Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Maronitlere daha çok demokrasi

Bu ülkede yıllarca “Maronit yok” sandık.

Öyle yaşadık.
Kormacit’te değil, “KORUÇAM”da yaşattık.
Maronitleri, Kormacit’te et pişiren, bunun dışında da bir özelliği olmayan insanlar sandık.
Tarihleri bu adada Türklerden daha eski olsa da, inanışlarına, dinlerine, seçme- seçilme haklarına, mal-mülk edinme haklarına saygı duymadık.
Dipkarpaz’da yaşayan Rumlar kadar değerleri olmadı KKTC yasalarında.
Muhtarlarını seçemediler, “Girne Kaymakamlığı’nca atananlar” ancak KORUÇAM Muhtarı olabildi.
Tarlalarına giremediler yıllarca.
Ekemediler biçemediler…
İbadet edemediler…
İbadethanelerinin kapısını Girne Kaymakamlığı açınca, Maronitler bir araya gelebildi.
Okullarını kapattık… Eğitim alamadılar.
Öğretmen seçemediler…
Bu nedenle birçoğu Güney Kıbrıs’a geri gitti.
Hoş, murat edilen de eminim buydu.
Kormacit’te bir tane Maronit kalmasın ki, Kormacit olarak yoluna devam etsin.
Maronitlerden boşalan evler de Türkleştirilsin.
Kuzey’de “arı Türk bölgesi” yaratılsın.
Dipkarpaz için de uygulanmadı mı bu bezdirme politikaları…
Her türlü hizmeti kes, örf- adet- ananelerini yaşamalarını engelle…
Din hakkını elinden al…
Malına el koy…
Eğitim hakkı tanıma…

Kimdir bu Maronitler?
Ansiklopedik bilgilere göre, Kıbrıs Marunileri ya da Kıbrıs Maronitleri, Orta Çağ’da Levant’tan dinsel ve siyasi çatışmalar sebebiyle kaçarak, Kıbrıs’a yerleşen ve Maruni Kilisesi üyesi olan, günümüzde de varlıklarını devam ettiren topluluktur.
Nereden nereye gerilediklerini görmek için de, bu bilgileri aktarmakta fayda var.
Ana dilleri Arapça olmak üzere Yunanca ile Türkçe de konuşabiliyorlar.
İbadet ve ayinlerini Arapça olarak gerçekleştiriyorlar. Doğu Katolik Kilisesi ve Batı Suriye Ayini’ne bağlı olmakla birlikte topluluk olarak Roma Katolik Kilisesi’ne mensup oldukları biliniyor.
Buraya dikkat, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nda verilen haklar ile Ermeniler ve Latinlerle birlikte, Temsilciler Meclisi’ne bir üye gönderiyorlar.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre Kıbrıs’ta 5 bin civarı Maronit yaşıyor.
Ayrıca Birleşmiş Milletler’in verilerine Kuzey Kıbrıs’ta, Koruçam yerleşiminde 165 Maronit yaşıyor. Bu sayı 1975 öncesi 2 bindi, dikkatinizi çekerim.
Yaklaşık bin 800 Maronit, “daha demokratik yaşam imkanı” nedeni ile Güney Kıbrıs’a göç etti.
Maruni kaynaklarına göre, Maruniler, Haçlı Seferleri sırasında Levant’tan Kıbrıs’a esir olarak getirilmişlerdi ve nüfusları 60 bin kadardı. Adanın kuzeyinde altmış köyleri vardı. Lüzinyanlar onlara mal vermiş ve ayrıcalıklar tanımıştı. Venedikliler döneminde de durumları değişmeyen Maruniler, Osmanlı döneminde zarara uğradı. 1878 yılında beş köyleri vardı.
Şimdi bir buçuk…

Daha fazla demokrasi
Mehmet Ali Talat’ın Başbakanlığı’nda kurulan CTP-DP hükümeti, Maronitlere kısmi olsa da, bir takım özgürlükler tanıdı.
Örneğin, mal varlıkları geri iade edildi.
Kendileri kullanmak istemese de, seçme seçilmenin önünü açtı.
Evlerini dahi tamir etmekten acizdi Maronitler.
Şimdi, kendi gelenek ve göreneklerine göre evlerini tamir ediyorlar.
Neden rahatsız olduk yıllarca?
Aklımız kestiydi ki, Maronitleri de Türkleştireceğiz?
Türkiye’de yıllarca uygulanan Türkleştirme politikaları burada da uygulanıyor.
Kıbrıslı Türklerin “Türklüğü” beğenilmezken…
Maronitlerin nasıl beğenilsindi ki?
Oysa, bu adanın zenginliği onlar.
Bu adadaki Türklükten daha da eski.
Bu ada Maronitler demek…
Bizim atalarımız yokken, onların ataları vardı.

Nereden mi aklıma geldi?
Dr. Derviş Eroğlu adına sosyal medyada açılan bir sayfada, paylaşılan ilk fotoğraflardan biri de Kormacit köyündeydi.
Tarihi kilise önünde…
Ben de o fotoğrafın altına, “Bir Maria Skoullou’yu kucaklamakla, Kuzey topraklarındaki Maronitleri kucaklamış olmazsınız. Hani Maronitlere demokrasi? Yıllarca kendi topraklarını ekemediler. Kendi muhtarlarını seçemediler. Kuzey’de vardırlar ama Meclis’te temsil edilmiyorlar. Yıllarca… Eğer samimi isek, sadece Maria’yı değil, tüm Maronitleri kucaklamalıyız. O zaman demokrasi olur” diye yazdım.
Sayın Eroğlu’nu seven birçok arkadaş, bu fotoğrafın insancıl bir fotoğraf olduğunu, Eroğlu’nun şov amaçlı kullanmadığını, benim insafsızlık yaptığımı, Eroğlu’nu eleştirme adına “bunu dahi” kullandığımı falan yazdılar.
Yazdıklarımın arkasındayım.
Evet… Şu ya da bu nedenle, Eroğlu’nun Başbakanlık yaptığı uzun yıllarda, bu insanlara herhangi bir demokratik hak tanınmadı.
Eroğlu’nun Başbakanlık yaptığı dönemlerde eğitim hakları, ibadet hakları, mal mülk edinme hakları ellerinden alındı.
Ancak, o dönemki askeri ve Türkiye’deki politik yapıyı da göz ardı etmiyorum.
Suçu Eroğlu hükümetlerine yüklemiyorum sadece.
Ama şimdi diyorum ki, “Maronitlere daha çok demokrasi…”

***

Bu “aspir” çok etkiliymiş

Hasan Taçoy, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı olur olmaz, Taşyapı patronu Emrullah Turanlı ile DP arasındaki buzlar eridi.
“Ercan ihalesi iptal edilecek” diye diye dilinde tüy biten ve iktidara gelince bunu uygulayacağını söyleyen DP Genel Başkanı Serdar Denktaş dahi şimdi daha sıcak.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’ndaki o gece toplantısında her ne olduysa, Hasan Taçoy olaya nasıl bir uzlaşı getirdiyse, şimdi ortaya yeni projeler çıktı.
Aspir bitkisi ekiyoruz.
Milyon dolarlar kazanacağız ülke olarak.
Aspir…
“Aspirin” etkisi yapmış kısa sürede. DP’nin baş ağrısı gitmiş.
Hatta “üretime yönelik” etki de yapmış.
Bu toplantıda her ne olmuşsa da, çok faydalı olmuş ülkemiz için.
Hayırlısı uğurlusu olsun…