Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, devletin tespit ettiği ödenmeyen vergilerle ilgili “yüzde 30” indirimi beğenmedi…
“Daha da indirim” anlamına gelen, “Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı” kılıfı ile yasayı geri yolladı.
KKTC bütçesi, 400 milyon TL’ye yaklaşan cari açıkla, tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşamaktadır.
Sadece “memur- emekli ödemeye” yeten bir çark dönmektedir.
Oysa, devletten kaçırıldığı, gizlendiği ya da ihmal edildiği gerekçesi ile kamu kasasına girmediği iddia edilen vergi oranının 400 milyon TL’yi geçtiği iddiaları vardır.
Maliye Bakanı Zeren Mungan bu konuda ketum davranıyor.
Cumhurbaşkanı’nın yasayı geri yollamasına sessiz kalıyor.
Vergi ödemeyen, gizleyen ya da ihmali bulunan şirket- işadamı isimleri ile ilgili Zeren Mungan son derece “korumacı” davranıyor.
Kamu ahlakı da belki bunu gerektiriyor.
Ancak, hükümet, “Bazı iş adamları istedi, cumhurbaşkanı da yasayı geri yolladı” diye, kamu alacağından vazgeçemez.
Başbakan’ın…
Başbakan Yardımcısı’nın…
Maliye Bakanı’nın…
Üçünün de, böyle bir lüksü yoktur.
“Korumacı” olabilirler, ama bunu halkın yararına yapmak durumundadırlar.
Mevcut yasa yürürlüktedir.
İlgili şirketlere yönelik “yüzde 30 bağış” yasalaşmadı…
Ama devlet, tespit ettiği verginin yüzde 100’ünü tahsil etmek yükümlülüğündedir.
Bu hükümet onu da yapmıyor…
Adil vergi toplamak için, Meclis’in açılması, bu yasa tasarısının bir daha mı tartışılması gerekiyor…
Meclis kapalı…
İş yapmak isterse, hükümetin olanakları mevcuttur…
Meclis açılana dek, “kanun hükmünde bir kararname” ile, yasa yerine geçecek bir uygulama başlayabilir.
Hükümet, “Eroğlu’ndan” daha farklı düşünüyorsa tabii…
Kamudan yana…
Halktan yana…
Adam gibi vergi veren işadamından yana…
Bordroluların ödedikleri vergilerden yana…
Bir gaile varsa, çözüm de vardır.
Dedikodular ayyuka çıktı.
Hükümet şimdi ciddi bir sınav verecek.
Vergi konusunda hükümetin eli- kolu bağlı değildir.
“Niyet var mı?”
Soru budur sayın Zeren Mungan…
Top sizde…
***
Talat hızla yıpranıyor
Şu anda, aklıselim herkes, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, yeni bir Eroğlu- Talat yarışı bekliyor.
Doğaldır…
Mustafa Akıncı, halkın siyasete bakış açısının değiştiği bu ortamda, Akıncı yeni bir alternatif olarak durmaktadır.
Kudret Özersay ise, aday olmak istediğini beyan ederken, en çok tepkiyi de Cumhurbaşkanlığı sarayına yakın çevrelerden almaktadır.
UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün ve DP Genel Başkanı Serdar Denktaş ise, hale hazırda, “Bizim adayımız Dr. Derviş Eroğlu” demektedirler.
Tereddüt dahi etmeden…
“İsterse aday Eroğlu…”
Peki ya CTP ne yapıyor bu konuda…
Potansiyel Cumhurbaşkanı adayı Mehmet Ali Talat, “Parti aday gösterirse adayım, göstermezse, aday olmak için aklımı peynir ekmekle yemedim” diyor.
Yani, bu konuda CTP’nin adım atmasını bekliyor.
CTP yönetimi ise, bu konuda net değil.
Bir tek milletvekilleri Asım Akansoy ve Birikim Özgür kişisel görüşlerini, “Mehmet Ali Talat” olarak açıklamıştır.
UBP ve DP yönetimi bu konuda net…
Ama Talat konusunda CTP halen tartışıyor.
Bu tartışma Talat’ı yıpratıyor.
Aday yapılır ya da yapılmaz başka bir şeydir.
“Potansiyel aday Talat ama, kazanmak için Talat yeterli olmayabilir” gibi bir propaganda son günlerde ayyuka çıktı.
Haliyle, “kazanacak aday” belli.
O da Sibel Siber…
Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı döneminde halkla kurduğu iletişim, Yeşılırmak’tan Dipkarpaz’a büyük bir enerji ile tüm etkinliklerde yer alması, halkla iç içe olması, Siber’i de potansiyel adaylar arasına soktu.
Ancak, Cumhuriyetçi Türk Partisi, bugün, halen daha kendi Cumhurbaşkanı adayı ile ilgili net konuşamıyorsa, bu seçime parti için bölün melerle gidileceği kesindir.
Talat nerede yanlış yaptı?
2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, “CTP’lilere uzak durmak, parti içi birçok soruna müdahale etmemek” suçlaması ile karşı karşıya.
Eroğlu’nun UBP ve DP ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynamasını sert bir şekilde eleştirenler, Talat için daha farklı yaklaşım sergiliyor…
“CTP içi sorunlara neden müdahale etmedi?”
Peki Talat, bu kavgalara karışmayarak doğru mu yaptı?
Bunun tartışılması gerekmektedir.
Zira, “Cumhurbaşkanlığı makamına giden birisinin partiler üstü” konumu, hem anayasa ama daha da önemlisi siyasi etik ve ahlak gereğidir.
Talat, Cumhurbaşkanı seçildiği andan itibaren, CTP içi kavgalardan uzak durmaya çalıştı, müdahalesinin beklenildiği anlarda kayıtsız kaldı, kapısına “gel partinin başına geç” diye gidenlere “hayır” yanıtını verdi.
Bu tavır, CTP içerisinde tartışılıyor.
Ve…
CTP yetkilileri halen daha, “Talat” diyemiyorsa, demiyorsa ve “Parti organları tartışacak” yollu cümlelerle konu geçiştiriliyorsa…
Sorun vardır.
CTP liderliği için, Talat ismi, üzerinde tartışılacak ve alternatifleri değerlendirilecek bir noktadaysa…
Talat’ın yerinde olsam, bugün, “aday olmak istemediğimi” açıklarım…
































