Türkiye Devlet Su İşleri, tüm teknik ekibi ile 2.5 yıldır adada.
TC-KKTC arasında yapılan anlaşma gereği de 10 yılı burada tamamlayacak.
Ne için?
İsmi asrın projesi.
Türkiye’den buraya, deniz altından döşenen borularla su taşınıyor.
Boru değil yani.
Dünyada ilk.
Toplam 1 milyar TL harcanacak.
Proje dünyada ilk, deniz yüzeyinin altında askıda boru döşeme çalışması başladı.
70 iş günü sonra askı işlemi bitiyor.
Toplamda 80 km deniz geçişi var.
Deniz geçişi sırasında boruları tutması için her biri 120 ton ağırlığındaki toplam 104 adet ankraj blok denizin tam bin 430 metre altına yerleştirildi, tabana oturtuldu.
60 km’lik kısma denk gelen alanda askılı kesim boru montajı insanüstü bir çalışma ile devam ediyor.
Esra Aygın’a konuşan DSİ Proje Müdürü Birol Çınar, 2015’in ilk aylarında Geçitköy’deki arıtma tesisinin performans testlerini yapacak noktaya ulaşacağını söyledi.
Neydi proje?
“Kıbrıs’a 2040 yılına kadar yarısı içme suyu yarısı ise sulama suyu olmak üzere yılda 75 milyon metreküp su taşıyacak olan proje kapsamında, içme suyu ilk olarak Lefkoşa’ya verilecek. Suyu Geçitköy’deki arıtma istasyonundan Lefkoşa’ya taşıyacak olan 63 km uzunluğundaki isale hattının 55 km’sinde boru montaj işlemleri tamamlanmış durumda. Lefkoşa’dan sonra su, sırasıyla Girne, Mağusa-İskele ve Dipkarpaz’a ulaştırılacak.”
Kıbrıs Türkü neresinde?
Düşünün, proje o denli ciddi.
O denli hızlı ilerliyor.
Sadece 70 iş günü kaldı.
Hava muhalefeti izin verdiği 70 gün.
Sonra proje bitiyor.
Ama KKTC makamları, neyin ne olduğunun farkında değil.
İşletmesi nasıl olacak?
Dağıtım nasıl olacak?
Ana hatlardan getirilen su, ara bağlantılarla nasıl taşınacak?
Ara bağlantıları kim yapacak?
Bu sorular halen yanıt bekliyor.
Ama tablo gösteriyor ki, “Su akacak, Kıbrıs Türkü bakacak…”
“Kararsızlık” hastalığı
Bu hükümetin en büyük hastalığı “kararsızlık.”
Birçok konuda “karar” vermediği için, konular Arap saçına dönüyor…
Ama hayat da devam ediyor ve verilmeyen bu kararlar nedeniyle ülke çekilmez hale geliyor.
Su konusu da öyle.
Türkiye karar vermiş…
Bizimkiler karar verene kadar…
Türkiye’de ona yakın köy boşaltılmış, yeni yerleşim yerleri belirlenmiş, boşaltılan alanlara dev baraj yapılmış, dev gibi tesisler kurularak montaj işlemleri başlamış…
Ardı ardına açılan ihalelerle, “KKTC’ye ne ekilip, nere ekileceğine de” Türkiye karar vermiş ama…
Bizim ülkeyi yönetenler “kapı duvar.”
Yanlış duymadınız
Evet yanlış duymadınız.
ODTÜ’nün alt kısmı ile Ercan’dan Güvercinlik’e uzanan alan, “sulu tarım” alanı olarak belirlenmiş.
“Kıbrıs’ın ihtiyaçları” denilerek, bir de “ne üretileceğine” karar verilmiş.
Ben söylemiyorum…
Esra Aygın soruyor…
Proje Müdürü Birol Çınar yanıtlıyor.
İsterseniz röportajın o kısmını bir de buradan okuyun:
Esra soruyor:
“Bu proje kapsamında Türkiye’den gelecek olan suyun yarısı içme suyu, yarısı da sulama suyu olarak kullanılacak. Güzelyurt ve Mesarya’da sırasıyla 6400 ve 7400 hektarlık alanın sulanacağını biliyoruz ama bunların tam olarak hangi bölgeler olduğu açıklanmadı. Sulanacak yerler kesinleştirildi mi?
Birol Çınar cevaplıyor… Kısa, net… KKTC’yi yönetenlerin dahi bilmediği bir ayrıntıyı bu cevapta öğreniyoruz:
Çınar: Tabii, hangi alanların sulanacağı belli. Bunları tam olarak söylemem mümkün değil ama mesela Güzelyurt’ta hemen ODTÜ’nün altındaki alanlar, Mesarya’da da Ercan Havaalanı’ndan Mağusa’ya doğru uzanan alan.
Esra, herkesin o an aklına gelen soruyu soruyor:
“Bu alanlara kim, nasıl karar verdi?”
Çınar, yanıt veriyor ama karar veren makamı açıklamıyor:
Çınar: Bununla ilgili de yine planlama aşamasında Devlet Su İşleri bir çalışma yaparak belirlenen alanları buradaki ilgili muhataplarla paylaştı. Konu tartışıldı ve nihai karar ondan sonra verildi. Sonuçta, kaynağa en yakın ve tarıma elverişli alanlar tercih edildi.
Esra, bu kez herkesin merak ettiği bir başka soruyu gündeme getiriyor. Öyle ya… Bu konuda Kıbrıslı Türklere kimse bilgi vermedi.
Soru şu:
“Peki bu alanlara ne ekileceği de belirlendi mi?”
Çınar, bu soruyu da gayet rahat cevaplıyor:
Çınar: Belirlendi ama ben size net olarak “şunlar ekilecek” diyemeyeceğim. Burada ihtiyaç duyulan ve pazarı olan ürünler. Genel müdürlüğümüzün uzman dairesi planlamasını yaparken tüm bunları düşünerek, yerinde inceleyerek bitki paternini belirledi. Buraya sunuldu, muhataplarla konuşuldu, toplantılar yapıldı ve hangi ürünler olmalı kararlaştırıldı.
Maalesef durum budur
Tablo bu kadar açık ve net…
Bu konu Kıbrıslı Türkleri yönetenler tarafından ciddiye alınmıyor.
Bu konuda da “karar” yok.
Ama öneri var…
Öneri, “özelleştirin ve suyu öyle dağıtın…”
Bu konuda da karar yok.
Karar yok…
Ve sadece 70 iş günü kaldı.
Türkiye kanadı, tüm ihaleleri hızla tamamlıyor.
Geriye ne kalıyor?
Nasıl dağıtılıp, nasıl tahsilat yapılacağı…
Ama dediğim gibi, “karar vermesi gerekenler” kapı duvar…
Su akacak, hepsi bakacak…
































