Aslında niyet beyan etti.
Sosyal medyadaki paylaşımlarına ve kendisine yakın olanların paylaşımına baktığım zaman, bir taraftan olası rakipler hırpalanırken, diğer taraftan da sorunlara teşhis konmaya çalışılıyor.
Peki, Kudret Özersay Cumhurbaşkanı adayı olur mu?
Sanırım olacak.
Algım bu yönde.
Tespitlerim de bu yönde.
Ancak, acele etmiyor.
Özersay, kısa bir dönem hariç, yaklaşık dört yıldır müzakere sürecini yürütüyor.
Bana göre, başarısız bir müzakere süreci yürütülüyor.
Bunun neden Özersay değildir elbette.
Yani, çözüme yönelik ileri adımları göremiyoruz.
Eroğlu döneminde, çözüm için ileri adım beklemek, ölü gözünden yaş beklemek gibi bir şey.
Özersay, bu anlamda, ısrarla müzakereci olmaya devam ediyor.
Neden?
“Makam sevgisi” olarak açıklanamayacağına göre…
“Belki bir katkım olur” düşüncesi olabilir.
Ya da bizim görmediklerimiz, göremediklerimiz var.
Ancak, Özdil Nami’nin çıkışını anımsayalım…
Nami, “Müzakerelerin başı ile müzakerecinin olası iki aday olmasını” sorguladı, gelen bir soru üzerine. Bunu daha çok tartışacağız ama, Aytuğ Türkkan sordu, ilk sorgulayan da Nami oldu.
Müzakereleri yürütmekle görevli Kudret Özersay, olası adaylar arasında. “Ben aday değilim” demiyor.
Eroğlu’nun da zaten aday olması bekleniyor. Hani kendisi, bıraksa, etrafı bırakmayacak zaten…
Eroğlu kim?
Cumhurbaşkanı.
Kudret Özersay’ın yürüttüğü müzakere sürecine yön veren kişi.
Yani, yaklaşık dört yıldır, “Eroğlu-Özersay” ikilisi bu süreci yürütüyor.
Aksi varsa, bu açıklanabilir.
Özersay’ı, ABD, AB, Türkiye ya da başka bir uluslar arası makam görevlendirmedi.
Eroğlu’nun izni, onayı ve takdiri ile Özersay “müzakereci”…
Şimdi, ikisinin de aday olması konuşuluyor.
Bu izaha muhtaç değil mi?
İkisi de aynı sürecin parçası.
İkisi de aynı tutanakları okuyarak sürece yön veriyor.
Özersay, Eroğlu’nun onayladığı konuları masaya götürüyor.
Özersay adaylık sinyali veriyor, bu sır değil.
Sosyal medya üzerinden de bu çalışmaların başladığını görüyoruz.
“Dit dit dit” döneminden bu güne, Özersay’ın bir iddiası olduğu da muhakkak.
Ancak, bu konu izaha muhtaç…
Soru şudur:
“Eroğlu’nun Kıbrıs konusunda kalıp bir bilgi ve cümleler dışında alakası olmadığını biliyoruz. Özersay’ın bu dönemde yapamadığı, yapmasına izin verilmeyen bir şey var mı? Yeni dönemde yapmak istediği nedir? Ne bugünden farklı olacak?”
Bu soru yalnızca müzakere masası için geçerlidir, altını çizeyim…
Yoksa?
Bir ihtimal kalıyor geriye…
O da, Eroğlu, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kudret Özersay’ın aday olmasını istiyor, kendisine de destek verecek.
Zira, Özersay’ın ikinci kez Saray’a gelişinde, bu fikrin öne çıktığı iddiası bir hayli fazla.
Ki ben, Özersay’ın şu anda müzakere sürecinin başında olmasına, pozitif bakıyorum.
Eroğlu’nun alternatif isimlerini düşündükçe…
“Şükür” bile diyebilir çözümü savunan herkes.
İki ayrı oda…
Ama…
Aynı santral…
Aynı giriş kapısı…
Aynı çıkış kapısı…
Aynı odacılar…
Aynı müzakere masası…
Her dakika olası toplantılar…
Ama, bu ortamdan iki aday çıkacak.
Bu konu izaha muhtaçtır.
İzah bekleyen herkes de haklıdır.
Özersay, siyaset yapıyor
Bu arada, bir teşhisi daha yapmak gerekiyor.
Özersay bir süreden bu yana, aktif olarak politika yapıyor.
Hedefinde siyasetçiler var, siyasetçilerin hedefinde de kendisi…
Gerek Toparlanıyoruz Hareketi, gerekse Temiz Toplum Derneği etrafında, kamuoyuna sunulanlar aslında siyasetin bir parçası.
Özersay, kimseyle -bazı istisnalar hariç- diyaloğa girmeden, toplumsal hastalıkları, kamudaki aksaklıkları, siyasetteki akıl tutulmalarını gündeme taşıyor.
Siyasetçileri hedef yapıyor.
Yani, “siyaset” de yapıyor aslında.
Olası bir Cumhurbaşkanlığı adaylığı…
Özersay’ın yabancı olmadığı bir ortam olacak…
Özersay, potansiyel Cumhurbaşkanı adayları arasındadır.
Umarım olur.
Enteresan bir süreç olacak.
































