Dün, ekranlara çıkan eski UBP’li bir vekil, “Akıncı seçilirse…” diye başlayan bir cümle kurdu ve devamını getirdi…
– Türkiye’yi Anavatan görmüyor…
– Bayrağımızı tanımıyor…
– İstiklal Marşı’nı benimsemiyor…
– Dağdaki bayraktan rahatsız…
Saydı… Saydı… Saydı…
Sonra dedi ki, “Akıncı’ya oy vermeyin ki, Güzelyurt elden gitmesin…”
Aldım sandık sonuçlarını önüme…
Akıncı, Güzelyurt’u hallaç pamuğu gibi atmış…
Sandık sandık bakınca…
Gaziveren…
Lefke…
Elye…
Güzelyurt merkez sonuçlarına bakınca…
“Hamaset nutuklarının” artık Güzelyurtluya korku vermediğini görüyoruz.
Önce Annan Planı’nı hatırlatayım size…
Güzelyurt’ta, 19 bin 940 seçmenden 16 bin 732’si 2004’te sandığa giderek, oy kullanmış…
10 bin 660 Güzelyurtlu, “Annan Planı’na EVET” demiş…
Yüzde 64.55 Evet…
5 bin 854 Güzelyurtlu seçmen de “hayır” demiş.
Hayır oranı ise yüzde 35.45…
Ada genelinde Annan Planı’na en yüksek “evet”, Lefkoşa’dan sonra Güzelyurt’tan…
İtmedi bitmedi hamaset…
Hamaset bitti mi?
Bitmedi.
Halen daha hamaset…
“Akıncı Güzelyurt’u verecek” diyenler var ya…
Güzelyurtlu, 40 yıldır kullanıldığının farkında…
Siyasetin kendisini sadece seçimden seçime hatırladığının farkında.
Hal böyle olunca da…
Hafta sonu yine sandığa gitti…
Yine “hamasete” oy vermedi Güzelyurtlu…
Peki hafta sonu ne oldu?
20 bin 811 Güzelyurtlu seçmenin 13 bin 293’ü sandığa gitti…
Mustafa Akıncı 4 bin 219 oy aldı… Yüzde 32. 47.
Derviş Eroğlu’nun Güzelyurt’ta aldığı oy oranı yüzde 30.70, toplamda 3 bin 990 oy. Siber 3 bin 33 oy…
Özersay bin 586 oy…
Hamaset var ama karşılığı yok…
Bu söylemler artık bitmeli
Önceki gün sosyal medyada, Hüseyin Özgürgün adına, Türkiye’den adaya göç eden ve vatandaşlık hakkı olanlara yönelik bir “korkutma” vardı.
Eminim bunu Özgürgün yazmadı.
Tahminim, sosyal medyada Özgürgün’ün adına bu hesapları yakın çevresi kullanıyor.
Sağlam bir tepki gördü.
Doğum yeri ne olursa olsun, Kuzey ya da Güney göçmeni olduğuna bakılmaksızın Özgürgün’e tepki gösterildi.
Çünkü artık kimse bunları duymak istemiyor.
Ama iki kesim bunları kullanmaktan zevk alıyor.
Biri, siyasette hamasetle yoluna devam etmek isteyenler…
Bir de, makamlara sıçramak isteyenler…
Ama artık tutmaz…
Tutmamasını umuyorum…
***
Özersay’ı dinlerken…
Kudret Özersay, dün bir basın toplantısı yaptı.
“Gönüllüler” olarak isimlendirdiği yol arkadaşları da oradaydı.
Bir basın toplantısından çok, gönüllüleri ile kucaklaşması gibi oldu.
Basın mensupları soru soramadı, çünkü gönüllüler beğendiklerini alkışladı, beğenmediğine protesto alkışı ile devam etti.
Basın mensupları için rahat bir ortam değildi.
Ancak ben, öze konsantre olmayı deneyeceğim.
Özersay, oldukça dokunaklı ama içi dolu bir metin hazırladı.
Net mesajlar verdi.
– Kendime oy istemedim, başka adaya da oy istemeyeceğim…
– Bu benim ilk seçimimdi, son seçimim değil…
Bu iki mesaj ise öne çıktı.
Son seçimi olmayan Özersay, siyasette nasıl var olacak?
Parti kuracak mı?
Mesela “Parti kurmak için bu yola çıkmadım” dedi.
Ama şunu da söyledi, “Siyasi partilerdeki gençleşme ve değişim sürecini izleyeceğim…”
Yani?
Örneğin “UBP gençleşir ve değişirse”…
Ya da CTP…
Kudret hocanın tavrı ne olacak?
“Değişim ateşini yaktık, tamamdır, mesaj alındı” diyerek akademisyen kimliğiyle mi devam edecek, yoksa orada siyaset mi yapacak?
Özersay ile ilgili birçok soru var halen kafamda…
Dünkü basın toplantısında bu ortam yoktu.
Ama ilk fırsatta, Özersay ile Havadis okurları için geniş kapsamlı bir röportaj yapmak isterim…
































