“Erken seçim” hayal değil.
Neden mi?
Anlatacağım
Aslında “siyaseten” olağanüstü günlerden geçiyoruz.
“Toplumsal” durumumuz kimsenin umurunda değil.
“Siyaset yapıcılar” kendi pozisyonlarını güçlendirme adına, yeni şeyler tasarlıyorlar.
Etik…
Adap…
Ahlak…
Halk…
Toplum…
Toplumsal değer yargıları…
Siyasi duruş…
Siyasi ahlak…
Gerçekler…
Tümü de ayaklar altında.
Konu malum…
Cumhurbaşkanlığı seçimi öngörüsü ile sağ siyaset yeniden dizayn ediliyor.
Dizaynı yapan elbette Dr. Derviş Eroğlu.
İşler istediği gibi gitmedi.
Örneğin, kabine değişimini istemedi, oldu…
Kaşif ve diğer iki kişinin DP’den ayrılmasını “en azından Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuna kadar” istemedi, o da oldu.
Bu kez “bölünme artmasın” diye…
UBP’ye geçişlerinin zemini hazırlandı.
Üstelik, çok çirkindi tablo…
Sayın Kaşif, “E ama bu para” dedi..
UBP de, “oy çokluğu” aramadan, “olmuş- bitmiş” bir oyunun sonunu getirdi.
UBP’liler kırıldı…
DP’liler kırıldı…
Bu kırılganlık, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Dr. Derviş Eroğlu’nun işine yarar mı, emin değilim.
Herkes objektiflere bir arada poz verse de, “hançerler” hazır.
UBP’li birinden duydum, “UBP’lilerin yüzde 100’ü de Derviş beyin aday olmasını istiyor” dedi.
“Elbette” dedim, doğal bir olay zaten.
“Yok yok, öyle değil” dedi, ekledi, “Kimisi oy vermek için canı gönülden, kimisi kaybettirip evine yollamak için canı gönülden…”
Derviş bey siyasette çok eskidir.
Hatta var olanlar içinde en eskidir.
O kadar eskidir ki, Kıbrıs Türk siyasi tarihindeki tüm entrikaların ya baş kahramanıdır, ya senaryosunu yazıp oynatan, ya da yönlendiren.
Gidilen köyün minarelerini o hepimizden iyi görmektedir.
Algılamaktadır.
Nasıl yön vereceği ise merakla beklediğim bir konudur.
Hükümet tam anlamıyla “kilitli”.
Demokrat Parti, hem Saray’ı, hem de hükümeti “kilitlemiş” durumda.
Saray da DP’ye muhtaç, CTP de DP’ye muhtaç…
Bu nedenle de, olmadık şeyler yaşıyoruz.
DP’nin bu rahat tavrı, önce DP içerisinde sorunlar yaratıyor, sonra da ülke siyasetinde.
Serdar Denktaş, her fırsatta ve net bir şekilde, “Bu hükümeti bozmam” diyor.
Neden bozsun?
Ben olsam ben de bozmam.
Çevre, Milli Eğitim ve Bayındırlık- Ulaştırma bir yana…
Ekonomi, turizm ve spor da Serdar Denktaş’ın kontrolünde.
Belki hükümetin yüzde 50’si değil ama kamu yönetiminin yüzde 60’ı Serdar Denktaş ve partisinin kontrolünde.
DP liderliğinin bu tavrı, hem kendisine hem de hükümete zarar veriyor.
CTP rahatsız
Belki Başbakan Özkan Yorgancıoğlu çok belli etmiyor ama.
Görünen o ki CTP’liler de gelişmelerden rahatsız.
DP’nin 12 ile başlayan vekil sayısı bugün itibarı ile sekiz.
Hükümet istim üstünde.
Üstelik Nisan 2015 seçimleri sonrasında, bir grubun daha UBP’ye kaçması bekleniyor.
CTP gelişmeleri rahatsızlıkla izliyor.
Bir kere 12 vekile göre yapılan hükümet dağılımı tartışma konusu.
Ancak, her CTP’li de biliyor ki, cumhurbaşkanlığı seçimi sonuna kadar “hükümet” tartışılmayacak.
Ayrıca Özkan Yorgancıoğlu’nun şöyle bir rahatlığı var.
Bakanlık talep eden vekil yok.
MYK zaten ta baştan, “bu başkanın kararı” diyerek, kenara çekilmiş.
Şimdilik tablo böyle.
Dağınık bir yapı var.
Herkes, “satranç” oynuyor.
Süreci DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın yönetim becerisi ve belirleyecek.
CTP yönetiminin kısa vadede “seçim” ya da yeni bir hükümet talebi yok.
Ancak DP’deki gelişmeler sürecin sonunu gösteriyor.
Yarın konuyu değerlendirmeye devam edeceğiz.
































