Bu ülkede, KKTC vatandaşı olan herkes, sandığa giderek oyunu kullanacak.
Yıllardır, sandık öncesi yapılan kavgaları biliyoruz.
İktidarda kalma adına, her dönem aynı taktiklere başvuruluyor…
Şimdi gene aynı üslup…
Son günlerde, Sayın Eroğlu’nun propagandası, bilinçli olarak “bayrak” üzerinden kurgulandı.
Bunda başarılı olundu mu?
Enteresandır…
Yine iki şey yapıldı.
1- Dağdaki bayrak silinecek…
2- Gemilere koyup gönderileceksiniz…
Halen daha buna inananlar var mı?
Belli ki var.
Ya propaganda amaçlı, böyle olmayacağını bilerek…
Ya da saf saf…
Tekrar ediyorum…
Bu seçimde isteyen gidip Sayın Eroğlu’na oy verecek…
İsteyen Sayın Akıncı’ya…
Kendi adıma, “şuna oy vereceğim” demedim, gazeteci olarak da demem…
Ama dünya görüşüm de belli.
İnsanlara, “korku salarak” oy istenmesine bu ada ilk defa şahit olmuyor.
“Sen Türkiye’den geldin, geri gidecen bana oy vermezsen” politikası da ilk değil.
Şimdi, aynı film vizyona girdi.
Ve maalesef ki buna inananlar var.
Ellerinde eski gazete küpürleri ile köy köy gezenler var.
Belli köyler.
Bu ne kadar ayıp düşünen var mı?
Yok…
Çünkü bu “iktidarda kalma” aracı.
Bu toplumun artık bunu yememesi gerekiyor.
KKTC vatandaşı olan her bireyin, “gemiye binip gönderilmeyeceği” bilinen bir gerçek.
İnsanların hassasiyetleri üzerinden kurgulanan “Eroğlu seçim propagandası” bazı çevrelerde rağbet görüyor ya…
Ona üzülüyorum.
Oysa herkes gitsin, istediği adaya oy versin.
Bunda bir sakınca yok.
Ama işin içine yalan giriyor…
İftira giriyor…
Ve birileri de buna inanıyor…
Aslolan insani değerler ve emek…
Gerçekten, halen daha bu ülkede korkanlar kaldı mı?
Aslolan emek…
Aslolan aidiyhet…
Aslolan alın teri…
Bu toprağa, üretmek için dört elle sarılan, çoluğunu çocuğunu bu topraklarda büyütenlerin, korku politikalarına kanmaması gerekiyor.
Hukuk var, adalet var…
Maalesef, geri kalan toplum yapılarında, bu vardır belki.
Ama bu adada olmamalı…
İnsani değer ve onur göz ardı ediliyor.
“Ben sizin babanızım” tavrı
Buyurgan ve insanlara yukarıdan bakan bir tavır bu.
“Ben varsam bu topraklarda ekmek yersiniz, yoksam, yok olursunuz…”
Oysa, bu hangi insan onuru ile bağdaşır ki?
Hangi demokratik ülkede buna prim tanırlar ki…
Bu ülkede…
Maalesef, bizim ülkemizde, “nüfus yapısını” kullanarak yıllarca iktidarda kalanlar, “son bir umutla” yine aynı taktiklere sarıldılar.
Tutar mı?
Tutmaz.
Daha da önemlisi…
Artık herkes “özne” olduğunu bilmek zorundadır.
Demokratik toplumlarda, kimsenin korumasına ihtiyaç yoktur.
Sizi sistem korur.
İzzet İzcan dağdaki bayrağı kaldıracakmış…
Rahat olun, söylerim, yapmaz…
Akıncı’yı dinlerken…
Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı dün gazetemizi ziyaret etti…
İki başkan adayından da röportaj talep ettik hafta başında…
Akıncı, “Ben gazeteyi ziyaret edeceğim” dedi.
Eroğlu adına bize verilen cevap ise, “Yazılı olarak önceden soruları görelim” oldu.
Elbette, böyle bir yola başvurmayacağız.
Sayın Akıncı’yı sorguladık…
Sayın Eroğlu’nu da sorgulamak isteriz.
Mustafa Akıncı’yı sorguladık.
“Korku dağları sardı” dedi, ilk cümlesinde.
Son üç gündür milliyetçilik temeli üzerinden tırmandırılan kavgalara dikkat çekti.
“Artık buna inanan insan olduğunu düşünmüyorum ama, buna alışmışlar bir kere… Korku salarak iktidarda kalmışlar” diye devam etti.
CTP yetkililerine…
Mehmet Ali Talat’a…
Sibel Siber’e samimi destekleri ve katkıları nedeniyle teşekkür etti.
Naci Talat ve Özker Özgür ile birlikte verdikleri demokrasi kavgalarını hatırlattı…
Siyasi partiler arasında zaman zaman görüş ayrılıklarının olmasının da normal olduğunu anımsatırken, şöyle bir saptamada bulundu:
“Şimdi yine birlikte mücadele zamanıdır. CTP bana neden destek veriyor? Elbette federal çözümdeki görüş birliğimiz nedeniyle. Yıllarca, CTP’lilerle barış, demokrasi, insan hakları temelinde mücadele ettik. Bu gün o korku salınmaya çalışan insanlarımız için de en büyük demokrasi mücadelesini CTP ile birlikte verdik. İkinci tura kalmasam, tereddütsüz desteğim Sayın Siber’den yanaydı. CTP de tereddüt etmeden bana destek verdi.”
Müzakere süreci ile ilgili soruları yanıtlarken de sık sık “CTP” vurgusu yapan Akıncı, “Elbette CTP’nin müzakere sürecindeki deneyimli kadrolarından, tecrübelerinden yararlanacağım. En büyük şanslarımdan biri, bu konuda tecrübeli bir Dışişleri Bakanı şu anda görevde…” cümlesini kurdu.
Müzakereler konusunda “müzakereci” olarak kafasında bir isim olduğunu belirten Akıncı, “Anastasiadis de isterse, liderler bazında müzakereleri yürütmeye hazırım” dedi.
Akıncı, CTP’nin de etkin desteği ile hayli rahatlamış göründü. Nitekim, toplantımızdan erken ayrılarak, Karpaz bölgesindeki 4 CTP’li belediye başkanının, kendisi için organize ettiği etkinliğe katılmak için Mehmetçik’e gitti.
İş birliğinin faydasından şüphe duymuyor…
































