist bencil bakış açıları ile gelişmenin ele alınamayacağını açık konuşmamız lazımdır.
Rant ve kar hırsının insanı, kentlerimizi ve demokratik değerlerimizi, erozyona uğratmasına karşı ses vermek gerekir.
Kapalı Maraş’ın açılarak, tüm Mağusa’nın ekonomik olarak gelişmesi sözlerinin lakırdıdan öteye bir anlam taşımasının bir diğer yanında, Mağusa’nın kendi öz kaynaklarının, yalnızca bir bölgeye ve çok dar bir kesime açık, ama genele kapatılmasına dönük karşı ses vermekle de bağlantılı olduğuna inanmaktayım.
Maraş açılsın. Evet.
Ama eldeki kaynakların ve değerlerin nasıl dengeli geliştirileceği ve kentin imar planları ile nasıl bu işe her yönü ile hazır olacağına dönükte tartışma yapılması lazımdır.
Dar alanlarda, tek bir noktaya veya semtte, yöreye, ekonomik tüm kapasiteleri yığmak, makul olmadığı gibi, gelişme ile insanları barışık tutmaz. Ayrıca pek çok çevresel, insani ve demokratik sorun yaratır.
Sayın Ekmekçi, bu nedenle konuya gösterdiğiniz duyarlılık için size teşekkür eder, bu projenin bu boyutu ile de ele alınmasını sağlarsanız çok yerinde olacağı anlayışı ile size bu yazıyı yazdım…
Saygılarımla Ferdi Sabit Soyer
































