Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Her gün yeni bir şok

Her gün yeni bir şokla karşılaşıyorum.

Liman İşçileri Şirketi’nin hisse devri ve sonrasında yaşanan fırtınadan bahsediyorum.
Havadis Gazetesi
“Limanda Peşkeş” başlığı ile bu konuda kamuoyunu uyardı.
Ardından peşi sıra, bilgiler geldi de geldi.
Nihayet, bu işlem dün iptal edildi.
Ancak, geride birçok “net” olmayan hususlar bıraktı.
Bakanların birbirinden haberi yok.
Devlet kurumlarının birbirinden haberi yok.
Liman İşçileri Şirketi’nin “imtiyazlı” yasası bir başka sorun…

Mısır’dan tuz için
Tepeden inme, yeni hissedar yapısı “Mısır’dan gelecek tuz” için.
Gerekçe şu aslında:
Mısır’da tuz dağları var. Buradan İskandinav ülkelerine ihracat yapılıyor.
Neden?
Oralarda yollar buzlu, buz, tuz ile gideriliyor.
Bir süredir, bu tuzun İskandinav ülkelerine taşınmasında sıkıntılar var.
Mısırlı yatırımcı, bölgedeki “en sakin limanın” Mağusa Limanı olmasına karar veriyor.
Bülent Ecevit Emmi isimli Kıbrıslı Türk “işadamına” ulaşıyor.
Ortak bir yatırım kararı alınıyor.
Buna göre, Mısır limanlarındaki sıkışıklık nedeniyle aksayan ihracat, Mağusa Limanı üzerinden yapılacak.
Mısır’dan Mağusa’ya sürekli tuz taşınacak.
Mağusa’da, limanda depolanacak.
İskandinav ülkelerine de buradan taşınacak.
Bunun için, Liman İşçileri Şirketi’nin araç- gereç alt yapısı yetersiz.
İddia o ki, 4 milyon Euro yatırım gerekli.
Mısırlı işadamı “bu yatırımı yapmayı” kabule ediyor. 
Buraya kadar her şey normal…
Mantıklı bir yatırım.
Ama bundan sonra yaşananlar, “her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmadan” başka bir şey değil.
Ama kendini “sağlama” almak istiyor.
Formül bulunuyor:
“Limandaki her türlü indirme- yükleme işine tek yetkili olan Liman İşçileri Şirketi’ne ortaklık…”

Gerek var mıydı?
BU gerekçe mantıklı olsa da, limana her yatırım yapan, ya da limandan her yük getiren- taşıyan Liman İşçileri Şirketi’ne ortak mı?
Dolayısı ile söz konusu proje mantıklı olsa da, ondan sonra izlenen yol yanlış.

***
“Ortak oldular” ama haberleri yok

Bir kere, Dilekkaya’dan Bülent Ecevit Emmi dışında, üç genç daha şirkete “hissedar” yapılıyor.
Hissedar olduklarından haberleri yok.
İsim vererek kimseyi rencide etmek niyetim yok.
Herkes ekmek peşinde.
Bir gencin babası arıyor:
“Hüseyin Bey, oğlum limanda işe başladı. Biz hissedar olduğumuzu gazeteden öğrendik.”
Ben de espri yapıyorum, “Oğlunuz milyon Euro’luk değeri olan bir şirkete ortak…”
Bir işveren aradı.
Diyor ki:
“Hüseyin Bey, bu memlekette işler nasıl yürüyor? Hissedar yapılan isimlerden biri daha düne kadar benim şirketimde çalıştı. Ağustos ayı sonuna kadar da yatırımını yaptık. Ama şimdi, güçlü ve zengin bir şirketin ortağı. Üstelik bu çocuk hissedar olduğunu da bilmiyor, şirkette çalışacağını düşünüyor…”
Burada şu ayrıntı da var… “Sigortalar, bu şahıs için aynı anda hem ilgili şirketten, hem de Liman İşçileri Şirketi’nden yatırım kabul etti. Bu “ucubeyi” de kamuoyunun takdirine bırakalım. 

***

Bir nüsübet, bin nasihat
“Nüsübet” kelimesini bilerek yazdım…
Doğrusunun “Bir müsibet bin nasihatten iyidir“ olduğunu biliyorum.
Ama biz, “nüsübet” diyoruz, kalsın…
Neden kullandım ama?
Çünkü bu yaşanan olay, bize Liman İşçileri Şirketi’nin nasıl bir “ucube” olduğunu gösterdi.
Demek ki, isteyen istediği gibi oynayabiliyor.
Limanlar gibi önemli bir merkez, tek elden, vurdumduymaz tavırlarla yönetilebiliyor.
Her türlü “şaibeye açık” işler de yapılabiliyor demek ki…
Oysa…
Bu proje, kamuoyu ile paylaşılabilirdi.
Devletin tüm kurumları böyle bir projeye “güçlü destek” verirdi.
Medya da verirdi.
Ama, “damdan düşer” gibi, türlü şüphe uyandıracak adımlar atıldı.
Yukarıda da yazdım…

Limanlar Dairesi Müdürü’nün önüne, doğru olmayan belgeler konuldu.
Sosyal Sigortalar da diyor ki, “Bize işveren yanlış bildirim yaptı…”
Düşünün, hissedar olan gençlerin bundan haberi yok.
Bülent Ecevit Emmi de diyor ki, “Bu güzel bir yatırımdı, şimdi işsiz kalacak olanları Havadis Gazetesi’nin önüne yığacağım, siz alın işe…”
Yatırım güzel de, “alengirli” işlere gerek var mıydı?
Ki, bu yatırımın yapılmasında Mısırlı işadamları ciddiyse, bu iş bir Bakanlar Kurulu kararına bakar…
Alengire, alavereye- dalavereye gerek yok.
Bu olay, Liman İşçileri Şirketi ve onun anayasaya aykırı olduğu mahkemece karara bağlanan yasasını b,ir kez daha gündeme getiriyor.

Kimse bizi, “işçinin hakkını yediniz” noktasına da taşımasın…
Bozulurum…
Herkes işini tam yapsın…
Yatırıma da işverene de en çok ihtiyaç duyulan dönemden geçiyoruz…